• $9,2902
  • €10,7889
  • 527.886
  • 1414.28
12 Haziran 2016 Pazar

Adamın biri… Anlayış aynı.

1
Kişi, bilimi ve bilimsel olmayı, kendi doğrularını, daha doğrusu kendi dogmalarını tasdik ettirici isimleri ve cümleleri bulmak olarak anlamaya başlamış ise, onun son kertede ki hali ancak komiklikle izah edilebilir. Bu türden isimler bizim ülkemizde, çevremizde de oldukça fazla.
Taha Akyol daha düne kadar, sağdan da, soldan da belirli bir kabul ve itibar gören bir isimdi şüphesiz. Ancak, benzer başkaları gibi, ana amil kendisine yeterince iltifat edilmediği, artık ‘abi’ olarak ağırlanmadığı için şimdilerde Tayyip Erdoğan ve Ak Parti muhalifi olarak var olmaya çalışırken komiklik bir tarafa, cahillikle suçlanmasına vesile olacak vadilere savruluyor.

2
11 Haziran tarihli yazısında, Türkiye’deki Müslümanları, dolayısıyla Ak Partilileri aşağılamak ve eleştirmek için Tunuslu düşünür ve siyasetçi Gannuşi’den medet umuyor: “Siyasi faaliyetleri dini faaliyetlerden tamamen ayırmak istiyoruz. Bu siyasetçiler için iyi olacak, çünkü artık çıkarları için dini manipüle etmekle suçlanmayacaklar…”
Gannuşi’nin yukarıdaki sözlerini Taha Akyol “Yüksek seviyeyi ve dindarlığı görüyor musunuz?” diye takdim ediyor.
Akyol’un bu halini görünce; Batı’ya ve modernizme yüksek sadakati görüyorsunuz değil mi? diye sormak düşüyor bize.
Çünkü; Gannuşi’den alıntıladığı söylenen cümlenin öyle öykülenilecek bir tarafı yok. Akyol öyle yapıyor ve Türkiyeli dindarları da ‘siyasal İslamcı’ etiketiyle itibarsızlaştırmaya çalışıyor.
Bir kere ‘siyasi faaliyetlerle dini faaliyetlerin birbirinden ayrılması’ diye bir şeyden bahsetmek doğrudan doğruya modern Batı’nın dayattığı mekanik bir sekülerizmi kabul etmek demektir, hayatı parçalamak, zihni parçalamak demektir; dini bozmak demektir.
Kaldı ki Gannuşi bu sözleri bir zorunluluk karşısında, sanki bir ara formül gibi söylemiştir. Cümlenin devamı bunu göstermektedir çünkü.
‘Bu siyasetçiler için iyi olacak, çünkü artık çıkarları için dini manipüle etmekle suçlanmayacaklar.’ Neymiş; siyasetçilerin bir kısmı ‘dini manipüle etmekle’ suçlanıyormuş. Suçlayan kim; hem cümlenin yapısından, hem diğer malumatlarından biliyoruz ki burada kastedilen seçmen değil, vesayet sahibi birileri. Yani siyaseti normal akışına bırakmayan dışardan müdahalede bulunan bir güç. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Ve de Taha Akyol bu durumu savunuyor.
Yetmiyor, Gannuşi’nin sarf ettiği mecburen kurmak zorunda kaldığı bir cümleyi, belli ki sırf Türkiyeli Müslümanlara ve Ak Partililere çatabilmek adına; yüksek seviye ve samimi dindarlık olarak vasıflandırabiliyor.

3
Taha Akyol böylesine okuduğunu anlayamayacak birisi değildir kuşkusuz.
Anlaşılan o ki; hırs ve öfke bütün melekelerini esir almış.
Yazık, gerçekten çok yazık.
Asıl mesele; bir kez Batı’nın ve Batılı değerlerin üstünlüğünü kabul etmişsen eğer, Batı’nın öteki olarak nitelediği her şey ilkeldir, kötüdür, hatta barbardır. Tıpkı, aydınlanmayla birlikte, “Sosyal gelişmeyi ırklar farklılığı temelinde ele alan kuzeyin, üstünde bulutların eksik olmadığı toprakların sarı saçlı, mavi gözlü kuramcılarının Afrika’nın parlak güneşi altındaki insanlar için bir ‘kara tarih’ yazmanın hakkını ve meşruiyetini elde etmiş olmaları”na inanmaları gibi…

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı

Motosiklet kazası sonrası şartlı uzlaşma