• $13,6383
  • €15,4243
  • 781.354
  • 1950.3
29 Nisan 2018 Pazar

GÜL’ün adaylığı hakkında

1

Mahalleden kaçıp Hürriyet’e kapağı atan malum zat diyor ki dünkü yazısında;

“Eğer Abdullah Gül muhalefetin çatı adayı olsaydı…

Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından işler çok ama çok daha kolay olurdu. İlk turda %55’le garanti seçilirdi. (…)

Durum böyle olduğu halde…

Erdoğan ve Ak Parti kurmayları, neden ‘Keşke Abdullah Gül çatı aday olsa, bu bizim işimize gelir’ demediler?

Hatta ve hatta…

Neden Abdullah Gül’ün çatı aday olarak çıkmaması için çabaladılar?

İşte işin bu kısmını gerçekten anlamış değilim.”

Anlaşılan o ki yazının sahibi içinde bulunduğu çevrenin şartları/havası gereği eski mahalleye ait duygularını ve değerlerini tamamen kaybetmiş.

Eğer öyle olmasaydı “işin bu kısmını gerçekten anlamış değilim…” gibi bir cümle kurmazdı.

2

Evet, Abdullah Gül’ün adaylık girişimi Ak Parti camiasını rahatsız etmiştir.

Ama bunun nedeni seçimlere dair bir handikap oluşturması değildir.

Hatta, yazıda da belirtildiği gibi, seçimin daha rahat alınmasına vesile bile olabilirdi… Buna rağmen Ak Parti camiası yani muhafazakarlar, düz söyleyelim dindarlar/İslamcılar bu durumdan rahatsız olmuşlardır.

Çünkü; 15 yıllık aralıksız iktidar olmanın getirdiği kaçınılmaz yıpranılmışlığa, yozlaşmaya, kirlenmişliğe rağmen Ak Parti’de siyaset yapanların kahir ekseriyeti için hala siyaset, siyaset olmaktan öte ve önce bir dava meselesidir.

Dava sahipleri her ne kadar yol üzerinde tökezlemelerin, geride kalmaların, hatta savrulmaların her zaman vuku bulacağını biliyor olsalar da; dava arkadaşlarından birinin karşıt blokta aktif rol almalarından rahatsız olurlar.

Üstelik bu rahatsızlık tek boyutlu da değildir.

Bu savrulmanın davaya vereceği zarar kadar, dava arkadaşlarından birinin sakil bir duruma düşmesi de en az birincisi kadar üzüntü kaynağıdır, davadaşlar için.

Ne yazık ki, sayın Gül böyle bir travma yaşatmıştır dostlarına, arkadaşlarına, davadaşlarına.

3

Sayın Gül’ün söz konusu gelişmelerden sonra ‘aday değilim’ diye açıklama yapması bu yarayı tımar etmeye yetmez.

Kendi açıklamalarından da görüldüğü gibi, böyle bir pozisyonda yer almaya niyetlenmiş, faaliyet içine girmiş; ancak bu yarışa katılmak için elzem gördüğü şartların oluşmadığı için geri çekilmiştir.

Bu yolda niyet ile fiil özdeştir, aynıdır.

Ayrıca kişisel zaviyeden baktığımda;

Abdullah Gül’ün Tayyip Erdoğan’a karşı aday olması/olmak istemesi;

Geçmişe doğru uzun bir tarihi süreçte pek çok olaylara ve badirelere rağmen iki dindar kişinin karşı karşıya gelmesi açısından da manidardır, mecaz yüklüdür, önemlidir.

Böyle bir halin yaşanmış olması, FETÖ’nün de dindar görünümlü bir geçmişten gelmesi düşünülürse, daha da bir anlam ve önem kazanmaktadır.

Bu vadide son söz; (Fadime Özkan’ın kulaklarını çınlatarak) acaba Türkiye üzerinde gelecek tasavvurunda bulunanlar, Kemalist CHP’den tamamen umudunu kestiği için; (galat da olsa yerleşik tabiriyle söylersek) memnun olmadıkları sağ iktidara karşı yeni bir sağ oluşumun imkanlarını mı aramaktadırlar?

<p> </p>

Mesut Özil - Vitor Pereira arasında soğuk savaş devam mı ediyor?

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri