• $28,8804
  • €31,2384
  • 1876.79
  • 8057.42
29 Eylül 2023 Cuma

Anlatmak mı? Yaşamak mı?

1

Mevlid-i Nebi gecesi münasebetiyle Cemal Bey davet etmeseydi, mekânsal olarak onca yakınlığına rağmen, 1665 yılında Vani Mehmed Efendi tarafından yaptırılan, 15 Kasım 2020 tarihinde maruz kaldığı yangın nedeniyle yok olan, Kalyon Vakfı tarafından, ailenin hayrına, aslına uygun olarak yeniden inşa ve ihya olunan Vaniköy Camii'ni hâlâ görmemiş olacaktım.

Ortaya güzel bir eser çıkmış. Tüm emeği geçenlere tebrikler ve teşekkürler.

2

Gece nedeniyle vaz-u nasihatte bulunan hoca efendi konuşmasının bir yerinde; "İslam anlatılarak değil yaşanarak yayılmıştır" deyiverdi.

Gecenin ilerleyen saatlerinde evimdeki değerli yalnızlığıma çekildikten sonra farkına vardım ki hocanın o sözleri zihnimde gidip geliyor.

Bir sürü, birçok tedailere neden oluyor...

Bu vesileyle bir kez daha, öğrenim ve eğitimde anlatının ve yaşanmışlığın yerini düşündüm.

Bebeklerin ve çocukların yetişmesinden/gelişiminden yola çıkarsak aslolanın anlatmak değil, yaşayarak örnek olunması gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkar.

Buradan hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz ki toplumların yönetilmesi, yönlendirilmesi, yürütülmesi de sözden çok örnek davranışlar ortaya koymakla mümkündür.

Varsın Mehmed Uzun, Dicle'nin Yakarışı kitabında;

"...söz her tekrarlandığında derinliği ortaya çıkıyor, sırlarını ve büyüsünü ele veriyor, uyumu güçleniyor, görkemi ortaya çıkıyordu. Sözün fazlalıkları atılıp ve ağırlığı dengelenince bir portakalı soymak veya cevizi kabuğundan çıkarmak gibi, geriye bir tek sözün cevheri, sözün özü kalıyordu. Geriye, insanın en önemli ders ve tecrübelerinin, kendini hep gizlemiş olan insana ait en insani gerçeklerin ve insanın ruhuna lazım gelen en önemli ses ve sedaların cevheri, yani en güzel yeri kalıyordu..." diye anlatıyı yükseltip, yaşanmışlığın önüne koysun...

3

Bu arada, yaşanmışlıkların sürekliliği, karşılığı üzerinde de gitti geldi düşüncelerim.

Ve dedim ki kendimce;

Acaba; hangi sıkışmışlığım, bunalmışlığım, terk edilişim, ihanete uğrayışım, baş dönmelerim, gözlerimin kararması... Acaba işlediğim hangi kötülüğün devamı, karşılığı olarak başıma gelmişti?

Ya da hayatımın hangi şenlikli, şölenli anları, gönül ferahlığım, gümrahlığım, gönenmişliğim, itibar görüşüm, sözümün dinlenir olması... Acizane benden sadır olmuş hangi iyilikler nedeniyledir acaba?

"İslam düşüncesinde günah-kötülük meselesinde 'harici' etkenlerin başat rol oynadığı kabul edilmez; günahkâr insanın öncelikle kendi nefsini suçlu görmesi gerekir." (Medeniyetin Kurucu Düşünürü İbn-i Haldun, Lütfi Bergen)

"Nitekim "zulüm insan nefsinin huyunda ve karakterindedir. Şayet dürüst bir kimse görürsen bil ki bir sebebi var onun için zulmetmiyor" denilmiştir." İbn-i Haldun

4

İyilik demişken;

Onu bilir onu söylerim;

İyilik; muhataplarının, dokunacağı kimselerin hak edip etmediğine bakılmaksızın, iyiliğin bizatihi iyilik olması nedeniyle icra edilen şeydir.

Eğer, hak ediyorlar mı? diye bakarsak; korkarım hiçbir zaman iyilik yapmak istemeyebiliriz...

Encamımızı Allah hayreyleye...

<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları 60'ıncı günde devam ederken, Hamas'ın silahlı kanad

Kassam Tugayları işgalci İsrail askerlerinin içine sızdı

İşgalci İsrail Batı Şeria'da ablukaya devam ediyor... Cenin Mülteci Kampı'na baskın

300 bin TL ile 350 bin TL arası! İşte adeta teklif yağan ikinci el otomobil modelleri…

Anadolu kökenli 41 eser Türkiye'ye dönüyor... Yurtdışına yasadışı yollarla kaçırılmışlardı