• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
4 Ağustos 2023 Cuma

Dereden geçmek

Bir delikanlı uğradı geçenlerde. Arugalun Hafız'ın Abidin'in torunu, Ömer'in oğluymuş. Bu arada Ömer, abimin ilkokuldan ve ortaokuldan sınıf arkadaşı...

Anasıyla beraber sıla-i rahim için gelmişler, bizi görünce durup uğradılar.

Şuradan-buradan, 'şahane eski günler'den sohbet ederken, masanın bir yanına ilişmiş olan Yeter (halamın kızı, amcaoğlunun eşi) titrek bir sesle sohbete girdi.

Oğlum! dedi... Senden helallik almak istiyorum...

"Sene 1968, ilk çocuğuma, Nurgül'e hamileyim, köyde anamın-babamın yanında kalıyorum. Doğum anı geldi, köy ebesi Ürkiye Hala epey uğraştı fakat doğum gerçekleşmedi, bunun üzerine çarşının doktoruna gitmeye karar verdik... (O sıralar bizim tarafta/bizim köyde araba yolu yok) Karşıki yola geçmek için derenin kenarına indik... (Sahi doğum yapıp-yapamamak durumunda olan birisi yaklaşık 2 km uzunluğundaki engebeli o yolu nasıl yürüdü... Bunu anlatmadı. En kısa zamanda bunu Yeter'e sormalıyım) Bir de ne görelim okarulara (yukarılara) yağmur yağmış, sel olmuş, dere dümdüz. Bizim o dereden geçmemiz imkânsız. Yanımızda bulunan amcaoğlu Necmettin bizi bir eve götürdü, gittiğimiz o ev senin dedenin, Abidin abinin eviydi. Abidin abi beni ters bir vaziyette, (bebeğe zarar gelir korkusuyla, sırtı sırtıma gelecek şekilde...) sırtına sardı ve dereden geçirdi, halaların da vardı, onlar da anamı-babamı geçirdi... Onlar dere kenarında yaşadığı için hangi dereden nasıl geçilir bizden çok iyi biliyordu...

Belki, başlarda, gençlik işte aklıma gelmemiş olabilir ya da utanmış olabilirim, dedenden helallik istememiştim. Sonra gurbet işte, her birimiz bir tarafa savrulduk. Büyüdükçe, büyüdükçe bu içime dert oldu, bugün yarın derken deden rahmetli oldu..." dedi ve sustu... Sustu ama hâlâ konuşuyordu sanki... Gözleri nemlenmiş, başını aşağı yukarı sallıyordu ve sanki diyordu ki; dedenin yerine senden helallik isteyebilir miyim?

Delikanlı da nemlenen gözleriyle öylece baktı baktı...

Sonra bir ara, anası söze girdi ve dedi ki; ben karşıki köyden, İmatlu'dan Kodaloğulları'ndanım. Çocukluğum ve genç kızlığım oradan buraya bakarak geçti; çok merak ederdim acaba oralar nasıldır diye, hayaller kurardım... Sonra gittik buralardan, burayı görmek nasip olmadı... Onca yıldan sonra bugüne nasipmiş, bütün köyü dolaştık...

Bu kez onun gözleri nemlenmişti...

Biz fazla sulu gözlü müyüz? Yoksa ağlanacak hallerimiz çok muydu?

Not: Bir gün, müstakilen Yeter'in zor geçtiği o derenin (Çanakçı Deresi) dününü özellikle bugününü yazmalıyım.

100 YIL ÖNCE

"Bundan bir ay kadar sonra, İslam Cemiyeti Sekreteri Sait S. Muhammedi, İçişleri Bakanı Fethi Bey'e 2 Eylül 1923 tarihli bir mektup göndererek "İslam âleminin dayanışmasını ve organik bağlarını korumak için halifenin ruhani imtiyazlarını kesin surette düzenli ve meşru bir esas üzerine tespit etmek gerek"tiğini söylemiş, İstanbul'un "Darülhilafe" olarak devletin ikinci bir başkenti yapılmasını istemişti.

Ağa Han, İsmet Paşa'ya gönderdiği halifelik hakkındaki mektubu sert tepkilerle karşılaşınca Times gazetesine bir açıklama yaparak kendisine yöneltilen "İngiliz telkini" ile hareket ettiği ve "padişahçıları teşvik" ettiği suçlamalarını reddetti. Mektupla ilgili yöneltilen bir diğer eleştiri de Ağa Han ile Seyit Emir Ali'nin, kendileri Sünni olmadıkları halde Sünni Müslümanların lideri sayılan halifenin durumuyla ilgili bir konuya müdahale etmeleri oldu.

Mektubu yayımlayan gazetelerin başyazarları ve sorumlu müdürleri, vatana ihanet suçu işledikleri gerekçesiyle İstiklal Mahkemesi'nde yargılandılar ve beraat ettiler. "

(Cumhuriyetin İlk Yılı, YKY)

<p>Şanlıurfa'da silah ve mühimmat kaçakçılarına yönelik operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. İl J

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu: 5 gözaltı

Filistinlilerin kefenleri Beyaz Saray önünde

70 bin TL'den başlıyor: Kaçıran pişman oluyor! İşte adeta kapış kapış giden otomobiller

Tokat'ta bir garaj alev alev yandı! 4 araç kullanılamaz hale geldi