• $13,8036
  • €15,6235
  • 789.425
  • 1927.39
27 Mayıs 2014 Salı

Medyatik muhasebe

Medyaya gündem dayanmıyor. Öyle ki bu hızlı akış artık tatil falan da dinlemiyor. Geçtiğimiz cumartesi, gündem adeta dört mevsim yaşadı. Yoğun biçimde Soma’dan kalma bir gündemle yeni bir güne uyanmıştık ki, öğle saatlerinde 20 saniyelik bir sarsıntı bir anda öncelikleri değiştirdi. Ve tabii deprem tedbirleri dosyası yine raflardan indi. İnşallah dersimizi almışızdır, Soma’yı bu kadar can yakıcı biçimde yaşamışken, felaket gelmeden depreme karşı tedbirlerimizi fert fert, kurum kurum yeniden masaya yatırmış olmamız gerekiyor.
Ardından Başbakan’ın Köln buluşması televizyonlardan yayımlanmaya başlandı. Almanya’daki gurbetçiler artık Avrupa’nın asli unsuru olurken Başbakan’ın entegrasyona evet, asimilasyona hayır vurgulu konuşması önemliydi. Pek çok yönüyle miting gündeminin dumanı hâlâ tütüyordu ki, sosyal medyaya bir haber düştü; Altın Palmiye müjdesi geldi. Nuri Bilge Ceylan, Türk sinemasının 100. yılında hepimizi sevindiren bir başarıya imza attı.
Pazar günü keza hem Türkiye’de hem Avrupa’da siyasi ağırlıklı bir gündem vardı. Yalova seçimlerinin tekrarı vesilesiyle Başbakan’ın milli iradeyle randevusu yinelendi. Akşama doğru Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları gelmeye başladı. Fransa’da ‘politik deprem’ olarak nitelenen sonucun yaygın şekilde Avrupa’ya teşmil edilebilecek ortak noktası aşırı sağcılığın Avrupa’da yükselişi idi. Kuşkusuz bu sonuç yalnızca Avrupa için değil, küresel siyaset için de önemli bir konu. Pazar tatilinin bir başka önemli karesi Kudüs’ten geldi. Papa’nın Kudüs ziyaretine dair çeşitli yorumlar gündeme düştü.
Ve gece Müslümanlar için özel bir anlamı olan Miraç Kandili ile son buldu.
Hülasa bir cumartesi-pazardan burada zikretmediğimiz nice önemli konu ile beraber yüzlerce gündem çıktı. Değişmekte, gelişmekte olan ülkelerin bu gündem yoğunluğu normal. Aynı zamanda dinamizm göstergesi. Fakat önemli olan bu dinamizmin yönünü ülkenin ve insanlığın hayrına çevirmek.
Bazen mikro meselelere odaklanmak yerine makro bir gündem muhasebesi yapmak gerekiyor. Türkiye cumhurbaşkanlığı gibi çok önemli bir siyasal gündemin eşiğinde iken küçük hesaplarla ülkenin enerjisini tüketmek küresel rekabette de bizi geride bırakıyor. Türkiye’de son aylarda tuhaf bir psikoloji hâkim; biz siyasi ve toplumsal krizler yaşıyoruz, bizim dışımızdaki dünya bizim de ulaşmamız gereken ideal toplumları temsil ediyor. Türkiye’de değişim ve dönüşümün getirdiği ciddi tartışmalar yaşadığımız doğru fakat bizim dışımızdaki dünyada da her şey o kadar da tozpembe değil. Ekonomik krizlerle boğuşan Avrupalılar, yaygın biçimde tercihlerini göçmenlere ve yabancılara mesafeyle yaklaşan aşırı sağ partileri desteklemekten yana kullandılar. Liberal demokrasinin yara aldığı bu sonuç, Avrupa Parlamentosu’nun önümüzdeki zamanlarda siyasi kararlarını da etkileyecek önemli bir gelişme. Unutmayalım bizim dışımızdaki dünya da kendi bunalımlarını yaşıyor ve arayış içinde. Papa’nın diyalog arayışı içinde Kudüs ziyaretinden, kapitalizmin krizine çare bağlamında Piketty’yi fenomen haline getiren şartlara kadar Batı da kemikleşmiş sorunlarıyla mücadele ediyor. Her ne kadar küresel sistem içinde artık sorunlar da, çözümler de birbirinden bağımsız değilse de, burada bizim için önemli olan Batı’yı bir onay ve şikâyet makamı görmeden ve kendi krizlerini devleştirerek içinden çıkılamaz hale getirmeden bu değişim ve dönüşüm süreçlerinden kârlı çıkmak.
Türkiye’nin pro-aktif iradesini sorunlarla bloke etmek yerine hem kendi iç sorunlarına, hem de küresel meselelere katkı sağlar bir konuma getirmek yine iktidarıyla, muhalefetiyle bizim tutumumuzla alakalı. Ama önce kendi içimizde iyi niyetli ve sorumlu bir dayanışma modunu yeniden aktif hale getirmemiz gerekiyor.

<p> </p>

Mesut Özil - Vitor Pereira arasında soğuk savaş devam mı ediyor?

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri