• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
20 Ekim 2016 Perşembe

“Eskiden…”

1

Malum, salı günleri siyasi partilerin grup toplantısı yapılır, bu toplantılarda parti liderleri bir konuşma yaparak gündemi değerlendirir.

Yine malum, Kemal Kılıçdaroğlu da bir siyasi partinin genel başkanıdır.

Geçtiğimiz salı günü partisinin grup toplantısında Kılıçdaroğlu diyor ki; “eskiden Ortadoğu’da kuş uçsa Türkiye’ye sorulurdu…”

2

Kuşkusuz insan (genellikle) tarihi bir varlıktır.

Bugünü anlamlandırırken ve/veya geleceğe ait tasavvurlarda bulunurken geçmişinden bağımsız hareket edemez. Çünkü geçmiş bir anlamda ‘şimdi’ye ve ‘geleceğe’ bitişiktir.

Aksi halde tutarlılık, sürdürülebilirlik, öngörebilirlik (dolayısıyla adalet), hukuk, sistem, nizam vs. gibi kavramlar bir anda buharlaşıp kaybolur. Bu kavramların buharlaştığı toplumlarda ise ancak kaos vardır.

3

Bu girişten sonra, Kılıçdaroğlu’nun sözlerine bakıldığında; en hafif tanımlamayla; bu kadar tarihten, dolayısıyla kendisinden habersiz birisi nasıl oluyor da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ana muhalefet partisine genel başkan olabiliyor? İşin daha da vahimi, Kılıçdaroğlu bunları söylüyor da onu dinleyenlerde bu sözleri alkışlayabiliyor? Yani CHP topyekûn bir anda tarihin, zamanın dışına savrulabiliyor?

4

Kılıçdaroğlu, ‘eskiden’ derken ne kadar eskiyi kastediyor bilmiyoruz. Ama belli ki CHP’nin iktidar olduğu dönemleri kastediyor.

Şimdi bakalım:

Bugünlerde gazetelerde ( yeterince ilgi gösterilmemesine rağmen) yer alan bir haber var:

Kayseri’de toprağın altına gömülmüş uçaklar ortaya çıkmış. Ortaya çıkan uçaklar Alman menşeli ve yerli yapım.

İşin aslı şu: Türkiye 30’lu yılların ortalarından itibaren dünyadaki gelişmelere paralel olarak uçak imalatına girecek girişimlerde bulunur.

Önce büyük sanayici Nuri Demirağ başarır yerli uçak yapmayı. Ancak zamanın iktidar partisi CHP’nin lideri ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü (bu arada yine güncel tartışmalardan olan ‘başkanlık’ ve ‘partili Cumhurbaşkanı’ meselesine de bir selam vermiş olalım) eliyle bu uçaklar yok edilir, bu yol kapatılır.

Daha sonra, 2. Dünya Savaşı devam ederken Almanlardan uçak satın alınır, devam eden süreçte ise Alman menşeli bu uçaklar Türkiye’de üretilmeye başlar. Üretim başarılmıştır. 1947’lere gelindiğinde, savaşın galibi ve dünyanın yeni patronu ABD devreye girer.

ABD; Türkiye’den elinde bulunan bütün uçakları devre dışı bırakmasını istediği gibi; bunun karşılığında kendi imalatı uçakları verir, yerli imalatında durdurulmasını ister. “Biz size sizin mal ettiğinizden daha ucuza hatta hibe olarak uçaklar veririz, siz bir tarım ülkesi olarak uçak imalatını bırakın, o fabrikada traktör imal edin…” der.

Gerçekten de öyle olur.

İnönü liderliğindeki CHP, ABD’nin söylediklerini harfiyen uygular. Türkiye bir anlamda treni kaçırmıştır. Ondan sonra bir daha da kaçan treni yakalama imkânı bulamaz.

Bu durum sadece uçak imalatıyla sınırlı değildir kuşkusuz. Türkiye’nin bağımsızlığını ve kendi kendine yeterliliğini sağlayacak her girişim CHP tarafından engellenir.

5

Şimdi Kılıçdaroğlu’na sorulması gereken soru:

“Senin kastettiğin geçmiş bu mu? Daha eskisi mi, daha yenisi mi? hangi geçmiş? Yoksa bu ülke vatandaşlarının tamamını hafızasız, geçmişi olmayan kişiler olarak mı görüyorsun? Gel istersen vazgeç geçmişi kurcalamaktan, geçmişin enkazı altından işine yarayacak bir şey çıkarma ihtimali ve imkânı yok. Aksi halde, geçmişin hatalarından ve yanlışlarından kurtulma yolunda yoğun çaba harcayan yeni Türkiye’de kendinize yer bulmanız gittikçe imkânsızlaşacaktır.”

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!