• $7,3604
  • €8,9523
  • 436.786
  • 1536.11
26 Mart 2016 Cumartesi

Dünyanın cinnet hali

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Dünyaya çok can yakıcı sorunlar bırakan I. ve II. Dünya Savaşlarına şahitliğimiz, tarih kitapları üzerinden oldu. Savaşların sebep ve sonuçlarını, tarih metodolojisinin ürettiği formüller üzerinden algılamaya çalıştık. Hiçbir önemli tarihi olayın tek bir sebebe indirgenemeyeceğini biliyor olmamıza rağmen, I. Dünya Savaşı’nın sebebini, 1914’te Avusturya Arşidükü’nün, Saraybosna’yı ziyareti sırasında bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi olarak kodladık.

Tarihi tersten okumaya çalışalım; Saraybosna’yı ikiye bölen nehrin üzerindeki Latin Köprüsü’nde böyle bir hadise yaşanmasaydı, I. Dünya Savaşı yine çıkar mıydı? Muhtemelen evet... Zira sanayi inkılabı sonrasında ortaya çıkan hammadde arayışı, devletler arasındaki gerilimi artırmış, milliyetçilik cereyanı kutuplaşmaları çoğaltmış, büyük güçler kılıçlarını çekmişti. Her şey bir kıvılcımın ortalığı ateşlemesini bekliyordu. Nitekim Arşidük suikastı, hazırda bekleyen imparatorluk ordularını harekete geçirdi, kılıçlar kınlarından çıkarıldı, cepheler açıldı. Sonuç; yaklaşık 8.5 milyon insan öldü, 21 milyon kişi yaralandı, 7.5 milyon kayıp ve esir verildi.
II. Dünya Savaşı ise, I. Dünya Savaşı’nın bıraktığı sorunların sonucu ve devamı niteliğinde ortaya çıktı. 50 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Üstelik bu savaşta siviller de ağır darbe aldı. ‘Askeri’ çatışmaların ötesinde endüstriyel ve bilimsel enstrümanların kullanıldığı bir savaş olarak tarihe geçti. Nükleer silahlar kullanıldı, kitlesel ölümler gerçekleşti. 1945 sonrası, küresel siyaset yine bu savaşın bıraktığı izler üzerinden şekillendi. İki kutuplu bir dünya ortaya çıktı, yeni bağımsız devletler kuruldu.
II. Dünya Savaşı, nasıl ki sivil halkların, savaşların parçası olması konusunda bir milatsa, son 20 yılda yaşadığımız teknolojik gelişmeler de savaşların ve her türlü insan eylemlerinin mahiyetini değiştirecek bir etkiye sahip. Zira artık savaşlar sadece komutanların, askeri yetkililerin değil, tüm insanlığın gözü önünde yaşanıyor, her aşaması hayatın merkezinde kurgulanıyor. Sıradan bir insanın gündelik hayatının bir parçası olabiliyor. Sosyal medya adeta muharebe cephelerini andırıyor. Artık savaşlar hukuksuz, ahlaksız kılıflar altında sürdürülüyor. Terör tüm dünyayı kasıp kavuruyor.
Artık teröristin dahi tanımı değişti. Çok uzak değil, 15-20 sene öncesine kadar terörist dendiğinde gözümüzün önüne gelen imge, elinde silah tutan, tuhaf kılık-kıyafetler içinde bir figürken, artık öyle değil. Bir kafede yan masanızda tıpkı sizin gibi oturup, çayını kahvesini yudumlayan birisi, 15 dakika sonra ortalığı yangın yerine çeviren bir canavara dönüşebiliyor.
Dünya gittikçe güvensiz bir yer haline geliyor, çelişkili manzaralar ortaya çıkıyor. Bu hal, insan hayatı başta olmak üzere her şeyin üzerine kâbus gibi çöküyor. Mesela, UNESCO bir yandan tarihi eserleri korumak için kılı kırk yararken, diğer yanda Ortadoğu’nun açık hava müzesi olarak kabul edilen Suriye’de, dünyanın gözü önünde en az 7000 bin yıllık tarihi eserler yerle bir ediliyor. Bu bir cinnet hali değil mi?
Bakalım bu cinnet, dünyayı nasıl bir vasata taşıyacak... Tarihi olayların birbirini tetiklediği dünyada şayet bir çıkış yolu arıyorsak, insani ve ahlaki bir devrim yapmak zorundayız. Başka çıkış yok. Adil bir hafızayla geçmişi, insani bir diplomasi ile bugünü yeniden kurgulamalıyız.

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor