• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
30 Mayıs 2017 Salı

Hastane yerine şifahaneye gitmek

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Son günlerde bir seferberlik var, arenalar stadyuma dönüşüyor, club’lara, cafe’lere yeni isimler öneriliyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın 8. Uluslararası Türk Dil Kurultayı’nda gündeme getirdiği bir yaklaşım üzerinden… Bu bağlamda, gözden geçirilmesi gereken nice konu var; sözgelimi hastane yerine şifahane… İnsanın umuda en çok ihtiyacı olduğu zamanlarda hastalık odaklı bir mekan yerine şifa merkezli bir yere gitmesi ne kadar anlamlı.

Kelimelerin psikolojisi var. Şifahanenin çağrışımları oldukça pozitif ve çok daha kadim bir müessese. Hastane kelimesi, Türkçeye Farsçadan geçmiş ve ilk kez 19.yy’da Lehçe-i Osmani’de yer almış. Öncesinde ‘daru’ş-şifa, şifahane, daru’s-sıhha, daru’t-tıb’ gibi kelimeler kullanılıyordu sağlık hizmeti veren kurumlar için.

Tıbbi yaklaşım, bir tedavi sanatı olarak algılanıyordu. Koruyucu tıp anlayışı, sağlık konusuna bakışın temelini oluşturuyordu. Osmanlı hekimleri, sağlıklı olmak için uyulması gereken kuralları tıbbın esası kabul ediyor, buna rağmen bir hastalık olursa o zaman tedaviye yöneliyorlardı.

Osmanlı şifahaneleri toplumdan tecrit edilmiş ya da insanı disiplin altına alan kurumlar değil, hayata dair birçok fonksiyonun bir araya geldiği külliyelerin, bir parçası olarak inşa edilmişti. Her şifahane bir vakıfla destekleniyor, yolcu ve yoksullara ücretsiz hizmet veriliyordu. Zaten Osmanlı toplumunda evde hasta bakımı çok daha yaygındı. Şifahaneler, sosyal yardımlaşmanın parçası olan ve şefkat yaklaşımıyla yönetilen yerlerdi.

Sağlık hizmeti, sosyal hizmet alanı olarak görülüyordu. Bugün olduğu gibi ilaç ve tıp teknolojileri sektörünün güdümünde bir saha değildi.

Hekimler, TUS yeterliliğine indirgenmemiş tıbbi ve ahlaki kriterlerle değerlendiriliyordu. Bir Daru’ş-şifa Vakfiyesi’nde hekimlerin taşıması gereken vasıflardan bazıları şu şekilde sıralanıyordu; ‘tıp ve hikmet kanunlarını bilen, ilim tahsilinde ve tatbikatta zamanlar geçirmiş, onları tamamlama hususunda vakitler harcamış kimse doktor olup, bunlardan her biri selim kalpli, kerim ahlaklı, güzel huylu, endişeden uzak, iyi iş yapar, ince kalpli, uysal, akraba ve ecanip hakkında hayır diler, nasihatı tatlı dilli, hoş sözlü, güler yüzlü, makbul huylu olmalıdır.’ Her ne kadar bugün doktorların tıp etiği ilkeleri var olsa da, sektörel hegemonya genel olarak sağlık sisteminin ruhunu ele geçirmiş durumda tüm dünyada. Tıp artık hasta ile değil, hastalıkla ilgileniyor. Bu nedenle hastanenin temel odağı da ‘hastalık’ haline geliyor.

Hastane tabelalarının şifahaneye dönüşmesi, elbette bir paradigma değişimi ile birlikte anlamlı. Fakat bazen böylesi pratik adımlar paradigmayı zorlayabilir ve bakış açısını değiştirmek için farkındalık sağlar. Çünkü, dil düşüncenin evidir. Koruyucu hekimliği, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı ve en önemlisi sağlık sisteminde insani boyutu yeniden hatırlamamızı mümkün kılar.

Hastaneye gitmektense bir şifahaneye gitmek, hasta için daha ümit verici olabilir.

<p>Murat Dalkılıç kendisi hakkında yöneltilen soruya yanıt vermeyen eski eş Merve Boluğur hakkında i

Murat Dalkılıç'tan Merve Boluğur açıklaması: Kanlı bıçaklı ayrılmadık

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama