• $9,4986
  • €11,0396
  • 548.591
  • 1519.25
21 Mayıs 2015 Perşembe

HDP ‘çevre’yi temsil edebilir mi?

1
Milletvekilleri aday listeleri açıklandıktan sonra AK Parti listeleri üzerinden yaptığımız analizde; “AK Parti siyaseten merkeze oturmuş olsa da, AK Parti’ye oy verenlerin çoğunluğu hâlâ çevrede” demiştik.
AK Parti’nin İstanbul mitingi bu gerçeği bize bir kez daha açık ve net bir şekilde göstermiş oldu. İstanbul trafiğinde bir vatandaşın mitinge katılması başlı başına sosyolojik bir incelemeyi hak edecek kadar kıymetlidir.
Miting alanına ulaşmanın zorluğu yanında saatlerce ayakta durmayı göze almak, başta tuvalet ihtiyacı olmak üzere başka birçok ihtiyacı ertelemek ancak çevreden siyasete katılma talebinde bulunanlarca gösterilecek bir davranıştır.
Merkezde konuşlanmış, bir anlamda beyazlaşmış bireylerden hiçbirisini, hangi partiyi desteklerse desteklesin İstanbul şartlarında bir mitinge sıradan bir katılımcı olarak dahil edemezsiniz.
Onlar ancak bu tür mitingleri gazeteci, gözlemci, araştırmacı gibi sıfatlarla, kendileri için hazırlanmış özel imkânlardan faydalanarak izleyebilirler.
2
Söz konusu değerlendirme yazılarımda ayrıca, AK Parti yöneticilerine seslenerek; “Henüz çevrede yeni bir güç birikimi yok. Öyleyse kimi telaşınız ve acemiliğinizin gereği nedir?” diye sormuştuk.
İlerleyen süreç daha iyi gösterdi ki, gerçekten de AK Parti’yi tehdit edecek yeni bir çevresel güçten/dalgadan söz etmek mümkün değil.
Her ne kadar bir ‘proje’ de olsa bu potansiyeli HDP taşıyordu.
Ancak başta Genel Başkan Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP yöneticilerinin kurduğu ve kullandığı dil sayesinde bu potansiyelden iyice uzaklaşmış durumdalar.
Bugün itibarıyla.
Demirtaş’ın Cihangir’le özdeşleşen seçkinci sınıfa şirinlikler yapması bir tarafa özellikle din üzerinden geliştirdiği söylemler HDP’yi çevreden tamamen koparmaktadır.
Parti aidiyeti ne olursa olsun, Türkiye’de çevre dediğimiz kesimin en belirgin özelliklerinden bir tanesi kuşkusuz dindarlıklarıdır.
Bu Türkler içinde böyledir, Kürtler içinde böyledir.
Bu nedenle dini hafife alan, karalayan ve aşağılayan her söylem ve eylem çevre tarafından dışlanır ve ötelenir.
Taksim-Kâbe benzetmesi yetmezmiş gibi;
HDP’nin Alevi bildirgesi de aynı sonucu doğuracak cinstendir.
Eğri oturup, doğru söylemek gerekirse, Türkiye sosyolojisinde Aleviler çevreye ait değildir.
CHP’ye eklenmeleri nedeniyle Aleviler merkezi bir unsur haline gelmişlerdir.
Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.
Kaldı ki aynı bildiride Alevilere şirin görünmek adına ortaya koyulan kimi teklif, öneri ve vaatler Sünni Türkleri de Kürtleri de tedirgin etmiştir.
Ayrıca HDP’nin bu bağlam en büyük yanlışı siyasetini diğer partiler gibi Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerine kurmasıdır.
Çünkü Tayyip Erdoğan hâlâ çevrenin vazgeçilmez idolü ve lideridir.
“Seni başkan yapmayacağız” cümlesi için Demirtaş’ın yanlışları/gaflarından birisi demiş geçmiştik.
Öğrendik ki bu cümlenin mucidi, Demirtaş değil, Sırrı Süreyya Önder’miş.
Akıllı biri gibi duruyordu Önder.
Daha doğrusu HDP içinde bütün halklara en yakın figür gibiydi. O da bu denli aklını Tayyip Erdoğan ile bozdu ise, HDP bitmiş, doğmadan mevta olmuş demektir.
AK Parti hâlâ rakipsiz bir biçimde yoluna devam etmektedir vesselam.

<p>Eğitimlerini aldılar, küreklerini hazırladılar. Bu kez doktorlarıyla beraber hastanede değil, kay

Kansere karşı kürek çektiler

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu