• $17,2753
  • €17,667
  • 967.984
  • 2414.54
30 Nisan 2016 Cumartesi

Free hug

Batı başkentlerinde sokakta yürürken hiç tanımadığınız birinin ansızın karşınıza çıkıp sizi kucaklamak istemesi an meselesi. Bir dönem free hug, yani ‘bedava sarılma’ kampanyası hayli revaçtaydı. Şimdilerde bireysel eylemler olarak rastlanabiliyor. Bir kız ya da erkek ansızın elinde ‘free hug’ yazan pankartla yolunuzu kesip, kucaklama eğiliminde bulunuyor; sarılmak bedava... Bunu bir sevgi-barış eylemi olarak da görebilirsiniz ya da rahatsız edici bir hareket olarak da değerlendirebilirsiniz, meşrebinize kalmış... Ama temeli, modern bireyin yalnızlığına dayanıyor. Bu eylemi yapanlar, kucaklaşmanın kendilerine sevgi aşıladığını, insanlara barış, mutluluk ve güven yaydığını söylüyor.

Keza büyük Batı başkentlerinde, mesela New York’taki bazı büyük meydanlarda, satranç tezgâhı kurmuş, sabahtan akşama kadar karşısına birinin gelip oturmasını bekleyen insanlar görüyorsunuz. Yalnızlıklarını buralarda aşmaya çalışıyorlar. Bir seferinde meydanın sabit satranç müdavimlerinden birisi ile kısa bir sohbetimiz olmuştu. Günlerdir kimseyle konuşmadığını, burada insanlarla karşılaşıp, sohbet ettiğinde akşam eve mutlu şekilde döndüğünü anlatmıştı.

Hatta buradan kendine bir iş dahi çıkarmış. Her gün tezgâhına uğrayan insanlarla ilgili bir roman dahi yazmış. Kendisiyle satranç oynayanlara ondan bir tane hediye ettiğini söylüyordu. Ama bazen kimseyle konuşmadan evine döndüğü de oluyormuş.

Roman demişken, tarihin yalnızları içindeki bir aykırı da, ‘Aykırı’ romanının yazarı Huysmans’ın, insanlardan nefret ettiği için kendini şatosuna kapatan bir aristokrat... Bu aristokrat roman kahramanı, yalnızlığa müptela olması nedeniyle hiç dışarı çıkmıyor. Ta ki, Charles Dickens’ın romanlarındaki Londra’yı merakına yenilene kadar. Londra’ya gitmek üzere trene binecekken hastalık derecesindeki yalnızlık arzusu nüksediyor ve şatosuna geri dönüyor.

Büyük ailelerin parçalanması, çekirdek ailede dahi bireyselleşmenin bir artı değer olarak revaç bulması insanları hastalıklı yalnızlık duygularıyla baş başa bırakıyor. Sonra kent meydanlarında sevgi açlığı içinde, bir dokunuşluk sevgi kırıntılarına talip oluyor insanlar. Sorumluluk taşımayan ve sanal dostluklar, insanların depresifliğini artırıyor.

Mahallenin baskı kelimesiyle özdeşleştiği bir çağda eskinin mahallelerine, sosyalitesi zengin yaşamlarına dönmek belki imkânsız. Ama en azından modern dünyaya hazırladığımız çocuklara, insan merkezli bir hayatın değerini ve kazanımlarını öğretmenin yollarını arayalım.

<p>Cenk Torun, Çılgın Bediş dizisindeki Oktay rolü ile tanınıp  sevilmişti. Cenk Torun'a Çılgın Bedi

Çılgın Bediş'in Oktay'ı Cenk Torun yıllardır yanlış bilinen gerçeği açıkladı

Fatih'in kılıcının aynısı yaptı! Yurt dışından gelen taleplere yetişemiyor

Türkiye'de 500 bin TL altında alınabilecek otomobiller! Listeler güncellendi

İçmeler köyünde yaşam normale dönmeye başladı