• $9,5925
  • €11,1596
  • 557.139
  • 1493.72
4 Ocak 2014 Cumartesi

Çocuklar öğrenmeyi sever, baskıyı değil!

Yeni yıla kızımla Antalya-Olimpos’ta girdik. ‘Olimpos Sırlar Okulu’ adlı 28-31 Aralık tarihlerinde gerçekleşen etkinliğin eğitmenlerinden biri de bendim. Konumuz dünyamızdaki dişil-kadın enerjinin iyileşmesine-şifalanmasına destek vermekti. Benim görevim gereği eğitimde olduğum zamanlarda, 6. sınıf öğrencisi kızım da ödevlerini yaptı, kitabını okudu, hava şartları el verdiği ölçüde de doğada zaman geçirdi. “Sıkılır mı acaba?” dememe kalmadı, Duru’nun burada (Angels Garden’da kaldık) çok mutlu olduğunu fark ettim ki, otelde ondan başka çocuk yoktu. Kediler, köpekler, tavus kuşları, bitki örtüsü, oradan buradan akan küçük nehirler, hepsi Duru için birer oyun malzemesiydi. Birkaç defa, annelik yerini bulsun hesabı,“Ödevlerini yapıyor musun, önümüzdeki hafta da sınavların var, biliyorsun değil mi?” diye sordum; “Evet ama daha çok kitap okuyorum, ders çalışmak pek istemiyorum” dedi.

GELİDONYA FENERİ...

1 Ocak günü, kaldığımız otelin sürpriziyle grup olarak Gelidonya Feneri’ne gittik. Hayatımda gördüğüm en güzel noktalardan biriydi. Ormanda yürüdük, Fener’e uzun bir yol kat ederek tırmandık. Akşamüstü dönüşte Korsan Koyu’nda ateş yaktık, şarkılar söyledik… Akşam geç vakit uçağa yetişmeye çalışırken (ki uçağı kaçırdık) Duru, “Keşke yarın okul olmasaydı; aslında hiç okul olmasa, hep doğada yaşasak; istediğimiz kitapları okusak, oyunlar oynasak” deyiverdi… Çocuğuma “Aaaa olur mu hiç öyle şey” diyemedim; sessiz kaldım! Çünkü gerçekçi bakınca, şimdiki eğitim sisteminin şartları o kadar ağır ki bu minik ruhlar, bu baskıya, bu bir çocuğun asala taşıyamayacağı ve taşımaması da gereken yüke iyi bile dayanıyorlar. Yoksa çocuklar öğrenmeyi zaten doğal olarak severler, doğalarında öğrenme güdüsü, merak ve keşif vardır. Fakat eğitim sistemimiz, eğitim-ciler ve biz anne-babalar çocuk-lara kürek mahkûmlarına davranır gibi davrandığımızdan, onlar da ne okula gitmek ve ne de ders çalışmak istiyorlar…

SONUÇ ODAKLILIK!

Malum eğitim sistemimiz, sınav yani başarı odaklı. Hiçbir ülkede bizim çocuklarımızın içinde bulunduğu kıyasıya rekabetin yaşandığını sanmıyorum. Çocuklarımız adeta bizler, tarafından bir kıyama maruz kalıyor. Üstelik, eğitim sistemimizin not yani sonuç odaklı olması, hem öğrencileri hem de aileleri mutsuz ediyor. Ayrıca, asıl hedef olan öğrenme de layığıyla gerçekleşemiyor. Notları düşük öğrenciler, sınav birincileri çıkartmaya kafayı takmış okullarda adeta istenmeyen kişi ilan ediliveriyor. “Bütün öğrenciler başarılı bir tek sizin çocuğunuz anlamıyor” gibi cümlelerle ebeveynler okul kapılarında yıpranıyor, sonra da aynı ebeveyn eve gelip çocuğunu yıpratıyor! Oysa başarısız olan çocuk ya da aile değil, sınav başarısı odaklı eğitim anlayışı!
“Peki, bu şartlarda biz anne babalar neler yapabiliriz?” derseniz, yapılacak şey çok açık; çocuklarımızın iyi birer birey olmasını sağlarken, onların önce kendileri olması ve içlerindeki mucizevi yetenekleri ortaya çıkarması için de destek olmak. Her çocuk büyüyünce doktor ve mühendis olmak istemiyor inanın! Üstelik bir insan kendi olduğunda, hayallerini gerçekleştirdiğinde; hem kendine, hem topluma yararlı bir insan da oluyor! Nereden mi biliyorum? Kendimden…

>>> 'NEDEN DERS ÇALIŞMIYOR?' DEMEYİM

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı