• $8,3235
  • €10,1096
  • 489.96
  • 1442.49
25 Nisan 2021 Pazar

CHP'nin gittikçe daha da azgınlaşması üzerine…

Erkan Oğur'u dövüp döndürmeniz.

Dönmeyeceğini söylemesine rağmen Hulki Cevizoğlu'nu dövmeye devam etmeniz...

Beni şaşırtmıyor.

Dün; içinizden birisinin; "İktidara geldiğimizde gazeteleri kapatacağız..." demesi,

Sonra bir başkasının; "Sizi yargılayacağız ve yargılamayı TRT'den naklen yayınlayacağız..." diye höykürmesi,

Birilerinin/104 apoletli zevatın bir gece yarısı, şartlı cümlelerle seçimle iş başına gelmiş Cumhurbaşkanı'na ve onun kabinesine karşı bir ültimatom yayınlaması...

Ve son olarak Engin Altay isimli birinin Cumhurbaşkanı'na Menderes'in sonunu hatırlatması, yani; olmadı, seni darbe ile indirir ve idam ederiz... demeye getirmesi.

Ve de daha nice nobran ve saldırgan söz ve eylemlerde bulunmanız;

İnanın beni hiç şaşırtmıyor.

Çünkü bu haller sizin cibilliyetinizin gereğidir.

"Yalnız Yunan'ı değil, gırtlağından tutup dünyayı dize getirmiştim. Dahası var; bunu, milletten herhangi biri gibi düşünmüyorduk biz öğretmenler... Kurtuluşun temeli bizdik. Hak etmediğimiz bir şeyi kendimize yaraştırdık sanma! Kurtuluşun kendisi, hatta kendisinden bile daha kendisi olan kurtarıcılar söylüyordu bunu... İnsanların yüzde doksanı okuma yazma bilmeyen bir ülkede bir bilgisizlikle boğuşacak ordunun subaylarıydık. Kurtuluş Savaşı aslında Yunan'ı değil, milletin ters bahtını yenmişti. Biz, bilgisizliği, geriliği mi yenemeyecektir? İmkansızlık diye bir şey tanımıyorduk. Ayılması olmayan bir sarhoşluktu bu... Dünyanın en boş sözü, en olağan işi, millete karşı, lafta bile kalsa, herhangi bir alçakgönüllü davranış gözlerimizi hemen yaşartacak kadar duygulandırıyordu bizi... okullarda sıra yokmuş, ders aracı diye bir şey yokmuş, kimin umurunda? Okuttuğumuz kitaplardaki değerler Batı'dan basmakalıp alınmış, bize uymaz maskaralıklarmış, kim bakar?

(...) İnandıklarımızdan bir milimetre ayrılanları hain sayıyorduk... Kurtarıcıların her sözüne de ne kadar çelişmeli olursa olsun hemen inanıyorduk. Edilen lafların millet yaşayışındaki sonuçlarını izlemeye lüzum gören yoktu."

Aslında, sürü psikolojisi içinde bağırmanız;

Topluca efelenmeniz,

Sanal alemde hücuma kalkmanız.

Sizin gerçek kimliğinizi, ruh halinizi gizlemeye yetmez.

Siz aslında korkaksınız, yılgınsınız, yoksunsunuz, yorgunsunuz.

"Onuncu yıl mı? hangi onuncu yıl? Haa evet... Bu onuncu yıl çok önemli bir dönemeçtir, biz ülkücülerin ömründe... Bizim kuşaklar, bu dönemeçten sonra duydular ilk tüketici yorgunluğu... Ülkücü arkadaşlardan bazısının kendini içkiye, bazısının pokere vurması, bazısının da ilkokul son sınıf kızlarının yeni serpilen göğüslerini görmeye başlaması bu onuncu yıldan sonradır. Daha otuzuna varmadan ülkücülükten yorulmuştuk. Savaş görmemişti bizim kuşağın çoğunluğu... Öyleyse bu yorgunluk neyin nesiydi? Yorgunluk diyorum ama aslında yaşamaktan usanmaktı bu... Ayakları yere basmayan, gözle görünür ürün veremeyen ülkü yormuştu bizi... bir bakıma hiçbir şey yapmadan yorulmuştuk. Çabalamadık demiyorum. Olağanüstü büyük işler yapıyoruz sanmıştık. Birden, herhangi bir aylıkçı gibi, günü gün etmekle uğraştığımızı anladık. Avuntu ile gerçek, meğer şuurlarımızda çoktan beri boğuşuyormuş... bizi yoran da buymuş..."

Not: Alıntılar Kemal Tahir'in 'Bozkırdaki Çekirdek' adlı romanından alınmıştır.

<p>İşgalci İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik müdahalesi devam ederken,

Kudüs'te tepki çeken görüntü! Mescid-i Aksa'dan alevler yükselirken Yahudiler Kudüs Günü'nü kutladı

Adana'da polis, Engelliler Haftası dolayısıyla engellileri evlerinde ziyaret etti

''Mucize bitki''nin hasadına başlandı

Define arar gibi aradılar! Yüksek fiyatlara alıcı buluyor