• $8,1456
  • €9,6909
  • 452.477
  • 1368.41
15 Şubat 2015 Pazar

Müzeyyen Senar’ın biten hayatı (2)

Ömer Özbay’ın tamamlanmamış romanı. Asaf Halet Çelebi ve Müzeyyen Senar’ın biten hayatı. İslamcılığın Tasfiyesi. (2)

4

Yeni Şafak’ta İsmail Kılıçarslan bir kez daha ‘İslamcılık’ üzerine yazmış.
O da 60-70-80’li yıllarda en verimli devrini yaşayan Türkiye İslamcılığının bittiğini, yenilenmediğini söyleyerek, geleceğe dair karamsarlığını dile getirmiş;
“Artık şunu cesaretle konuşmalıyız: İslamcılık, tüm dünyada hem dışarıdan hem içeriden fena halde kuşatılmıştır ve gelinen aşama artık ‘tasfiye’ aşamasıdır” şeklinde.
Bir kez daha yinelemekte fayda var.
Hayat ‘mutlak kopuş’lar şeklinde devam etmemekte, bir süreklilik arz etmektedir.
Kılıçarslan geçmişte tanıklık ettiği ve yaşadığı ‘İslamcılık’a dair tezahürleri bugün göremediği için onun bittiğini, tasfiye edilmeye çalışıldığını söylüyor.
Oysa biten veya tasfiye olan bir şey yok.
Her şey gibi İslamcılık da değişerek ve evrilerek devam ediyor.
Geleceğin İslamcılığının nasıl evrileceğini öngörebilmek için geçmişin İslamcılığının hangi sosyal, ekonomik ve siyasal şartlarda başlayıp bugünlere geldiğini bilmek gerekir.
Bu konuda yapılan bir çalışmadan bahsetmek isterim sizlere:
Ömer Özbay’ın tamamlanmamış romanı…
5
Ömer Özbay 70’li yılların İslamcılarından biri olup, hatta ‘profesyonel İslamcı’ diye tanımlanmış;
O yıllarda daha çok şairliğiyle temayüz etmiş birisiydi.
Ancak daha sonra, özellikle Hüseyin Besli ile birlikte yazdığı ‘Bir Liderin Doğuşu’ kitabıyla gördük ki, Özbay’ın nesir dili de en az şiiri kadar başarılıdır.
İşte o Ömer Özbay, bir müddetten beri kendi hayatından yola çıkarak 70’li ve 80’li yılların İslamcılarını da anlatacak bir dönem romanı yazmaktadır.
Bittiğinde hepimiz göreceğiz ki Özbay’ın romanı o devir İslamcılarının nasıl bir çevreden geldiğini anlatan en önemli eserlerden birisi olacaktır.
Şimdilik sizlere söz konusu romandan tadımlık bir bölüm sunmakla yetinelim.
O sabah kıza baktığında, karşısında bakımsız sarı saçlarını arkada toplayarak zayıf ve solgun yüzünü iyice ortaya çıkaran ve daha ilk bakışta semt pazarından alındığı kolayca belli olan ucuz giysileriyle son derece gösterişsiz, kendi halinde, sessiz bir kız vardı. İlgisini çeken tek güzellik, kızın yeşile çalan gri gözlerinde yakaladığı hüzündü. Kim bilir, belki de bu hüzün bile, o yeşile çalan gri gözlerin büyüsüne kapılan, fakat bunu kendine dahi itiraf etme cesaretini hiçbir zaman bulamayacak olan Cesi’nin bir yakıştırmasıydı. Çünkü bir kadına yalnızca fiziki güzelliğinden dolayı yakınlık hissetmeyi alçaltıcı buluyordu. Sahiciliğin peşindeydi; ve bir kadın, ancak gözlerinde müphem bir hüznü gizliyorsa sahici ve güzeldi.
Hayatın başına sardığı bunca gaile arasında acı çekerken, salgı bezlerinin kışkırtmasıyla kendisini oynaşmaya çağıran hüzünden müstağni bir çift göz, ne kadar sahici olabilirdi, hangi acıyı söküp atabilirdi ruhundan?
Cesi, bu soruların cevabını bilmiyordu. Çünkü hiç denememişti. İçinden geldiği yaşam geleneği, deneyerek öğrenmesini engelliyordu. Ruhunu ve bedenini günah çitleriyle kuşatılmış bir alandan hep uzak tutmuş; bu çitlerin ötesinde kalan gerçeklikle hiç yüzleşmemişti. On sekiz yaşına girmek üzereydi; bu güne kadar, bir kızla hiç el ele tutuşmuş muydu, hiçbir kızı öpmüş müydü dudaklarından?.. Ne münasebet!.. Her durumda, nefsi emmaresinin kışkırtmalarına kayıtsız kalmasını bilmişti. Ne zaman o yasak alanın kıyısına bucağına salt çocukça bir merakla bile yaklaşmaya kalkışsa, başta merhum babasının sızlayan kemikleri olmak üzere, dedesiyle ninesini ve daha nicesini karşısında buluyordu. Haylazlığa vurup onları savuştursa bile, hemen arkada Hulefa i Raşidinvardı. Selefi salihin ve Etbaı Tabii’nin ileri gelenlerini, önde gidenlerini ve ille de Efendi Hazretleri’ni, aşabilecek miydi? Her akşam yatağa uzandığında, bilinçaltında voltaya çıkan, ashabdan Hamza’yı, Ali’yi, menakıbdanEba Müslim Horasani’yi, Battal Gazi’yi, herbiri kendi çapında yiğitlikte nam salmış, cömertlik,cesaret ve güzel ahlak timsali büyüklerini görmezden gelmek hangi racona uyar, hangi vicdana sığardı?

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Muş'un yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı

Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Müzesi'nde sergileniyor

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor