• $9,3505
  • €10,872
  • 530.8
  • 1417.7
25 Haziran 2021 Cuma

Sessizliğin derinliği

Küçük bıçağım ile

Üşmem çimeni üşmem

Müşteriler çoğaldı

Daha peşine düşmem."

Öyle bir vakit seçmişiz ki sanki zamanda dipsiz bir kuyuya düştük. Sessizlik kuyusu bu.

Evimin penceresi aynı anda üç vadiyi, dereyi-tepeyi, ağacı-çiçeği, börtü-böceği, yeşili-yeşili-yeşili görürken, gri de olsa gökyüzünü temaşa ederken, yer yer tepede-vadide sis dalgalarının hareketini izlerken;

Kuyudan bahsetmek nasıl bir şeyse, öyle bir kuyu bu...

Kuş sesleri ve böcek gıcırtılarından başka ses yok.

Kimse bahçe 'atlamıyor', odun kesmiyor, belli ki zamanı değil. Paldır vurmak ve ot biçmek içinse henüz zaman erken...

Çocukluğumda 'radyo Melehat' vardı. Radyoda 'Yurttan Sesler' veya benzerleri başladığında radyosunu pencerenin önüne koyardı ve biz, bütün mahalle evde, bahçede, tarlada onu dinlerdik.

Anlaşılan şimdi o da yok.

Muhteşem bir sessizlik, yaman bir sessizlik, acı bir sessizlik, derin bir sessizlik...

İyi ki bu vakitte buradayız

İyi ki köydeyiz

"Oy Görele Görele

Bilemedim huyunu

Ben varıp içeceğim

Gadırga'nın suyunu"

2

Herhalde dünyanın büyük bir bölümünde bitkisel yemeklere bir ilgi var son yıllarda. Yani 'ot yemekleri'ne...

Ot yemekleriyle öne çıkan yerlerden biri de kuşkusuz Karadeniz Bölgesi'dir.

Giresun'dur, Görele'dir, Terziali Köyü'dür.

Hamdolsun bizde 'hoşuran otduğu'ndan 'merucan kavurması'na kadar yeterince tattık.

Ancak bir şeyi iyi bilmek lazım.

Bugün, bir anlamda üst düzey, kaliteli bir tercih konusu olan bu yemekler haddizatında bir yokluk yemeğidir.

Öyle ki neredeyse bizim çocukluğumuzda dahi, et yemek belki kurbandan kurbana mümkünken, mısır ekilip-biçilip-ekmek edildiği için hamur kültürü/imkanı da olmadığından, analarımız doğada zararlı olmayan, yenebilecek kıvamda bulduğu her ottan yemek yapmış.

3

Harun emmi anlattı: Şurda 40'lı yıllarda, buğday/buğday unu/buğday ekmeği bir tarafa, mısır da kalmayınca, babası (Mehmet Amca) Uluköy'e arpa almaya gider.

Gidip-gelirken yemek için torbasında haşlanmış armut vardır sadece.

Aldığı arpayı Zantarı değirmeninde öğüttükten sonra Soğanlık başına gelince Mehmet emmi eve seslenir: "Fadime! Geliyorum, saçı ocağa koy!"

Böyle durumlarda gel de ot yemeklerine kaşığı çalma ya da parmaklarınla yemeğe dalma...

Yaşasın otlarımız.

<p> </p>

Trabzonspor-Fenerbahçe Maç Yorumu Hakemin hatası var mıydı?

Cerrahpaşa'da yeni yoğun bakım servisleri açıldı

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar