• $8,4992
  • €10,2994
  • 501.429
  • 1441.33
03 Kasım 2015 Salı

Bu başarı senin!

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Maya tuttu.

‘Millet iradesi’ düşüncesi, toplumun kılcal damarlarına nüfuz etti ve artık toplumun tüm hücrelerine yerleşti.
1950’lerden bu yana süren hâkimiyet mücadelesi, millet lehine bu topraklarda artık kökleşti.
En önemlisi, millet iradesini hâkim kılma mücadelesine tanık olan bir nesil yetişti bu arada. Gençler artık, kendi kararlarının öznesi olmak için siyasetin bir imkân olduğunun farkındalar. Bu nedenle, Türkiye 1 Kasım seçimleriyle hem 2019’u, hem 2023’ü de kazandı. Yetişkinler, Özal’a, Menderes’e uzanan geçmiş tecrübelerden ders çıkartarak, siyasete yön verme kapasitelerini bu sefer etkin biçimde kullandılar. Millet, beş ay gibi kısa bir sürede, iradesinin gücüyle neler yapabildiğini siyaset sahnesinde gösterdi; 7 Haziran’da ders verdi. 1 Kasım’da yetki!... Kuşkusuz bu, on üç yılda damarlarındaki kana karışan özgüvenin tezahürüydü.
Millet artık siyasetin gücünün farkında ve onu nasıl kullanabileceğinin bilincinde. Artık siyaseti, mahallesine muhtar, şehrine vekil seçmekten ibaret görmüyor. Artık, küresel siyasetin röntgenini dahi çekebilecek bir yetkinliğe sahip. Hayatında hiç The Economist, WSJ okumasa da, küresel hegemonyanın küstah yorumlarına, sinsi oyunlarına karşı şerbetli. Toplum artık, ‘tarafsız medya’ edebiyatıyla, bir grup vesayetçinin kendilerine yutturmaya çalıştığı taraflı paket fikirlerin farkında. ‘Özgür basın’ yaygarası ardında hangi ihanet tezgâhlarının kurulduğunun ayırdında.
Millet, dürüst, şeffaf ve samimi olmak yerine, ihaneti, bölücülüğü seçen ve kendisine tepeden bakan bütün odakları, kendi vicdan mahkemesinde yargıladı ve hükmünü verdi. 1 Kasım’da, AK Parti iradesini tüm bu mihraklarla mücadele ve ülkesinin geleceği için yetkilendirdi. Özgüvenle ‘ben bu sefer böyle uygun gördüm’ dedi.
Kuşkusuz, milletin damarlarına bu özgüveni zerk eden, ‘millet iradesi’ felsefesinin kurucusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve on üç yıldır bu yolda emek veren kadrosuydu. Erdoğan’ın cesareti ve kararlılığı olmasaydı, bu zorlu yolu aşmak, ‘millete rağmen’ parantezini kapatmak, Türkiye için belki de hiç mümkün olmayacaktı. Kolay olmadı ama Erdoğan, bu milleti, iradenin kendi elinde olduğuna inandırdı. Her konuşmasında ‘millet iradesi’ni vurguladı. ‘Milletin kararı’, ‘milletin evi’, ‘milletin seçimi’ gibi kavlî ve fiilî enstrümanlarla bu söylemi güçlendirdi. Kendi kişisel hayatında da, bu iradeye teslimiyetini samimiyetle ortaya koydu.
1 Kasım seçimiyle, ‘millet iradesi’ felsefesi, Türkiye siyasetini şekillendiren temel dinamik olarak siyaset tarihinde yerini aldı ve varlığını tescilledi. Artık hiçbir siyasal hareket, çeşitli kisveler altında vesayet, ihanet ve terör yandaşlığı üzerinden başarı kazanma ümidine kapılamayacak. Sahih ve samimi olmayan hiçbir siyasal duruşun bu toplumda geleceği olmadığı açık şekilde ortada.
Şimdi Türkiye, rakiplerine karşı kazandığı ezici siyasal üstünlüğü ‘Elhamdülillah’ şükrü ve bilgece bir tevazuyla karşılayan donanımlı bir Başbakan’a sahip. Yenilenmiş kadrolar ve taptaze bir enerjiyle, geleceği daha iyi inşa edebileceği büyük bir siyasal güce ve tecrübeye haiz.
Bu başarı, ‘milletin evi’nde yemenisiyle poz verebilen, devletin yönetim merkezinde varlık gösterebilen, milletin! Millet iradesi siyasetine inanan herkes, tevazuyu elden bırakmadan bu başarının sevincini yaşamalı ama vakit kaybetmeden de, beş ayın ve on üç yıldır birikmiş yol kazalarının telafisi için hemen işinin başına geçmeli. Başarı ancak böyle taşınabilir.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı