• $7,417
  • €8,9978
  • 445.952
  • 1569.35
28 Temmuz 2012 Cumartesi

Din, felsefe ve bilim

Din, felsefe, san'at ve bilim, insanoğlunun kendi arayış serüveninde ona yol gösteren, ışık tutan alanlardır. Bunlar, insanlığın yaşadığı tekamül sürecine bağlı olarak, nadiren birlikte, çoğu zaman da, dinin gölgesinde etkinliğini sürdürmüştür. Felsefe, san'at ve bilim daha çok, bir azınlık tarafından temsil edilmişlerdir. Ancak, din, insanlık tarihi boyunca hemen her toplumda, hem de hayatın bütün alanlarında etkin olmuştur. Felsefeye de, san'at'a da, bilime damgasını vurmuştur. Kısaca ifade edecek olursak, din, kültürün yaratılmasında, en belirleyici faktörlerden birisidir.
Toplumların gelişmesi, bilimi öne çıkartmıştır. Bir başka ifadeyle, bilim, gelişmenin motoru olmuştur. Bu durum, dinin ve felsefenin etkinlik alanını daraltarak, onların yerlerinin yeniden belirlenmesi gibi bir sonuç doğurmuştur. Felsefenin bilimle yolları ayrılmıştır. Din, bilimin gücünü görmüş, ona saygı göstermeyi öğrenmiş; hatta birlikte yaşamanın yollarını aramış ve felsefeden destek istemiştir. Felsefe, zaman zaman dine başkaldırmış, bilimin kalkanını kullanmış; ilgisiz gibi görünse de, Tanrı'sız yapamamıştır.
ANLAM ARAYIŞINA CEVAP BULUNACAK ÜÇ ALAN
Din, felsefe ve bilim, insanın varoluşsal boyut taşıyan anlam arayışına cevap bulabileceği alanlardır. Daha açık bir ifade ile, hayatın, varoluşun anlamını arayan insan, bu doğrultuda insanlığın birikiminden yararlanmak istiyorsa, bu alanlara gitmek zorundadır. 'Biyolojik bir varlık olan insan, hayatta kalma içgüdüsünden kurtulamaz. Bu içgüdünün zorlamasıyla, biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için her gün didinir durur. Ama insan zihni ne yaşadığı güne hapis oluyor, ne de biyolojik ihtiyaçların karşılanmasıyla tatmin oluyor. Tarih öncesi araştırmaları, insanın doğayla boğuştuğu en ilkel şartlarda bile zihni tasarımlar yaparak teknoloji ürettiğini, gözlemlerinden psikolojik planda etkilenerek duygu ve heyecanlarını sanat yaratışlarıyla ifade ettiğini, görünenlerin arkasında ne olduğunu merak ederek mitolojiler geliştirdiğini meydana çıkarmıştır. Mitolojiler zamanla yerlerini din, felsefe ve bilime bırakmıştır. Böylece, din, felsefe, sanat ve bilim, insan zihninin anlam verme ihtiyacını karşılamıştır. Fakat anlam verme çabası belli bir noktada durmamıştır. Kazanılan her bilgi, getirilen her yorum daha önce farkına varılmayan yeni birtakım sorulara dikkatleri yöneltmiştir. Ayrıca, insanın değişen hayatı ve içinde yaşadığı evrenle ilgili beklenmedik gözlemler, anlam verme çabalarını daha da yoğunlaştırmıştır'. (Yılmaz Özakpınar).
FELSEFE, DİN VE BİLİM ARASINDA KÖPRÜ OLACAK
Öyle görünüyor ki, 21. asır, belki de insanlık tarihinde ilk kez, din, bilim ve felsefenin, her birinin diğerlerinin egemenlik alanlarına saygı göstererek kardeşçe geçindikleri, hatta dostça yardımlaştıkları bir asır olacaktır. Çünkü, bilim ve din koşulların zorlaması ile birbirine yaklaşmaya başlamıştır. Felsefe, din ve bilim arasında köprü görevi görecektir.
İnsanlığın barış içinde yaşayabilmesi, yüksek güven kültürünün oluşmasına bağlıdır. Bunun için de, toplumda adaletin içselleşmesi, yardımlaşmanın yaygınlaşması, yüksek insani değerlerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu tek başına, ne siyasetin, ne hukukun, ne ahlakın, ne de bilimin başarabileceği bir şeydir. Her şeyden önce, barış ve mutluluk, bireyin içinde başlar. Kendisi ile barışık olmayan insanların, mutlu bir toplum oluşturabilmeleri pek mümkün değildir. Yasaların işlerlik kazanması, adaletin bireyler tarafından içselleştirilmesine bağlıdır. Toplumsal barış, hukukun üstünlüğünün bir değer olarak toplumda yer etmesi ile gerçekleştirilebilir. Kısaca, insanın insana, eşyaya ve evrene bakışı, onun ilişkiler ağını belirlemekte; üretimi, tüketimi, barışı, mutluluğu doğrudan etkilemektedir. Öyleyse, sağlıklı bir gelecek, öncelikle din ve bilimin işbirliği mümkün olabilecektir. 
İNSANIN HER İKİSİNE DE İHTİYACI VAR
Din ve bilimin işbirliği, dinin kendisini bilim dünyasına açmasına; bilimin de, dine karşı duyarlı olmasına ve onunla işbirliği yapmasına bağlıdır. Bilimin dinle işbirliği içinde olması, bilimin özgürlük alanına bir müdahale olarak anlaşılmamalıdır. Bu birliktelik, bilimin insan ürünü olduğu gerçeğinin unutulmamasına, yüksek teknoloji ile ortaya çıkan 'güç'ün doğayı tahrip etmeden daha insani amaçlar için kullanılmasına imkan sağlayacaktır. Bu arada din de, bilimin katkılarıyla insanın yaratıcı yetilerini etkin kılmasını kolaylaştıracak, anlam ihtiyacına daha iyi cevap verebilecektir.
Küçücük dünyamızda, barış içinde, insanca yaşayabilmek için dinin ve bilimin işbirliği içinde olması gerekmektedir. Din-Bilim çatışması, bazı gelişmiş egoların tatmininin dışında kimseye hiçbir şey kazandırmaz. Dine de, bilime de 'insan'ın ihtiyacı vardır.
 www.hasanonat.net

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı