• $7,4744
  • €9,0776
  • 441.861
  • 1565.01
23 Aralık 2012 Pazar

ODTÜ 43 yıl önce de

ABD Büyükelçisi Robert Commer sanki benzine ateşle gider gibi ODTÜ'yü ziyaret etme kararı almıştı. Sosyalist gençlerin bunu kabullenmesi mümkün değildi. Fitil ateşlenmişti...
1969 yılının nisan ayıydı... Sinan Cemgil kapıyı kırarak içeri girdi. Rektör Kemal Kurdaş daha fazla direnemedi. Öğrenciler işgali duyurdu: Bu Amerikan üssü ele geçirilmiştir...
DTÜ direnişleriyle anılmıştır. İşgaller, boykotlar, çatışmalar... ODTÜ tarihi mücadelelerle doludur.
ÖĞRENCİ gençliğin sindiği, yumurtalı protestoların bile hapisle karşılık bulduğu, toplumsal bilincin zayıfladığı bugünlerde ODTÜ eski günleri hatırlattı... Yani ODTÜ, yine ODTÜ'lüğünü gösterdi. Yumurtalı cılız gösterilere alışmış devlet yetkilileri ise şaşkın bir halde 'Bu ne rezillik' diye isyan etti ama nafile. ODTÜ geleneği var!
BAKIN size yıllar önce başlayan ODTÜ geleneğini anlatayım. Geleneğin fitilini ateşleyen ilk büyük direnişi; 1969 işgalini bir de benden dinleyin.
***
DÜNYADA esen 68 rüzgarı Türkiye'yi sarmıştı. Bütün üniversitelerde eylemler artmış, ülkenin gidişatına müdahale etmek isteyen öğrenci gençlik örgütlü bir şekilde eyleme ve sokağa dökülmeye başlamıştı.
ODTÜ çoktan yangın yerine dönmüştü. Türkiye'ye gelişi bile protestolara sebep olan, 'Vietnam Kasabı' olarak bilinen ABD Büyükelçisi Robert Commer benzine ateşle gider gibi ODTÜ'yü ziyaret etme kararı almıştı.
ANTİ-AMERİKANCI sosyalist gençlerin bunu kabullenmesi mümkün değildi. ODTÜ onların kalesiydi...
(BİR gün öteki ODTÜ'lüleri de yazmak isterim. Öyle ya! ODTÜ'de hep devrimci sosyalist öğrenciler okumadı. Tamam pek sesleri çıkmasa da sağcı hatta ülkücü öğrenciler de vardı. Mesela ilk ODTÜ ülkü ocağını açan İlhan Kesici'yi... Veya merkez sağın değişmez ismi, eski Devlet Bakanı Rüşdü Saracoğlu'nu. Ya da babasının Çıkrıkçılar Yokuşu'ndaki dükkanından çıkıp ODTÜ'ye gelen ve vakit namazları atlamayan Ali Babacan'ı... 'ODTÜ'nün Ötekileri'ni yazsam ne güzel olur.)
COMMER'in siyah Cadillac'ı rektörlük binasında görülmesiyle olaylar başladı. Commer, Rektör Kemal Kurdaş'ın davetlisi olarak okulda öğlen yemeği yiyecekti. Daha Türkiye'ye indiği andan itibaren protestoların ve yumurtaların (Yumurta atmak o yıllarda da gelenekti) hedefi olan Commer'in ODTÜ gibi devrimci gençliğin mabedi sayılan bir okula ziyareti çıkacak olayların habercisiydi. Cadillac'ını rektörlük önüne park eden Commer, Rektör Kemal Kurdaş'ın yanına girdi. Dışarıdaki öğrenciler ise Cadillac'ın çevresini çoktan sarmışlardı.
O gün orada olan Tuncay Çelen'e kulak verelim:
'...Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Akın Atauz, İbrahim Seven, Halil Çelimli, Tuncay Çelen, Ulaş Bardakçı, Taylan Özgür ve Yusuf Aslan, Commer'in otomobilini önce tutarak sallamaya ve sarsmaya başladılar. Hüseyin İnan, Sinan'ın boynundaki kaşkolü alarak, ters çevrilmiş ve benzin akıtan otomobilin benzin deposunun kapağını açtı ve kaşkolü deponun içine soktu. Benzin emdirdiği kırmızı siyah çizgili kaşkolü deponun içine soktu. Ve kibriti çaktı. Otomobili söndürmek için gelen itfaiye öğrencilerin engeliyle karşılaştı.'
Tuncay Çelen / Ömer Gürcan
Hesaplaşma/ 68 Kuşağının Katledilişi
3 BİN ÖĞRENCİ DİLEKÇE VERDİ
ÖĞRENCİLER zafer çığlıkları atıyorlardı...
ERTESİ gün operasyon başladı. Gözaltı furyası ODTÜ'yü vurmuştu. 3 bin öğrenci rektörlüğe dilekçe vererek 'Commer'in arabasını biz de yaktık' dedi. Suça ortak olduklarını ilan ettiler. Çok sayıda öğrenci gözaltındaydı ama asıl arabayı ateşe verenler davanın dışında kalmıştı.
BU arada Rektör Kemal Kurdaş ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamamıştı. İçişleri Bakanı Faruk Sükan, ABD Büyükelçisi'ni kasıtlı olarak okula davet ettiğini iddia ederek Kurdaş'ı eylemcilerle işbirliği yapmakla suçluyordu. Öğrenciler ise malum; Kurdaş'ı Amerikan yanlısı olmakla zaten çoktan yaftalamışlardı.
'BEYAZ SARAY' KUŞATILDI
KEMAL Kurdaş'ı geçen yıl kaybettik. O günlerin devrimci öğrencileri bugün okullarda olsalar Kurdaş gibi bir rektörü tercih ederlerdi sanıyorum. Ama o yıllarda istenmeyen adam ilan edilmişti. Ancak her nasıl bakılırsa bakılsın Kemal Kurdaş, rüya gibi bir kampüs hediye etti. Sıfırdan yarattığı bir ormanın içine inşaa ettiği kampüsle üniversitelere de öncülük etti. (Ayrıca belirtmeden geçmeyeyim: Ankara'nın oksijen depolarından biri sayılan Or-An Ormanı da yine Kurdaş'ın proje ve eseridir.)
İŞTE bu iklimde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde boykot başladı. Tarih, 1969 yılının nisan ayıydı. Öğrenci Birliği ve Fikir Kulüpleri Federasyonu üyesi öğrenciler okul yönetimini Amerikancı buldukları iddiasıyla dersleri boykot edeceklerini duyurdu. Öğrencilere Sinan Cemgil öncülük ediyordu.
BOYKOT kararı bir gün sonra yani 7 Nisan 1969 günü işgal kararına dönüştü. Öğrenciler bu kararı önce kendi aralarındaki forumda tartıştılar. Önce Mimarlık Fakültesi işgal edilecekti. Mimarlık Fakültesi basıldı. Dekan Ekmel Derya odasından dışarı atıldı. Masalar, sıralar amfi kapılarının arkasına yığıldı. Olası bir saldırı durumunda direniş için taş ve sopa hazırlıkları yapıldı. Mimarlık Fakültesi'ndeki bütün hocalar tek tek dışarı çıkartıldı.
MİMARLIK Fakültesi'nde kısa sürede gelen 'başarı' gençleri cesaretlendirmişti. Rektörlüğe yöneldiler. Rektörlük binasını kuşattılar. Onların tabiriyle 'beyaz saray' kuşatılmıştı. Bu Amerikan üssünü yerle bir edeceklerdi.
TEK slogan atıyorlardı:
'Satılmış Rektör! Go Home Kurdaş'
KEMAL Kurdaş 'Satılmış olduğumu söylüyorsunuz. Satıldığıma dair bir belge gösterin burada intihar ederim' diye bağırdı. Ama öğrenciler hız kesmeden slogana devam etti:
'Satılmış rektör, satılmış Kurdaş!'
OK YAYDAN ÇIKMIŞTI
KURDAŞ acilen topladığı okul senatosuyla toplantı salonundaydı. Sinan Cemgil kapıyı kırarak içeri girdi. İşgalin başladığını duyurdu. Kurdaş daha fazla direnemedi.
ÖĞRENCİLER ilk bildirilerini açıkladılar: 'Artık biliyoruz ki cepheler ayrılmıştır. Bir yandan gerçek milliyetçiler diğer yanda Amerikancılar. Zafer gerçek milliyetçilerindir.'
REKTÖRLÜK binasına bir bez pankart asmayı da ihmal etmediler: 'Bu Amerikan üssü ele geçirilmiştir!'
KEMAL Kurdaş üniversite dışına çıkartıldı. Okul senatosu Ekim ayına kadar eğitim öğretime ara verilebileceğini duyurdu. (Bu arada işgal yangını sıçramıştı. Dil Tarih, Hacettepe ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde de işgal başlamıştı.)
OKUL artık öğrencilerin kontrolündeydi. Gece boyunca polis ve asker okulun dışına yığınak yaptı. Ancak Rektör Kemal Bey yine de polisin okula girmesine müsaade etmiyordu. İşin uzlaşıyla çözüleceği düşüncesindeydi.
ÖĞRENCİLER 3'üncü gününe giren işgalde bütün öğrencilerin katılımıyla bir forum yaptı. Öğrenci Birliği ve Fikir Kulübü üyeleri ateşli bir tartışma yaşadılar. Öğrenci Birliği işgalin amacına ulaştığını daha fazla uzatılmaması gerektiğini savunuyordu. Sosyalist öğrenciler ise 1 ay daha işgalin devam etmesinden yanaydı.
SONUNDA orta yol bulundu. 15 Nisan Salı günü işgal sona erdirilecekti.
İŞTE tam bu anda talihsiz bir başka olay yaşandı. Okuldaki son durumu tespit etmek için keşif uçuşu yapan bir askeri helikopter tam ODTÜ üzerindeyken düştü. Pilot Binbaşı Ayhan Toros ve 7 asker düşen helikopterde can verdi.
ARTIK ok yaydan çıkmıştı. Müdahale kararı alındı.
13 NİSAN Pazar günü ODTÜ'ye bin 500 polisle operasyon düzenlendi. Çatışmayı kampüste görevli jandarma önledi. Özellikle jandarma albayı, polisin geri çekileceğinin sözünü verdi. Öğrenciler bütün suçu beraber işlediklerini belirten bir kağıt imzaladı.
TESLİM oldular.
ODTÜ direniş geleneğine bir halka daha eklemiş oldular.
***
EVET... ODTÜ yine direniyor. Bu sefer ne onların direnişini haklı görecek bir kamuoyu, ne de bağımsızlıktan yana esen sol bir rüzgar var. Yani gençlerin işi bir hayli zor. Ama onların adı ODTÜ!
DİRENİŞİN kalesi.
BAKSANIZA statlarına yazdıkları devrim yazısı 45 yıldır halen çıkartılamadı!

SATILMIŞ REKTÖR
EĞLENCELİ bir anekdot... Anlatmadan geçmeyeyim...
REKTÖRLÜKTE olan bitenlerden habersiz çalışmakta olan dünya sevimlisi müstahdem Satılmış Abi vardır. 'Satılmış Rektör' sloganın kendisi için atıldığını zanneder. Çılgın öğrencilerin Kemal Bey'in yerine kendisini rektör yapacaklarını sanar. Panikle söylenmeye başlar: 'Ama ben rektörlük yapamam ki!' (Haddini bilmeden her işi yapmaya kalkanları gördükçe, şimdilerde rahmetli olan Satılmış Bey aklıma gelir. Türkiye'de kimse Satılmış Bey kadar haddini bilemedi. Herkes ben yaparım dedi, ortaya atladı.)

<p>Popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook da Türkiye'ye temsilci atamaya karar verdi. Açıklama, rek

Türkiye'de temsilcilik açmayan sosyal medya şirketlerini neler bekliyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor