• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
27 Kasım 2014 Perşembe

‘Aymazlık’

1

Bu yazı sırf ‘yazılmış’ olması nedeniyle benim için de ‘şaşırtıcı’dır, bilgilerinize...
Yeni Şafak Gazetesi ve Yeni Şafak yazarı/yazarlarını muhatap alacağım bir yazı yazmaktan kaynaklanıyor yazının ‘şaşırtıcı’ niteliği.
Bu muhataralı (benim açımdan) alana dalmamın bir Yeni Şafak yazarının yazdığı bir yazı, sonra başka bir Yeni Şafak yazarı tarafından konunun sosyal medyaya taşınması, daha sonra da bu kez gazetenin aynı konuyu bir kez de haber olarak işlenmesinden sonra zarurete dönüşmesi nedeniyledir.
Şöyle ki;
Yazıyı ilk okuduğumda yazarına ‘yakıştıramamıştım’.
Yazarı kişisel olarak tanıyordum, yazılarını ve eylemlerini takip ediyor ve takdirle karşılıyordum. Ayrıca yazar, Haşmet Babaoğlu ile birlikle program yaptığına göre belli bir donanıma ve olgunluğa ve Babaoğlu’nun dostluğuna sahip olmalıydı.
Yani, Yazar’dan çiğ bir şey beklenmemeliydi.
Bu nedenle, bu ‘yakıştıramama’ durumu nedeniyle Hüseyin Besli Yazar’ı telefonla aradı.
O konuşmada Yazar’la konunun soğukkanlılıkla tartışılmasının mümkün olmadığının anlaşılması üzerine yazmanın kaçınılmaz olduğu ortaya çıktı.
2
Malumdur ki;
Bir bütünde, hikâyede, anlatımda, iddiada, kesin ve net ‘yalan’ öğeler mevcut ise;
Hikâye sakatlanır, iddia ise iftiraya dönüşür,
Bütünün ve hikâyenin tamamına şüpheyle bakılır.
Anlatı iyi niyetli bir metin olmaktan çıkar.
3
22 Kasım 2014 tarihinde
İsmail Kılıçarslan’ın ‘Cuma namazını VIP kılmak’ başlıklı bir yazısı yayımlandı Yeni Şafak Gazetesi’ndeki köşesinde.
Yeni Şafak Gazetesi’nde,
İsmail Kılıçarslan’ın,
Müslümanların kıldığı namazı,
Ve yazıda sözü edilen diğer bazı unsurları eleştiri malzemesi yapması ayrı bir mesele.
Beni asıl ilgilendiren ve üzen yazının içindeki ‘yalan öğeler’.
BİR: Yazıda geçen şantiye binası için ‘çadır kafe’ tanımlamasının kullanılması.
Yani demek isteniyor ki orada sürekli ‘kafe’ hizmeti veren bir yer var.
Telefon görüşmesinde İsmail Kılıçarslan Hüseyin Besli’ye bu ifadeden ‘süreklilik’ çıkarılamayacağını, sadece cuma günlerini kastettiğini söylemiş. Paragrafın tamamını buraya alıyorum ve kararı okuyucuya bırakıyorum ‘süreklilik’ kastı var mıdır, yok mudur? “İşadamı ya da yüksek bürokrat falansanız cuma namazlarınızı hünkar mahfilinde kılabiliyor, namaz sonrası o bahçede ne işi olduğunu kimsenin izah edemediği o zevksiz mavimsi lacivertimsi ‘çadır kafe’de karnınızı doyurup, kahvenizi yudumlayıp, nargilenizi çekiştirebiliyorsunuz.”
İKİ: Asıl vahim olanı ve yoruma da ihtiyaç bırakmayan ise “nargilenizi çekiştirebiliyorsunuz” ifadesi. Kesinlikle doğru değil.
O mekânda hiçbir zaman, hiç kimse ‘nargile çekiştirmemiştir’.
ÜÇ: Diyor ki Kılıçarslan; “Caminin hünkar mahfili, cuma namazını ‘VIP’ kılmak isteyen ( namazın VIP’inin nasıl olduğunu/olabileceğini varın siz tahayyül edin. A. H) isimlere ayrılmış durumda. Oraya, güvenlik görevlileri marifetiyle, bu isimlerden başkası alınmıyor.”
Sormak gerek Kılıçarslan’a; kaç kez cuma namazını Süleymaniye Camii’nin hünkar mahfilinde kılmak istediğinde seni oraya sokmadılar.
Bu iddia da kesinlikle doğru değil.
4
Görünen o ki bu yazı bir ‘hesaplaşma yazısı’dır. Olabilir. İşadamları arasında rekabetten kaynaklı çekememezlik nedenli hesaplaşmalar olabilir. Ama bunun için mabetleri kullanmak, ibadeti, namazı, orucu kullanmak niye?
Bu tam da İsmail Kılıçarslan’ın söylediği gibi ‘ahmakça bir aymazlık’ değil mi?
Ayrıca konunun İsmail Kılıçarslan’ın yazısından önce Zaman Gazetesi’nde, sonra da Hürriyet internet sitesinde haberleştirilmesi ayrı bir konu.
Not: İznini almadan Haşmet Babaoğlu’nun ismini böyle bir yazıda kullandığım için peşinen kendisine muhabbetlerimi ve özrümü beyan ediyorum.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi