• $12,4902
  • €14,1202
  • 713.051
  • 1776.41
21 Haziran 2015 Pazar

Asabi dindarlar (!)

1

30 Nisan 2015 tarihinde burada yayınladığım ‘Alamut’tan Çağlayan’a ılıman İslam’dan Şia radikalizmine’ başlıklı yazımdan dolayı cezalandırılmam için Fethullah Gülen’in avukatı yargıya müracaat etmiş.
Bunu şimdilik bir tarafa yazıp bırakalım.
2
Bir önceki yazımızda, 7 Haziran seçim sonuçlarından hareketle, Ak Parti’nin çevresel çoğulculuğunun zayıflaması bağlamında ‘çevrede oluşan bir asabi’lilikten bahsetmiştik.
Asabilik, bildiğiniz gibi makulün ve aklın devreden çıktığı, duygusallığın ve öfkenin hakim duruma geçtiği bir haldir.
Bu özellikleri nedeniyle bir açıdan da geçicidir.
Kızgınlığı ve öfkelenmeyi tetikleyen unsurlar kısmen veya tamamen oradan kaldırıldığında asabiliğe teslim olmuş zihinler/insanlar yeniden makul olana, gerçek olana ve aklın gereğine geri dönerler.
Bu seçimde Ak Parti’ye kırılan çevreye ait asabiler bu nevidendir, halleri geçicidir bir bakıma.
Ancak, Ak Parti karşısında ‘asabi’leşen başka bir sınıf var ki onların durumu çok vahim.
Son zamanlarda ‘paralelciler’ diye tanımladığımız Fethullah Gülen taraftarlarının durumu, bir seçim sonrası tahlil sınırlarını aşan; itikata, imana, dine, diyanete, ahlaka, insana doğrudan dokunan bir mahiyet azetmektedir.
3
Kendi söylemleri ve seçim sonuçlarına bakarak Fethullahçı oyların tercihini belirleyen tek şey vardır, o da Tayyip Erdoğan ve Ak Parti düşmanlığıdır.
Kuruluşundan bu yana zaten Müslümanlardan başka kimseyle çatışmayan, kimseye öfke duymayan, hiçbir çevreye sesini yükseltmeyen bu grup; seçimlerde daha da ileri gidip Ak Parti’yi zayıflatma pahasına, dışardan bakışla ontolojik olarak bir araya gelmemeleri gereken HDP’ye oy vermişlerdir.
Daha düne kadar efendilerinin (Muhterem Hoca Efendi) ; Kürt olduğu için Bediüzzaman’la görüşmek istemediğini sanki imandan bir cüzmüş gibi birbirlerine aktarırlarken;
Tarihlerinin hiçbir devrinde Kürtleri kale almamışken,
Hatta Hükümet ile ilk çatışmanın Kürt meselesinin görüşüldüğü Oslo görüşmelerinden sonra ortaya çıktığı ayan-beyan ortadayken,
Bu nasıl bir öfke nasıl bir kızgınlık ve nasıl bir ‘gruba aidiyet’tir ki; din adına, İslam adına kendine bir kimlik oluşturacaksın sonra da kalkıp din dışı bir partiye oy vereceksin.
Bu nasıl bir taşkınlık halidir ki Hoca’nın şahsında tebarüz eden ve on yıllardır devam eden Türk milliyetçiliğinden bir anda vazgeçip, Kürt milliyetçiliğine savrulacaksın.
Bu nasıl bir saplantıdır ki; 50 yıldır oluşturmaya çalıştığın bireysel ve kurumsal hafızanı, kazanımlarını, iddialarını sıfırlayacak bir yola gireceksin sadece Ak Parti zayıflasın diye,
Bu tavır (aralarında geçen her şey adına) öfkeli, kırgın, kızgın olmakla yani asabilikle izah edilecek sınırları aşmış durumdadır
Yaşadığımız şey, ‘asabi’likten çok, ‘asabiyet’le izah edilebilecek bir hale dönüşmüştür.
4
Girişte sözünü ettiğim yazının söylediği kısaca şu idi: “Hasan Sabbah’ın fedaileri de kuşkusuz Fethullahçılar gibi dini eğitimden geçmiş, psikolojik hazırlığa tabi tutulmuş, Cennet’le motive edilmişlerdi. Ama eylem için bunlar yetmeyince afyon devreye sokuluyordu Hasan Sabbah’ın fedaileri söz konusu olduğunda.
PekiFethullahçıların yaptıkları hiç te Hasan Sabbah’ın fedailerininkinden aşağı kalmadığına göre onlara ne veriliyor fazladan.”
Şimdi bir kez daha yineliyorum: Bu soru gerçekten de sorulmayı hak etmiyor mu?

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor

400 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı! Türkiye'nin ilk milli ve özgün SİHA'sı