• $7,4696
  • €9,0628
  • 441.736
  • 1565.01
18 Aralık 2020 Cuma

Bir çınar devrildi

O kocaman sesiyle: “Şeyh, arkamızdaki çınar ağacıdır. Çünkü o hepimizden büyüktür.” dediğinde keskin zekasını sergiliyordu aslında.

Şeyhliği, üstatlığı kabul etmiyordu, edemezdi. Aksi takdirde keskin bir jilet gibi sürekli yanında taşıdığı eleştiri kılıcı kesmez olurdu.

O eleştirisiz düşünülemezdi.

Kendi İslam yorumuna ters düşen anlayışlara, ideolojilere, meşreplere karşı sert eleştiriler getirmekle maruftu.

Öte yandan; Çengelköy cemaatinin en yaşlı kişisi de oydu. Yani, kendi söyleyişiyle şeyh oydu. Böylece otoritesini de tesis etmiş oluyordu.

Her şey bir tarafa,

O bizim ağabeyimizdi.

Bir araya gelmemize vesile olan cazibe merkeziydi.

70’li yılların Çengelköy Çınaraltı’sı onsuz düşünülemezdi. Henüz Boğaz Köprüsü’nün açılmadığı yıllarda akşam vapurundan inen bizler için Çınaraltı’na uğramak sanki bir zorunluluktu. Çünkü o ordaydı. Yaz aylarında pek İstanbul’a geçmezdi.

O kadar ki; hafta sonları, kimse kimseye randevu vermeden Çınaraltı’nda 50-60 kişiye varan topluluklar oluşurdu.

Randevulaşmaya gerek yoktu.

Kimse yoksa bile o oradaydı çünkü.

Koca gövdesi, gür sesi ve yer yer hoyratlığa varan tavrıyla (kendisi, kendi yöntemini, tavrını ‘şok metodu’ diye isimlendirirdi) köylü gibi görünse de o bir şehirliydi.

Şehirde (Batum) doğmuştu.

4 aylıkken geldi (Çengelköy- Vahdettin’in Köşkü) ve ömrünün sonuna kadar şehirde, şehirlerin sultanı olan şehirde, İstanbul’da yaşadı.

Bu nedenle bizlere göre (Yaşar Bostan, İbrahim Açıksöz, Kasım Turhan, Ali Osman Besli, Ergün Kazdal, Kamil Kazdal, Abdülkadir (rahmetli), Tahsin (rahmetli), Şaban Kulhan, Hüseyin Besli, Selahattin Ayaz; daha sonraları Davut Dalcı, Mehmet Çakar, İsmet ve Fikret Morgül kardeşler de sonradan geldi ila ahir) daha öz güvenli ve daha cesurdu.

Bu nedenle daha iddialıydı.

İnancında iddia sahibiydi.

Hayata dair bildiklerinde ve söylemlerinde keza iddia sahibiydi.

Belki de bu nedenle, yani şehirli olduğu için dini daha çok Kur’an eksenli olarak görüyor, yorumluyor, yaşıyordu.

Evet o özgüvenliydi.

Bu güvenden yanında bulunan bizler de cirmimizce nasiplendik kuşkusuz.

Ama o, kendisinin Yaşar Bostan’a dediği gibi (Yaşar! Sendeki tevazuyu yeryüzündeki bütün insanlara eşit olarak dağıtsak, sen yine de tevazunla bir yedi beyza gibi öne çıkarsın) hep görünür, hep başat oldu o özgüveniyle.

Velhasıl

Arkasını yasladığı çınara nispet o da bir çınardı.

Gün geldi o çınar devrildi.

Bir çınar devrildi,

İsmail Kazdal abimiz ebedi yurduna göç etti dostlar!

Kuşkusuz üzerimizde emeği ve hakkı vardı.

Allah mekanını cennet etsin.

Ailesinin ve dostlarının başı sağ olsun.

Amin.     

<p>Hiçbir şey ortaya koyamayan, alternatif üretemeyen muhalefetin işi ve gücünün yalan söyleyerek se

'Muhalefet yalan, algı ve manipülasyonla oy devşirmeye çalışıyor'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Defineciler, iki türbeyi tahrip etti

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor