• $13,7298
  • €15,5598
  • 788.228
  • 1910.41
5 Ocak 2013 Cumartesi

Anne-babaların yeni yıl dileği!

2013'ü sevgiyle ve umutla karşıladık. Bir yıl daha büyüdük, çocuklarımızın büyüdüğüne bir yıl daha eşlik ettik... Ve tüm anne babaların dileği bir yıl daha kabul oldu! Peki, neydi bu dilek? Çocuklarının büyüdüğünü görmek!

Her anne-baba ömrünce bu dilekle yaşar... Bebek, anne rahmine düştüğü andan itibaren anne-babalar evlatlarına, sağlıklı, mutlu, uzun bir ömür diler ve o günden itibaren de kalpleri bu dileğin gerçekleşmesi için çarpar.
Psikoloji bilimi çocukluk dönemini 0-25 yaş olarak tanımlıyor. Son araştırmalar beyin gelişiminin de 24-25 yaşa kadar devam ettiğini söylüyor. Yani 24-25 yaşına kadar insan yavrusunda bir olmamışlık, bir hamlık söz konusu. Dolayısıyla, meyve dalından kopmamalı, koparılmamalı; tam tersi büyüyüp gelişmesini tamamlayana dek desteklenmeli.
Aslında biz anne-babalar da kuşkusuz, tam olarak bunu gerçekleştirmek niyetiyle çıkıyoruz anne-babalık yolculuğumuza... Bizim anne babalarımız da bu niyetle çıkmıştı...
PEKİ, FARK NE?
Fark, her dönemin anne-babalarının yaşadıkları zaman diliminin özelliklerinden etkilenerek ve uyum sağlamaya çalışarak anne-babalıklarını icra etmesi... Sonuçta hepimiz, belli bir zamanda ve mekanda yaşıyoruz; bu zaman ve mekanın özelliklerinden birebir etkileniyoruz, aile yapımız ve ilişkilerimiz de tabii.
Bu arada, anne-babalık yolculuğumuza hepimizin iyi niyetle çıktığından şüphe yok, fakat iyi niyet yetmiyor işte! Hepimiz  elimizden gelenin en iyisini yapmak üzere bütün kaynaklarımızı kullanıyoruz, onların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hayat boyu efor sarf ediyoruz. Fakat bu iyi niyetli çabalarımıza rağmen, bazen hayal ettiğimiz gibi bir anne-babalık sergileyememiş olduğumuzu kendimize itiraf ederken buluyoruz. Henüz itiraflara başlamamış olanlar varsa, kendi 0-25 yaşlarını hatırlamalarını öneririm; hepimiz en güçlü travmalarımızı, olmazsa olmaz yaralarımızı bu dönemde almadık mı? Hatırlayalım...
EKSİK YA DA YANLIŞ OLAN
Bunca iyi niyetli çabada eksik olan ne peki? Eksik olan; çocuklarımızın ihtiyaçlarını hem yaşına hem de biricik-özel gerçeğine uygun olarak, var olan potansiyelinin gerçekleşmesine yeterince imkan ve destek sağlayamamış olmamız...
Şüphesiz çocuklarımız sevgi, ilgi, güvenle bakmamız, ihtiyaçları olan hizmetleri ihtiyaçları olan şekillerde ve zamanlarda vermemizle büyüyüp gelişiyor. İşte, ana hedef çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak gibi gözükse de, çocuklarımızın ihtiyaçlarını onların ayına-yaşına ve de doğuştan getirdikleri özelliklerine göre farkındalıkla ve fark yaratmak üzere karşılamamız gerekiyor.
O halde, yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde anne-babalığımızla ilgili de bir yol haritası hazırlayalım kendimize... Ve ebeveynliğimizi sergilerken, fark ve farkındalık yaratmak üzere, sıkıştığımızda, hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuzda, bu haritaya yeniden ve yenilenmek üzere mutlaka göz atalım...
ANNE-BABALIK YOLU
- Öncelikle kendimizi olduğumuz gibi kabul edelim, kendimizi anlayıp sevelim... 
- Sorunlarımızın yaşadıklarımızdan değil, bakış açılarımızdan kaynaklandığını bilelim.  Çocuklarımızı değiştireceğimize biz değişelim. 
- Çocuğun birey olma ve ait olma ihtiyacına eşzamanlı cevap verelim.
- Yergi yerine, yerinde övgüyü tercih edelim. 'Hayır' kelimesini tasarruflu ve kararlı kullanalım. Çocuğa ne ödül, ne de ceza vermeye ihtiyaç duyalım.
- Çocuklarımızı daima çok iyi gözlemleyelim. İhtiyaçlarının tek yönlü olmadığını çok yönlü ve bütüncül olduğunu hatırlayalım.
- Ailemizin tüm fertlerini oldukları gibi kabul edelim, anlamaya çalışalım. 
- Harika olduğu kadar geliştirilmeye ihtiyaç duyan özelliklerimizi de fark edelim. Ve bu konuda çocuklarımıza rehberlik edelim.
- Çocuklarımızın farklı birey olduğunu, bizden doğduklarını ama biz olmadıklarını kabul edelim. 
- Kendimizi de, çocuklarımızı da yargılamayalım. Onlarda suçluluk ve öfke duyguları oluşturmayalım. 
- Denetleyen değil, etkileyen rol modeller olalım. 
- Sözlerimizle davranışlarımız arasında daima tutarlılık arayalım.
- Çocuklarımızla ilişkilerimizde de kendimize hata yapma şansı verelim, fakat hatalarımızdan ders almayı ve özür dilemeyi bilelim. Bir de çocuklarımıza sık sık teşekkür edelim...
- Çocuklarımızın fikrini alalım; bir olay karşısında  hissettiklerini anlatmalarına imkan verip yaşlarına uygun kafa tutma hakkı tanıyalım.
- Kararlı duruşumuzu bozmayalım.
- Bire bir ve etkin iletişime özen gösterelim.
- Çocuklarımıza çifte mesaj vermeyelim, kavram kargaşalarından koruyalım.
- Çocuklarımıza paket ya da çanta muamelesi yapmayalım. Onlar bize birer hediye ama paket değiller...
- Aile içi ilişkilerimizde kazan-kazan öğretisini uygulayalım, kimse kendini kaybetmiş-yenilmiş hissetmeyecek şekilde adalet duygusunu sağlayalım. Haklı ya da haksız olmanın bir öneminin olmadığını kavrayalım, çocuklarımıza da kavratalım. 
- Çocuklarımızı korkularımıza ve güvenlik ihtiyaçlarımıza malzeme yapmayalım. Ve onları asla, hiçbir konuda korkutmayalım. 
- Evrensel değerlerden ayrılmayalım: Dürüstlük, koşulsuz sevgi, onura saygı, hakkaniyet, vb...
- Ne istediklerini ve ne istemediklerini bilme hakkı verelim.
- Hayal güçlerini törpülemeyelim, tam tersi gelişmesine destek verelim. 
- Duygusal gelişimlerine de fiziksel ve zihinsel gelişimlerine verdiğimiz özeni gösterelim.
- Koşulsuz sevgiyle sorumluluk alalım; otoriteyi üstlenelim.
- Çocuklarımızı deneyimden korkmayan, bireyler olarak yetiştirelim. 
- Çocuklarımızı büyütürken kendimize onlarla birlikte büyümek için fırsat verelim.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler