• $8,2531
  • €10,0495
  • 486.306
  • 1441.33
03 Mart 2018 Cumartesi

Goree Adası’ndan ayrılış

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Batılı ülkelerin temiz, sıralı caddelerinin, mamur şehirlerinin, refah toplumunun ardında nasıl bir insanlık trajedisinin var olduğunu bilmek için elbette Senegal’in Goree Adası’na gitmek şart değil. Bugün güncel uluslararası siyaseti izlemek yeterli. Fakat Goree Adası, bu vahşi geçmişin sembol mekanlarından birisi olması açısından görülmeye değer.

Goree’de Batı’nın gözyaşı, kan ve alınteri üzerine kurulmuş tarihini en canlı şekilde görüyorsunuz. Köleliğin tarihi çok daha eski olsa da, 15.yy., sistematik kıtalararası köle ticaretinin başladığı dönem. 19.yy’a kadar 400 yıl boyunca Afrika’dan köle ticareti yapılıyor. Goree de bu duraklardan birisi. Portekiz, İspanya ile başlayan ticaret, Hollanda, Fransa, İngiltere ile devam ediyor. F. Braudel’e göre, yaklaşık rakam 14-20 milyon arasında insanın Afrika’dan Amerika’ya ve diğer Batı başkentlerine getirildiği doğrultusunda. Önce adam kaçırma ve yağmayla başlayan kölecilik daha sonra kölelikten kurtulmak için Batılılarla anlaşan ve onlar adına köle toplayan kabile liderleriyle devam ediyor. Özellikle 15-25 yaş arası erkek ve kadınlar tercih ediliyor.

400 yıllık bu köle ticareti geçmişi, bugün Afrika’nın yaşadığı ekonomik sorunların arka planında önemli bir etkiye sahip. Bu nedenle bugün Afrika’ya yapılacak katkı, sadece günübirlik maddi desteklerden öte, tarihte yaşananların sosyal ve ekonomik hayatta bırakmış olduğu tahribatları giderici politikalar olmalı.

Goree’ye, okyanus dalgalarına karışan bir tekneyle gidiyorsunuz. Başkent Dakar’a sadece 2 km. Ada görünmeye başladığında kırmızı, sarı, yeşil evlerin sevimli, sakin ve dingin görüntüsü göz okşuyor. Fakat adadan dönüşte bambaşka duygular sarıyor benliğinizi. İnsanlığın hüznünü kuşanarak ayrılıyorsunuz adadan. Uzaktan güzelliğiyle göze çarpan o mamur evlerde köle pazarlıklarının yapıldığı, alt katlarının adeta bir insan mahzeni olduğu fikri denizin, rüzgarın ve renklerin bütün güzelliğini alıp yok ediyor. İnsanların balık istifi gibi doldurulduğu köle evini gördükten, hikayelerini dinledikten sonra tekne adadan uzaklaşırken, her şey siyah ve beyaz oluyor. Renkler adadan çekiliyor adeta. Bir daha geri dönüşü olmayan bir kapıdan geçerek gemiye bindirilip, belirsizliğe doğru yol alan kölelerin ruhu istila ediyor her yeri. İsyan edip gemideki beyazları öldürürler korkusuyla zincirlere bağlanan erkeklerin balık istifi hayali zihninizi istila ediyor. Atlantik Okyanusu’nda 30-40 günde aşılabilen yolda, yolcuların neredeyse yarısı hastalıktan denize atılıp, köpekbalıklarına yem oluyor.

Senegal’den önceki durağımız olan Moritanya’daki bir Türk okulu öğretmeni şunu anlatmıştı; çocuklara okul dışı faaliyetler için denizi mi çölü mü tercih ettikleri sorulduğunda, hemen hepsi çölü tercih ediyor, çünkü hepsinin denize karşı bir korkusu var, çölü daha emniyetli buluyorlar. Bu bilgi, Batı Afrika sahillerindeki köle ticaretinin kuşaktan kuşağa Afrikalılarda nasıl yerleştiğini çok net biçimde izah ediyor.

Paris’e, Londra’ya gidenler bir de mutlaka Goree’ye gitmeli!...

<p>İsrail polisi sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa'dan çıkan cemaate müdahale etmesi sonucu 10 kişi

İsrail polisinden Mescid-i Aksa'dan çıkan Filistinlilere müdahale: 10 yaralı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor