• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
7 Nisan 2015 Salı

Seçim ve bahar

1946’da çok partili siyasal hayata geçildiğinden bu yana Türkiye’de 17 genel seçim yapıldı. 7 Haziran’da 18. genel seçime gidilecek. 2002, 2007 ve 2011’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ezici çoğunluk ile iktidarı kazandığı son 12 yılı hariç tutarsak Türkiye’nin 69 yıllık çok partili siyasi hayatının demokratikleşme çabalarıyla geçtiğini söyleyebiliriz. Bu süreçte aslında iki aktör vardı. 69 yıl boyunca vesayetlerin ve milletin temsilcileri yarıştı. Bu demokrasi mücadelesinin her kesintiye uğrayışının bedelini millet ödedi.

Son 12 yılın başarısı, geçmişteki koalisyon dönemlerinin belirsizliğine, ekonomik darboğazlara son vermek değildi yalnızca. Türkiye’de yepyeni bir dönem başladı. AK Parti’ye siyaseten ve fikren karşı olan kesimlerin dahi üzerinde ittifak edebileceği bir siyasal, sosyal ve ekonomik başarı ortaya çıktı. İstikrarlı ekonomik büyüme ve sosyal değişim muhalif kesimlerin dahi hayatına bir artı değer kattı. 12 yıldır şahitlik ettiğimiz şey sadece bu siyasal ve ekonomik istikrar değil. Türkiye aynı zamanda büyük bir paradigma değişikliği yaşadı ki, vesayetçi, seçkinci paradigmanın hoşuna gitmeyen tam da buydu.
12 yıl içinde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve millet üzerindeki vesayetler kalktı, devlet sivilleşti. Devletin vatandaşıyla olan ilişkileri normalleşti, insan merkezli bir devlet bakışı sisteme hâkim oldu. Sosyal devlet nosyonu güçlendi. Dış politikada küresel güçlere tabi özgüvensiz siyaset, yerini tarihi ve jeopolitik mirasın avantajlarını devreye sokabilen özgüvenli bir dış politika perspektifine bıraktı.
Çözüm süreci başladı, terör ortadan kalktı, bir zamanların kanlı topraklarına barış tohumları ekildi. Türkiye’nin siyasal, ekonomik, sosyal hayatına yön veren aktörler değişti, elitist değil yerli ve toplumsal tabanı temsil eden yeni aktörler ortaya çıktı. Demokratik ve sosyal haklar üzerindeki tekeller ortadan kalktı. Hulasa, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal manzarası tümüyle değişti.
Güçlü liderlik, parlak bir siyasal akıl ve büyük bir sosyal mobilizasyonla bu süreç sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada dikkat çeken, ezber bozan bir siyasal değişim dönemi olarak tarihe geçti. Türkiye’de çok partili siyasal hayatın 1/5’ine tekabül eden bu süreç her biri devasa zorlukları olan çok yönlü mücadele yıllarıydı aynı zamanda. Bu 12 yıl boyunca gerek Türkiye’de, gerekse dünyada olan önemli olayları alt alta sıralasak, bu sürecin nelere şahitlik ettiğini, dünyanın ne kadar değiştiğini de görmüş oluruz.
Şimdi 18. genel seçimler arifesinde, tüm yönleriyle değişmiş, yepyeni bir ülkeden söz ederken, siyasi partilerin hazırlıklarına baktığımızda değişimin ruhuna kendi meşrebince katkı sağlama noktasında muhalefetin yine parlak bir karnesi olmadığı görünüyor. Her şeyin yerinden oynadığı, kimi arkaik kavramlar tedavülden kalkarken, yepyeni toplumsal alışkanlıkların, anlayışların devreye girdiği bir dönemde muhalefet, kötü bir muhalefet karnesi yanında geleceğe dair de bir umut vaat etmiyor.
Günlük spekülasyonlar, iktidarın yorgunluğu, hataları mevcut muhalefetin kemikleşmiş projesizliğini örtmüyor. AK Parti, 3 dönem kuralıyla, hem ilkeli duruşunu koruyarak, hem de yenilenmeye imkan veren dinamizmiyle yine bu seçimin en umut vaat eden siyasal partisi görünüyor. Bugün açıklanacak listelerde hangi partinin ne oranda isabetli isimlerle ortaya çıkacağını hep birlikte göreceğiz. Tabii hangi partinin kadınlara ve toplumun tüm kesimlere daha çok alan açtığını da.
Umarız, 7 Nisan’dan 7 Haziran’a bu seçim süreci Türkiye’de demokrasinin de baharı olur da, Türkiye geleceği yaz olan bir ülke olur.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor