• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
24 Temmuz 2016 Pazar

ÇENGELKÖY/KULELİ-4

1

Tavsamasın diye üç gündür dillendirdiğimiz teklifimizi bir kez daha hatırlatarak başlayalım.
Bir: Kuleli kapatılsın,
İki: Askeri eğitim sistemi yeniden yapılandırılmalı,
Üç: Askeri lise ve harp okullarında bulunan mevcut öğrencilerin orduyla ilişiği kesilmeli.
Ve bugünkü ilave teklifimiz: Askeri okullarda bulunan öğrencilerin ilişiğinin kesilmesinden sonra 3-4 yıllık bir boşluk ortaya çıkacağı dert edilmemelidir.
Eğer gerçekten bir boşluk oluşursa, bu yedeksubaylar arasından, gönüllülük esası temelinde, özel geliştirilecek bir seçme yöntemiyle doldurulabilir gayet rahatlıkla.
2
Alper: “BP’nin önünde askerlerle ilk temas kuran bendim… Elimi kaldırarak, ‘ben burada esnafım’ diye yaklaşmaya çalışmıştım ama üzerime ateş açtılar. Arkada başkaları da varmış, iki kişi vuruldu, bu küçük cüssemle onları Allegria Cafe’nin önüne kadar taşıdım, arkadaşlar aldı. Ben orada bir sokak arasına saklandım. İki kez Tuncay Abi’yi ikaz etmem üzerine komutanları ‘karşıda bağıranı indirin’ diye emir verince kaçtım.”
Fikret Morgül: “Askerlerin üzerimize ateş etmesiyle bir çok arkadaşımız yaralanmıştı. Onları arabalara atıp hastaneye gönderirken üstüm başım kan olmuştu. Üstümü değiştirebilir miyim diye işyerine gittiğimde arkadan askerler geldi, bizleri karakolun önünde asfalta diz çöktürdü. Tam dört saat orada öyle, her an öldürüleceğimizi bekleyerek geçirmek bir tarafa, tarifi mümkün olmayan darbeler ve acılar yaşadık. Her an ana sokaklardan toplanıp, eli kelepçeli yeni insanlar geliyordu, sayımız neredeyse 50-60’a ulaşmıştı. Sonradan Okul Komutanı Mürsel Çıkrıkçı olduğunu öğrendiğimiz rütbeli her yeni geleni, tokatlıyordu, yere düştükten sonrada tekmeliyordu. Bir ara üstü başı kan içinde birisini getirdiler, Komutan ‘Ne kanı bu üstündeki, yoksa bir yaralı mı taşıdın? Sen hangi akılla şerefli Türk Askeri’nin vurduğu leşi taşıyorsun’ diye bağırdı. 4 saat boyunca bize ağır hakaretlerde bulundu. Bu arada telefonla başka yerlere talimatlar veriyordu. ‘Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün üstünü yakın’, ‘on kişiyi bir arada görürseniz çekinmeden ateş edin’, ‘ses duymak istiyorum, top sesi’ vs.
Mustafa Açıksöz: “Üzerimize ilk atışın açılması ve birçok arkadaşımızın vurulmasından sonra karakolun önünden çekilerek kurufasulyeci ile Arçelik bayisinin arasında kalan meydanda siperlendik. Ancak bir müddet sonra arkadan da ateş gelmeye başladı. Anladık ki kilisenin önünden arkamıza dolanmışlar ve bizi çembere almışlar. Sabaha kadar o dar alanda, o sokaktan bu sokağa dolaştık durduk. Şehit olan bazı arkadaşlar bu sokak aralarında vuruldu. Ben nasıl sağ kaldığımı hala anlayabilmiş değilim.”
Kamil Ege: Biz çatışmalar başladıktan bir müddet sonra rahmetli Mustafa ile Çınaraltı’na gittik. Mustafa, ben Mustafa Abi’ye (Karaalioğlu) çıkacağım diye kalktı. Bende ardından Kısıklı’ya gittim. Sonradan fark ettim, Mustafa 00:41’de beni aramış, bende 00:59’da ona döndüm. Bana neredesin diye sorup ‘Kısıklı’dayım’ deyince o ‘ben Çengelköy’deyim, burası çok karışık’ diyerek telefonu kapattı. Bu son görüşmemizmiş.”
Mehmet Gölbeyoğlu: “Karakolun önüne ilk gelen subayı kovaladıktan sonra biz Hasan Özmen’le birlikte 2. Köprüye gittik. Orası kontrol altına alındıktan sonra tekrar Çengelköy’e dönmek istedik. Vaniköy’e geldiğimizde yolun kapalı olduğunu görünce ara sokaklardan Talimhane’ye çıktık ve Bekarderesi yolundan Çengel’e inmeye çalıştık. Tama Bekarderesi yolu ve Güzeltepe yolunun kesiştiği yeri geçmiştik ki önümüzden bizim olduğumuz tarafa doğru ateş edildiğini fark ettik. Önümüzde insanlar vardı, üç kişinin vurularak düştüğünü gördüm, sonradan öğrendiğime göre onlardan biri şehit olmuş. Kurşunlar arabaya isabet ediyordu, bir kurşundan sonra motor durdu, geriye kaçma imkanımızda kalmamıştı. Aracın yolun sağ tarafında bulunması nedeniyle Hasan Abi atlayıp yandaki duvarın arkasına atlayabildi. Ben arabanın içinde yatarak kapıyı açtım ve arabanın altından sağ tarafa geçerek kendimi sipere atabildim. Biz daha geriye çekilerek atış menzilinden çıktık. O sırada yukarıdan Doblo bir araba geliyordu. El kol işaretleriyle, bağırarak durdurmaya çalıştık ama başaramadık. Biraz sonra o araç film sahnelerinde gördüğümüz şekilde tarandı. Şoför büyük ihtimalle araçta can verdi. Daha sonra polisler geldi, onları da ikaz ettik. Tedbir alarak ilerlediler ama çok geçmeden bir polis memuru vuruldu. Arkadan başka polislerde geldi, yoğun bir çatışma başladı, ne kadar sürdü bilmiyorum, nihayet polisler ilerlemeye başladı, arkalarından da biz.”
3
Birebir yaşanmışlıklardan, anlatılanlardan da görüleceği gibi o gece Çengelköy tam bir muhasara altına alınmış, hain, acımasız, cani kişilerce tam bir kıyıma tabi tutulmuştur. O gece Çengelköy’de olanların tamamının ortak kanaati, askerlerin arasında keskin nişancıların bulunmasıdır. Çünkü şehitlerimizin ve yaralılarımızın neredeyse tamamı tarama şeklinde değil, tek kurşun atışıyla vurulmuşlardır.
Bütün bu emirleri verende daha sonra yakalanmış bulunan Okul Komutanı Mürsel Çıkrıkçı’dır.
Mürsel Çıkrıkçı’nın polis memuru Tuncay Akçay ile yüzleşme videosunu izledim. O yüzleşmede bu soysuz köpek ‘ben hiç ateş etmedim’ diyordu.
Bunu özellikle belirtmek isterim ki; yüzlerce, binlerce kişinin şahitliğinde onlarca insanın ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına komuta eden bu kişi, ifadesinde ‘ben hiç ateş etmedim’ diyerek sıyırmanın, sıyrılmanın yolunu arıyorsa, basına düşen diğer ifadelere de bu gözle bakabilirsiniz.
4
Son olarak; kendi adıma taahhütte bulunuyorum. Kurufasülyecinin önündeki meydana şehitlerimiz ve gazilerimiz anısına bir anıt dikilmesi için elimden geleni yapacağım. 15 Temmuz gecesini, o gecenin şehitlerini ve gazilerini unutmamamız gerekiyor çünkü.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!</p>

Saklambaç Ustası Bu Tarla Faresini 'Görmelisin'

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz

4 bin yıllık gizem çözüldü! Çığlık atan mumyanın sırrı ne?

Merkel'den Türkiye'ye veda ziyareti! Cumhurbaşkanı Erdoğan, Huber Köşkü balkonunda İstanbul Boğazı'nı anlattı