• $9,5143
  • €11,1014
  • 546.691
  • 1455.42
7 Ağustos 2014 Perşembe

Fatiha

1

AK Parti’nin kurulduğu, her şeyin yeniden bir daha tartışıldığı, tanımlandığı fikre ve ilkeye dönüştüğü heyecanlı, sıcak, samimi, özverili günler.
Üzerinde ısrarla durulan ve dikkat edilen hususlardan bir tanesi de dil ve üslup meselesi.
Malum AK Parti kurucularının büyük çoğunluğu Milli Görüş kökenli.
Milli Görüş’ün de siyasetten daha çok dini yapılanmaya uygun bir dili olduğu hepimizin malumu.
AK Parti kurucuları, başka birçok sebeple beraber, gerçekte halkla yeterli iletişimin kurulamayışında kullanılan bu dilin de önemli bir payı olduğuna inandığı için yeni partide, bütün Türkiye’yi kucaklayacak bir dil oluşturulması konusunda ittifak etmiş durumda.
En çok da Genel Başkan R. Tayyip Erdoğan’ın dili konusunda hassas davranılıyor.
Bu nedenle o günlerde en netameli pozisyonda bulunan ama en çok da hatırı sorulan kişi Erdoğan’ın metinlerinden sorumlu Hüseyin Besli ve arkadaşları.
Dil konusundaki hassasiyetin geçmişte bütün Türkiye’yi kucaklayacak bir dil oluşturamamış olmanın handikaplarının ve eksikliklerinin yaşanmışlığı yanında,
bir başka önemli husus ise, siyaset kurumu üzerinde vesayet sahibi çevrelerin ve odakların hışmına uğramamak, geçmişte çokça yaşandığı gibi parti kapatılmasına kadar uzanabilecek yol kazalarını karşılamamaktı.
Bu bağlamda atılan her adımın, söylenen her sözün bir riski ve korkulan bir karşılığı söz konusuydu.
Anadolu’nun bin yıllık sesinin siyasette ve meydanlarda yankılanması istenmiyordu.
2
Çok değil.
Bu söylediğim on beş yıl önceki Türkiye’ye ait gerçeklerdi.
Yönetim gücünü silahlı güçleri de yedeğine alarak ele geçirmiş oligarşik ve jakoben sınıf her şeyi kendi yaşam biçimlerine ve çıkarlarına uygun şekilde dizayn etmeyi doğal bir hak olarak görüyor, bu yapıyı bozmaya yönelik her türlü gelişme ve girişimi en kaba ve acımasız yöntemlerle bastırmakta bir beis görmüyordu.
3
Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olarak İstanbul’da yapılan mitingde eski Türkiye’nin artık geride kaldığına dair birçok söylemde bulundu.
Ama bunların içinde birisi vardı ki, tek başına eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı ortaya koymak bakımından,
On beş yılda Türkiye’nin nereden gelip nereye vardığını göstermesi açısından son derece anlamlı ve son derece önemli,
Tayyip Erdoğan İstanbul buluşmasında ve/veya vedasında Fatiha Suresi’ni okudu,
Fatiha; hem son hem başlangıç.
Fatiha; hem geçmişin özeti, hem geleceğin cevherini içinde taşıyan.
Fatiha; hem ölenlere, göçenlere, gidenlere saygı, hem geleceğe, yeniye, gelenlere selam.
Fatiha ile kapıları açılan yeni Türkiye hayırlı olsun, payidar olsun, daimi olsun; içinde yaşayan insanların ve grupların birbirinden razı olduğu bir ülke olsun; yıldızı hep parlasın; zalimlerin korkusu, mazlumların dostu olsun; şiarı adalet ve özgürlük olsun, vatandaşları mutlu olsun... Amin.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu