• $8,5701
  • €10,1352
  • 496.213
  • 1360.75
27 Ocak 2015 Salı

Somali’ye gitmek şart mıydı?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Cumhurbaşkanı’nın Afrika Boynuzu programında normal ziyaret sıralaması Etiyopya-Somali ve Cibuti idi. Fakat heyet Etiyopya’dayken Somali’de Türk korumalarının kaldığı otele saldırı olduğu haberi henüz soğumamıştı ki, gece yarısı Suud Kralı’nın öldüğü haberi geldi. Cumhurbaşkanı’nın Riyad’a gitmesiyle program değişti ve önce Cibuti, ardından Somali ziyaretinin yapılmasına karar verildi.

Somali’deki saldırı haberi heyette tedirginlik yaratsa da karar değişmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yakından tanıyanlar için Somali’ye gitmekten vazgeçmek zaten düşünülemezdi.
Neden vazgeçilemeyeceğini Somali’ye gidince, oradaki Türkiye yatırımlarının ne anlama geldiğini yakından görünce daha iyi anlıyor insan.
Somali, insanoğlunun hayatta ihtiyaç duyduğu temel şeylerin yokluğu demek. Güvenlik, barınma ve gıda sorunu ülkenin başkenti Mogadişu’da belirgin şekilde hissediliyor. Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği şehrin sokaklarında yalnızca Türk heyetinin konvoyu ve derme çatma evlerin pencerelerinden başlarını uzatıp konvoya el sallayan siyah kadın, erkek ve çocukların mütebessim çehreleri var. 1991’den beri iç savaş içindeki ülkedeki tek hayat emaresi; Kalaşnikof’lu askerlerin sıralandığı yol üzerindeki kepenkleri inmiş dükkanların grafitileri, barakaların kapısında bekleşen adamların kınalı sakalları ve kadınların rengarenk kıyafetleri…
Yedi saatlik Mogadişu ziyareti sırasında inip bindiğimiz zırhlı araçların kapılarının ağırlığı, Somali’deki hayat şartlarının ağırlığına küçük bir işaret. Heyetimiz için bir patlamanın ortasında kalmak ihtimal dışı değil, Kalaşnikoflar her an aracınıza doğrultulabilir.
Neyse ki, yoğun güvenlik önlemlerinin olduğu yollardan geçerek bir vahaya ulaşıyoruz. Digfeer bölgesindeki Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin içinde bulunduğu külliye adeta Türkiye’den bir parça. Modern binalarıyla peyzajı dahi düşünülmüş bambaşka bir dünya... Günlerdir otel dışında bulamadığımız internet bağlantısı elimizin altında. Twitter’da #ErdoganInSomalia hashtag’larını takibe koyuluyoruz. Bir yandan da içeride hazırlık telaşları var; hastane açılışı yapılacak, Hemşirelik Meslek Yüksek Okulu’nun mezuniyet töreninde onlarca kız öğrenci sertifika alacak… Türkçe konuşan sevimli siyahi hastane personeli, Sağlık Bakanlığı’ndan doktorlar, sağlık görevlileri, Yeryüzü Doktorları gönüllüleri ortamın ruhunu insanlık dayanışması olarak kodluyor.
Somalili bir kızla olan kucaklaşmada renk, dil, ırk, her şeyin ötesinde insanlık ortak paydasında buluşmanın duygusunu yaşıyorsunuz, ayrılırken nemli gözlerinde dünyanın uçurumlarını görüyorsunuz. Uluslararası İlişkiler’e dair tüm teoriler önemini kaybediyor o anda. Adaletin ve eşitliğin olmadığı bir sistemde ne konuşulabilir ki artık!...
Cumhurbaşkanı’nın ziyareti işte bu nedenle önemliydi. Dünyaya başka bir paradigma üzerinden bakabilmenin gereği, içinde bulunduğumuz uluslararası sistemin normal ve ahlaki olmadığının bir kere daha tescili için. 1991’de başlayan iç savaş, 2011’deki kuraklık ve kıtlıkla bambaşka bir hal almış Somali’de. Cumhurbaşkanı’nın Başbakan olarak 2011’de Somali’ye gidişiyle bölgede Türkiye’nin seferberliği başlamış, sivil toplum girişimleri artmış, 3.5 yılda büyük mesafe alınmış.
Bugün Türkiye’nin yaptığı şey, Somali’ye ve genel olarak Afrika’ya balık vermek değil, balık tutmayı öğretmek. Bu nedenle bölgede yapılan sağlık ve tarım eğitimleri yerlilerin mesleki donanım kazanması adına çok önemli.
Birleşmiş Milletler uzun yıllar Afrika’ya ya da yardıma muhtaç başka bölgelere yaptığı yardımları büyük rakamlarla açıkladı. Oysa bu rakamların önemli bir kısmı bölgeye giden BM ekiplerinin yol ve otel masrafları, donanımlı binaları ve bürokrasi harcamalarını oluşturuyordu. Türkiye’den gidip orada zor şartlarda hizmet verenlerin hasbi yüz ifadelerini görünce, Türkiye sivil toplumunun farkını da görüyorsunuz.
Hulasa, Somali’ye gitmek şarttı, zira Somalililer ‘kahraman’ olarak adlandırdıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yolunu gözlüyorlardı.

<p>Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in başbakanı azlederek, Meclis'in çalışmalarını durdurması Arap Bah

Tunus'ta darbe süreci

Düzce'de asırlık ağaç caddeye devrildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 4 ayrı noktada orman yangını meydana geldi

Elazığlı girişimci atıl durumdaki otobüs ve minibüsleri karavana dönüştürüyor