• $9,2203
  • €10,7612
  • 528.203
  • 1432.8
20 Mart 2020 Cuma

Çengelköy Çınaraltı

Malum, salgın nedeniyle hayatımızda bir çok değişiklik oldu.

Mesela, biz ailece ilk kez 1971 yılı Nisan ayında Çengelköylü olduğumuzda Çınaraltı çay bahçesi vardı.

Kısa süre sonra bu bahçe neredeyse hayatımın merkezine yerleşmişti.

Orada her daim bir araya geldiğimiz bir dost grubu, dava arkadaşları vardı.

Bize göre şeyhimiz İsmail Kazdal’dı.

Ama Kazdal’a göre şeyh yaşlı çınardı.

Her akşam mutlaka uğrardık Çınaraltı’na.

Özellikle Cumartesi Pazar günleri kimse kimseyle randevulaşmaksızın, nasıl olsa birileri vardır düşüncesiyle dışardan da gelen dostlarımızla 40-50 kişilik bir topluluğa dönüşürdük.

Gerçi 80 ihtilali bu bahçeyi kapattı ama oradan denize inmek, boğaza bakmak, sandala binip balığa çıkmak her zaman mümkündü.

1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen R. Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanı sıfatıyla yakından ilgilenmemiz sonucu, çevre düzenlemesiyle beraber, Çengelköy Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi yeniden hayat buldu.

O gün bu gündür, o bahçe, hiç kapanmadan, yedi gün yirmi dört saat esasıyla İstanbullulara hizmet sunmaya devam etti.

Ama bugün orası da kapalı…

Bu vesileyle;

Haluk Dursun’un, ‘Boğaziçin’de Kırk Yılım’ adlı eserini bitirirken;

Şikayetlenme babında; Boğaziçi’nin eski sakinlerinin yerini Anadolu’dan gelenlerin aldığını söylerken; “Bunların çoğu Boğaz kıyılarında yaşamakta, Boğaziçi’nin mahallelerinde oturmakta, ama Boğaz’ı uzaktan görmekten, üzerinden geçmekten öte bir Boğaziçi kültürü özelliği taşımamaktadır. Bunlar arasında lüferi tanımayan, yelkovan kuşunu serçeden ayıramayan, karakulak suyunu hiç duymamış, Bebek badem ezmesini hiç tatmamış, Sarıyer’deki meşhur börekçisinin Karaköy Börekçisi olduğunu bilmeyen, Çengelköy’deki Seval Pastanesi’nin hakiki bademden yapılmış keşkül fukarasını ağzına almamış, Kandilli’nin yazmasını, Arnavutköy’ün çileğini hiç görmeyen, bilmeyen, tatmayan insanlar çoğunluğu oluşturmaktadır…”

Her ne kadar lüfer balıkçılığı dahi yapmış olsam, Çengelköy Seval Pastanesi sahiplerinin yakın dostluğunu kazanma bahtiyarlığına erişmiş olsam da, başlangıçta da belirttiğim gibi ben de sonradan gelmelerden biriyim.

Boğaziçili olduk mu, olmadık mı bilmiyorum.

Bu tecrit günlerinde pek dert ettiğimde yok doğrusu. 

<p>Hafriyat kamyonları İstanbul  Arnavutköy'de bir mahallenin kâbusu oldu. Kasalarındaki molozları d

Kaçak hafriyat sorunu bıktırdı

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor