• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
1 Ocak 2020 Çarşamba

Secdeciler ne oldu?

Geçenlerde bir dost meclisinde gündeme geldi. Hani, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, bir değil, birkaç yerde çocukların Atatürk heykeli önünde secdeye varmış resimleri/görüntüleri yayınlanmıştı. Merak ettik; acaba bunların müsebbipleri hakkında ne işlem yapıldı; öğretmenler, görevliler şimdi nerde, ne yapıyor?.. diye.

İçimizden birisi dedi ki; eğer Milli Eğitim Bakanlığı geleneklerine sahip çıkıyorsa, ki ben yönetim katında değilse bile dipten dibe öyle olduğuna inanıyorum, Bakanlık o kişiler hakkında ciddi bir işlem yapmamıştır. En fazlasıyla bir kınama cezasıyla olayı kapatmıştır. O eylemlerin sorumluları halen görevlerine devam etmektedir.

Niye diye sormak hepinizin hakkı, diye devam etti arkadaş;

Bakınız beyler; cumhuriyetin onuncu yılında devlet, onuncu yıl kutlamalarında ve daha sonra kullanılmak üzere, 20 tanesi piyes, 3 tanesi roman, 2 tanesi şiir olmak üzere 25 eser seçti/yazdırdı. Sonra bunları devlet eliyle, devlet matbaasında bastırdı ve başta okullar ve halkevleri olmak üzere köylere varıncaya kadar bütün ülkeye dağıttı. Bu eserlerden bir tanesi de, Şaziye Berin Kurt’un ‘Baybiçe’ adıyla yazdığı romandır.

Romandaki kurguya göre; Gazi 1973 yılında hayattadır ve resmi bütün gazetelerin birinci sayfasını süslemektedir. Saçları beyazlamıştır ama gözleri ‘dahiyane gençlikle’ parıldamakta, Gazi yeniden yarattığı vatanın başında bir Allah gibi durmaktadır. Eser temel olarak artık 80 yaşında olan Baybiçe’nin çoğu önemli mevkilere gelmiş öğrencileri ile 1973 yılında cumhuriyetin 50. Yılı kutlanırken Boğaz’da bir araya gelişleri, eskiyi ve yeniyi karşılaştırmaları ve Gazi’ye karşı hissettikleri hakkındadır.

Sözü geçen toplantıda ‘Gazimizin yüce şerefine’, ‘billur kâsedeki kımız’ içildikten sonra, ortaya çıkan on dört yaşlarında bir genç kız (Melike) ‘Cumhuriyet dansı’ yapar. Bu dans, Gazi’nin heykeli önünde, şükran hislerini belirtmek için secde etmesiyle son bulur. ‘Melike secdesinden yine huşu içinde kalkarak güllerin arasından, akar gibi kaybolur…” Bu secde meselesi sadece bu romanda anlatılanla sınırlı değildir. Mesela 1931 yılında Bursa’da dikilen Gazi heykelinin kaidesinde; “Bu aziz heykelin önünde duran Türk, hürmetle eğil” diye yazar.

Yine 1930’ların başında İzmir Gazi heykelinin açılması vesilesiyle 28 Temmuz 1932 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde Yusuf Ziya Ortaç şunları yazar: “… Gazi’nin İzmir’e dikilen heykeli, acaba muvaffak olunmuş bir sanat eseri midir? Bence bunu düşünmeye lüzum yoktur… Bir milletin talihine çökmüş geceyi, bir ziya dalgası gibi aydınlatan o baş bir faninin eliyle tunç parçasına nasıl işlenebilir?.. İzmir’e, İstanbul’a, Ankara’ya dikilen heykellerin yerine birer kaya parçası bile konsaydı, biz karşılarında gene aynı ruh ürpermesini duyacaktık…”

Bilmem anlaşıldı mı Milli Eğitim’deki secde meselesinin nerelerden kaynaklandığı?

Not 1: Onuncu yıl kutlamalarına ait bilgiler Onur Atalay’ın Türk’e Tapmak isimli kitabından alınmıştır.

Not 2: Meraklısı için; söz konusu edilen ve alıntılar yapılan roman 1937 yılında Devlet Matbaası tarafından basılmıştır.

Not 3: Bundan sonraki yazı günlerimiz çarşamba ve pazar şeklinde devam edecektir.

<p>Başkan Erdoğan Ayasofya Camii'nin ibadete açılışını sosyal medya hesabından video ile kutladı. Er

Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya'nın Dirilişi' paylaşımı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?