• $8,5732
  • €10,1392
  • 496.743
  • 1360.75
24 Ocak 2015 Cumartesi

Afrika’da bir su kuyusu

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Afrika… Çoğumuzun zihninde açlıkla, kıtlıkla, çelimsiz insanları, baygın bakışlı çocuklarıyla yer etmiş bir kıta. Sefalet, sanki Afrika’nın diğer adı.
Batılı zihin, dünyanın kendi bulunduğu yer dışında kalan tüm coğrafyalarını tek bir kelimeyle ‘Doğu’ ile tanımlarken, Afrika’nın payına da sömürge olmak düştü.
Verimli toprakları, hoşgörülü insanlarıyla sömürü nesnesi olmak dışında hiçbir sıfatla tanımlanmadı. Oysa dünyanın belki de hiçbir bölgesinde olmayan bir renklilik, çokkültürlülük coğrafyasıydı.
Batı akademilerindeki ‘Doğu Çalışmaları’ kürsüleri adeta bu çokrenkliliği silikleştirmek için kuruldu. Bilgi ile iktidar arasındaki ilişki, burada en kârlı sözcüğü keşfetti; sömürge… Batı, Afrika hakkındaki bilgisini ona hükmetmek için kullandı. Kendi içindeki farklılıkları İngiliz, Fransız tarzı olarak tüm dünyaya sunarken, Etiyopya ile Cibuti, Kenya ile Uganda arasındaki farkı sıfırladı, yok saydı. Koskoca bir kıtayı, paylaşılması gereken bir pastaya indirgedi. Bu nedenle biz Afrika ülkelerini Fransız kolonisi, İngiliz sömürgesi olarak tanıdık ve bildik. Oysa bu perdeyi kaldırdığınızda ardında yüzlerce etnik köken, binlerce lehçeyle karşılaşıyorsunuz. Yalnızca Etiyopya’da bugün 60’ın üzerinde dil konuşulduğu söyleniyor. Afrika’da dolaşırken, Edward Said’i hatırlamamak, Fanon’u unutmak ne mümkün…
Afrika’ya gitmek, bir Afrikalıyı dinlemek, terk edildikleri şartlara el uzatmak, Londra caddelerinin, Fransız bulvarlarının, özentili Beyoğlu vitrinlerinin, altın kaplamalı Arap rezidanslarının ve Şikago gökdelenlerinin dünyaya yüklediği günahın kefareti demek.
***
Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte Afrika seyahatindeyiz. Etiyopya, Cibuti, Somali’yi içine alan Afrika Boynuzu’na Türkiye’nin dost elini uzatmak üzere… Cumhurbaşkanı, bakanlar ve çok sayıda işadamıyla Afrika’ya yatırım seferberliğinde. Kendisine eşlik eden Emine Erdoğan Hanımefendi ise, sivil toplum kuruluşlarının dertlerini dinleme, özellikle kadınların sıkıntılarına bir dost eli uzatma gayretinde. Bir toplantı sırasında bir su kuyusunun Afrika’da ne anlama geldiğine kulak veriyoruz. Bir su kuyusu, yüzlerce kadının hayatı, onlarca ailenin geleceği demek. Su bulabilmek için kilometrelerce yürüyen bir kadının yolculuğunda sadece yorgunluk yok. Tecavüz var, hastalık virüsleri var ya da eve döndüğünde geç kalmanın cezası şiddet var!
Musluğunu açtığı anda önünde berrak su akan bizler için bunu anlamak çok zor. Fakat Etiyopya’da HIV ve AIDS virüsleriyle mücadele derneklerini yakından gördüğünüzde suyun ne demek olduğunu insan daha iyi anlıyor.
Suyun ‘ab-ı hayat’ olduğu ancak yokluğunda fark edilebiliyor. Su, kadınların ve çocukların karşılaşacağı pek çok sosyal problemi kökünden ortadan kaldıran en önemli şey. Bu nedenle Afrika’da bir su kuyusu, banka hesabından bir yardım derneğine cüzi bir meblağ transfer etmekten çok daha büyük anlamlar taşıyor. Bir su kuyusunun eksikliği, yılda üç-dört kere hasat alınabilen, verimli ve bakir toprakları olan Etiyopya’da varlığın içinde yokluk demek…
Türkiye, gerek TİKA, gerek Kızılay ve gerekse diğer sivil toplum kuruluşları ile Afrika’da tarım eğitimini önceliyor. Bu, Batılı ülkelerin 80-90 yıllığına kiralayarak yaptığı tarım emperyalizmine karşı Türkiye’nin duruşunu da ortaya koyuyor.
Türkiye, çıkarcı ve sömürgeci bir anlayıştan uzak bir şekilde Afrika’da. Üstelik tarihten gelen minnettarlıkları söyleme kadirşinaslığı ile. Cumhurbaşkanı, Addis Ababa Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, müşriklerin eziyetinden kaçıp Habeşistan’a, yani Etiyopya’ya sığınan Müslümanlara kucak açan Necaşi’nin hatırasını yadetti ve çoğunluğu Hıristiyan olan Etiyopya’nın bir arada yaşayabilme güzelliğine vurgu yaptı.
Öte yandan Emine Erdoğan Hanımefendi, katıldığı hemen her toplantıda Afrikalı kadınlara eşit mesafeden bir üslupla hitap etti ve ‘Avrupa’nın size hiçbir şey vermeden yalnızca sizden almasını hazmedemiyoruz. Bizim uzattığımız el, dost eli. Elimizden gelenin daha fazlasını vermek istiyoruz’ şeklinde konuştu. Bilgi-iktidar arasındaki ilişki, Türkiye’de Batı’nın tersine işliyor. Türkiye, Afrika hakkındaki bilgisini samimi bir niyetle kullanıyor, sömürge nesnesi yapmak için değil.
Afrika, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve halkının destekleriyle yeniden kendi olmayı bekliyor.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Halk TV'de bir skandala daha imza atıldı. Cumhuriyet Gazetesi ya

Cumhuriyet yazarı haddini aştı

Düzce'de asırlık ağaç caddeye devrildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 4 ayrı noktada orman yangını meydana geldi

Elazığlı girişimci atıl durumdaki otobüs ve minibüsleri karavana dönüştürüyor