• $8,6982
  • €10,364
  • 501.26
  • 1400.9
17 Mayıs 2014 Cumartesi

Hepimiz suçluyuz

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Tüm Türkiye’nin başı sağolsun. Soma acısıyla dört günü geride bıraktık. Bu süre zarfında gündelik hayata daldığımız her an acıyı hatırlayıp, irkildik. Eşlerini, evlatlarını, babalarını kaybedenlerin iç sızısından bir parçayı içimizde hissettik. Geceleri hüzünle uykuya dalan çocukların sabah uyandıklarında babalarının olmadığı bir dünyada hayata tutunma yalnızlığını bir nebze olsun yaşadık. Fakat hiçbirimiz bu acıyı onlar kadar derin yaşamadı, onlar kadar bir ömürlük de yaşamayacak.
Her birine sabır, metanet ve güç diliyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Biz geride kalanlara da basiret, feraset ve gerçek bir insan olmanın tüm gereklerini diliyorum. Çünkü tüm bunlara en çok ihtiyacı olan bizleriz. Soma felaketiyle yüzleşirken gösterdiğimiz talihsiz yaklaşımlar bu hasletlere ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Acı büyük, mesele de o kadar büyük. Fakat bir yanından başlamamız gerekiyor.
Soma felaketini duyduğum andan itibaren hak, sorumluluk ve iş ahlakımız konusunda toplumsal kodlarımıza sinmiş tavırlar gelip geçti gözümün önünden. Her alanda sorumsuzluk, ihmal ve vurdumduymazlık... Her şeyi ucuza getirmek, yapılan işin hakkını vermemek, nasılsa yaparım umursamazlığı, velhasıl hayata karşı ciddiyetsizlik...
Maden işçilerinden birinin anlattığı şu olay ne kadar bize has, ne kadar bildik bir tablo değil mi?
“4 ay önce ‘madende sıcaklık var’ diye defalarca yetkililere söyledik. Başımızdakiler ‘fazla hava verirsek burası yanar’ dedi. Söylediklerimizi dikkate almadılar...”
‘Burası yanar...’ Sonra? Sonrası koca bir vurdumduymazlık... Madenin neden sıcak olduğunu araştırmaya ihtiyaç duymama cehaleti. Toplamda devasa bir ahlak zafiyeti.
Haydi derin ahlaki duyarlılıkları olan, kendi özbenliğine saygısı olan ideal insan olmak için çabalamıyoruz, kanunun getireceği yükümlülüklerden de mi korkmuyoruz? Korkmuyoruz, çünkü bizi denetleyecek olan da aynı kumaşın insanı! Al gülüm-ver gülüm hesapları, kayırmacılık, suçluyu aklama, hukuksuzluğa kılıf uydurma dokularımıza işlemiş.
Türkiye acıları üstüne bir de bu tefessüh etmiş toplumsal kodlarla yüzleşiyor, yüzleşmek zorunda. Ne yazık ki bu ve benzeri tutumlar numunelik değil. Yaygın biçimde bireyden devlete kadar sirayet etmiş alışkanlıklar.
Soma’da birbirinden fersah fersah uzak iki insan duruşu izledik. Birisi günlük 40 TL için bütün hayatını riske atarak ekmek parası peşinde koşan bir maden işçisinin ‘çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin’ diyebilen asil duruş, diğeri ‘şu mesele bitse, kapansa da golflü, tenisli günlerime bir an önce geri dönsem’ tavrındaki müptezel patron duruşu.
Çalıştırdığı işletmeye gelmeye tenezzül etmeyen bir patronun asgari ücrete talim ettirdiği işçiden azami alın teri beklediği bir düzende hepimiz suçluyuz.
Gündelik hayatımızdan başlayıp sistemik yapılarımıza kadar her alana sirayet etmiş şuursuzluklarımız, ihmallerimiz, ciddiyetsizliklerimiz, göz yummalarımız için suçluyuz.
Hepimiz SOMA aynasında dönüp kendimize bakalım, orada aynı zamanda Türkiye'nin resmini göreceğiz.

<p>Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı</p>

Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı

Altyapı çalışmaları sırasında bulundu! Osmanlı dönemine ait

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı