• $7,3589
  • €8,9552
  • 437.544
  • 1536.11
20 Mayıs 2012 Pazar

Mamak'a ilkbahar gelecek mi?

12 Eylül'ün işkence sorumluları hakkında da dava açıldı. 1 numaralı sanık da Mamak'ın ünlü işkenceci komutanı Albay Raci Tetik oldu. Peki kimdir Raci Tetik? Bir işkenceciyi tanımak ister misiniz?

Geldiğimizde otlar yemyeşildi
Ve kuzeydeydi güneş
Kömür deposu boşaldı işte
Mamak'a sonbahar geldi
Kemal Burkay

Tarih 1980.     Türkiye koşar adım 12 Eylül'e gidiyor.     Mamak askeri cezaevinde son bir yıl içinde 5 komutan koşullara dayanamamış ve görevi bırakmıştı. Son komutan Albay Abdullah Tutan da görevden affını isteyince onun yerine gözü kara bir komutan atanması gerektiği düşünüldü. Çünkü gelen tüm komutanlar bir kaç ay içerisinde sinir ilacı kullanacak hale geliyorlardı. Mahkum sayısının çokluğu cezaevinde yaşanan olaylar bir türlü disiplin sağlanamaması komutanları delirtiyordu.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin onun adını önerdi.
Kıbrıs gazisi Albay Raci Tetik Mamak Cezaevi komutanlığına atandı.
25 Temmuz 1980 günü görevi devraldı.

FİRARIN ARDINDAN İŞKENCE
Ertesi gün. Yani 26 Temmuz 1980 günü Türkiye'yi sarsan bir firar yaşandı Mamak'ta. Ülkücü idamlıklar Mustafa Pehlivanoğlu ve İsa Armağan anlaşılamayan bir yöntemle firar ettiler. Albay Tetik gelir gelmez karşılaştığı bu firarla deliye döndü. Şiddetin dozunu arttırması gerektiğine zaten inanıyordu. Ama peki ya bu firar neyin nesiydi. Burayı adam edeceğim dedi. Kaçıştan sorumlu tuttuğu iç güvenlik komutanı Yüzbaşı Hasan Mesçi'den işe başladı. Mesçi tutuklanıp Mamak'a konuldu. Mesçi (Mesçioğlu soyadını da kullanıyor. Anı kitabı bu soyadıyla çıktı) kitabında bu süreci uzun uzun anlatır. Ona uygulanan işkenceler mahkumları aratmamıştı.
Kısa süre sonra Mustafa Pehlivanoğlu yakalandı ve Mamak'a getirildi. İsa Armağan ise sırra kadem basmıştı.
Raci Tetik, Kıbrıs Gazi'siydi. Ama açık bir savaş görmemişti. Kıbrıs'ta tutsak kampını yönetmişti. Orada esir aldıkları Rum tedhişçilerdi. Oysa şimdi? Kendi vatandaşları vardı karşısında...
12 Eylül'ü 1 gün önceden haber aldı. 11 Eylül günü tebligat yapıldı. Ona göre hazırlıklarını tamamladı. Ve yeni gelecek misafirlerini beklemeye başladı.

RÜTBESİZ ER KOMUTANLAR
İlk tutuklular Eylül'ün son haftası gelmeye başladı. Mevcut mahkum sayısı zaten kalabalıktı ama asıl şimdi mahkum yağmuru başlayacaktı. Toplu tutuklamalarla cezaevi iyice kalabalıklaşmıştı.
Albay Raci Tetik yaklaşık 4000 kişiyi tadat alanında topladı.
Bir kamp komutanı edasıyla konuşmaya başladı. 'Bu sizinle ilk ve son konuşmam. Bir daha benim sesimi duyamayacaksınız.' Yerinde şöyle bir yaylandı. Ve devam etti. 'Ben şanssız bir komutanım. Çünkü benim gıdam ateş ve baruttur. Ateş ve barut olmadan yaşayamam. Şanssızım çünkü Allah bana savaş görmeyi nasip etmedi. Ama kadere bak, burada 4 bin Bülent Ersoy'u bana verdi. Şimdi size ben komuta etmeyeceğim. Bundan böyle rütbesiz bir er komuta edecek. İnsanlıktan çıkıp insanlığa tekrar geri döneceksiniz.'
Dediğini yaptı. İnanılması güç işkenceleri mahkumlara uyguladı.

KAFES EFSANE OLDU
Örneğin... İlk gözetim yeri adını verdiği kafes Mamak'ın efsanesi oldu. Kafes demir parmaklıklarla örülmüş bir kafesti. Sirklerdeki aslan kafeslerini andırıyordu.
Burada mahkumlar kafese bakmakla görevli erin keyfine göre durulabilirdi. Kimi zaman tek ayak üzerinde kimi zaman çömelerek! Ama her seferinde yüksek sesle 'Komutanım' diye seslenip izin alması gerekiyordu.
-Ayağımı değiştirebilir miyim?
Cevap: Hayır lan!
Ardından ikinci bir komut yankılanıyordu.
'El dayak vaziyeti al...'
Mahkumlar bu komutu duyduklarında ellerini demir parmaklıktan çıkararak beklemek zorundaydılar. Gelen er olanca kuvvetiyle copu indiriyordu. Dayak faslı bitince mahkumun ödevi bitmiyordu hemen. 'Sağolun Komutanım' demek zorundaydı.
Erler dahil askerin tamamının tek adı vardı: Komutanım! Mahkumların ise yine tek adı vardı: Lan! Gel lan git lan...En temel hitap şekli olmuştu. Albay Raci Tetik kadın mahkumlardan söz ederken 'O..pu' kelimesini kullanıyordu. Mahkumlar 'lan'a o kadar alışmışlardı ki başka bir hitap onları şaşırtıyordu. Sonraki yılların bakanı siyasetçi Yaşar Okuyan hücresini Taha Akyol ile paylaşıyordu. Yaşar Bey hitabına inanamamıştı.
'...Bir akşam nöbet değişiminde arkamız dönük bir ses duydum.'Yaşar Bey döner misiniz?' İçimden Yaşar Bey kim diyorum. Taha'ya fısıldadım. Yanlış mı duyuyorum dedim Yok dedi. Korkarak döndüm. 'Sizi bir müddet misafir edeceğiz, kusura bakmayın.'
Okuyan'a Yaşar Bey diye hitap eden kişi Raci Tetik'in yardımcısı Refik Uzuner'di. Mamak'ta iyi polisi o oynuyordu. Aslında normal davranması bile mahkumlar için bulunmaz nimet sayılıyordu.

DAYAĞA HERKES RAZIYDI
C 5 bölümü asıl işkencelerin yapıldığı yerin adıydı. Kaba dayak en ufak işkence metodu sayılıyordu. Dayağa herkes razıydı. C 5 insafsız bir yerdi. Raci Tetik özellikle hafif suçtan gelmiş genç tutukluların burada iyice ezilmesini ve işkenceyle perişan edilmesini istiyordu. Mahkumlarda şu duyguyu uyandırmak istiyordu. 'Hafif suçtan gelen bu gencecik çocuklara bunu yapıyorsa bize kim bilir neler yapar?' Mamak ağır topları ağırlıyordu çünkü. 1980 öncesi ülkenin en büyük sol örgütü kabul edilen Dev-Yol'un bütün lider kadrosu, MHP'nin ve Ülkü Ocaklarının en baş isimleri, Marksist örgütlerin en çok eyleme karışmış failleri... Hepsi Mamak sakiniydiler. Ve ilk idamlar başladı.

İDAM İKRAMI KOLA
Sol mahkum Necdet Adalı ve sağ mahkum Mustafa Pehlivanoğlu'nu idama götürüldükleri sabah erler koğuşlara girdi. Ellerinde kola şişeleri vardı. Her mahkuma kola getirmişlerdi. Mahkumlar anlam veremedi. Buyurun ikramımızdır dediler ve kolaları koğuşların ortasına bıraktılar. Ardından sırıtarak eklediler.
'Dün gece arkadaşlarınızı astık!'
Mamak ve Raci Tetik için ne kadar film yapılsa, kitap yazılsa azdır. 12 Eylül'de bütün cezaevleri işkence ve eziyet merkezi olmuştu. Ama Mamak devletin belki de bütün gücüyle yüklendiği abandığı bir işkence merkezi haline gelmişti.
Hücreler yerin altındaydı. Nefes alınması imkansız derecede rutubetliydi. Kışın -5 dereceye kadar düşen bir ısısı vardı. Raci Tetik bile bir insanın orada 15 günden fazla yaşayamayacağını söylüyordu. Bu yüzden '12 gün tutalım orada yeter' demişti.
Mahkumların bütün günü eğitimle geçiyordu. Sabahtan akşam saatine kadar sürekli koşu ve beden eğitimi askeri disiplin içinde yaptırılıyordu. Sadece yemek arasında mahkumlar nefes alabiliyorlardı.

KARIŞTIR-BARIŞTIR POLİTİKASI
Mamak'ta Raci Tetik'in insanlık dışı uygulamaları öyle bir haldeydi ki dışarıda birbirlerini boğazlayan ülkücüler ve devrimciler dayanışma içine girmişlerdi. Karıştır-barıştır politikası gereği aynı hücreye her iki kutubun en ileri adamlarını yan yana koyuyorlardı.
Muhsin Yazıcıoğlu, Mamak'taki  durumu çok güzel özetlemişti. 'Koca ülkeyi paylaşamadığımız devrimcilerle 2.5 metrekare hücreyi paylaştık' Yazıcıoğlu'nun hücre arkadaşı Dev-Yol  liderlerinden Nasuh Mitap'tı.
Albay Tetik günde 3 kez yapılan sayımların iyi değerlendirilmesini istiyordu. Her sayım aynı zamanda kaba dayak demekti. Yasak ihlali yapılmış mı yapılmamış mı önemli değildi. Her türlü sebep bulunuyordu.

ELİNDEN 31 BİN MAHKUM GEÇTİ

Gülmek, konuşmak, hatta hareket etmek bile kimi zaman yasaklanmıştı.
Görüş günü ayrı bir eziyetti. Mahkumlar ziyaret yerine varmak üzere geçtikleri her koğuşun önünde bekleyen askerlerin coplarından nasiplerini alıyorlardı. Bu yüzden çoğu ailesine haber yollamış ve biz istemedikçe görüşe gelmeyin demişlerdi.
Bazı mahkumlar görüş sırasında da dövülüyorlardı.
'Görüşü kesin... Bitti' talimatına azıcık itiraz etmeniz ailenizin gözleri önünde dövülmeniz demekti.
Bir çok mahkum intiharı denedi. Ülkücü kuruluşlar davasından yargılanan Mustafa Verkaya banyo lavabosunun kenarına sakladığı jiletle bileklerini kesti. Şanssızdı hemen müdahale edildi ve kurtarıldı. Sonrasında 'niye intihar ettin' dayağını da yedi elbette.
Raci Tetik 1980 Temmuz'undan 1984 Eylül'üne kadar Mamak'ta tam 4 yıl görev yaptı. Yaklaşık 31 bin mahkum onun elinden geçti. Onun yönettiği cezaevinde yaşanan intiharlar, dayak sonucu ölümler ve sakat kalanların sayısı tam olarak bilinemiyor?

ÖLDÜ MÜ YOKSA HAYATTA MI?
İşin tuhafı Raci Tetik yaşıyor mu öldü mü o da bilinmiyor.
1988'de Ahmet Kahraman'a verdiği mülakatta yaptığının insanlık suçu olduğunu kabul etti. Ama ekledi. 'Ben bana verilen talimatları uyguladım. Onlar da devletin sözünü dinleselerdi' dedi.
Yani tam bir pişmanlık hali yoktu.
***
Kimilerinin Avustralya'da kanser tedavisi gördüğünü söylediği kimilerinin İzmir'de yazlıkta gününü gün ettiğini anlattığı Raci Tetik yargılanabilecek mi?
Mamak cehennemini yaşayanlar o zaman kendini Allah sanan bu albayı mahkum olarak elleri kelepçeli görebilecekler mi?
Bilmiyorum.
Sahi... Mamak'a ilkbahar gelecek mi?
Twitter.com/gurkanhacir

İLHAN ERDOST İŞKENCEDEN ÖLDÜ
Yayıncı İlhan Erdost kardeşi Muzaffer Erdost ile beraber 31 Ekim 1980 günü gözaltına alındı. Evinde yapılan aramada 'Doğa'nın Diyalektiği' adlı 'yasak yayın' bulunmuştu. 6 günlük sorgunun ardından Ankara Emniyeti'nden çıkartıldı. Bu kez gideceği yer Mamak Askeri Cezaevi'ydi. Yanında kardeşi Muzaffer Erdost da vardı. 7 Kasım 1980 sabahı iki kardeşi büyük Reo'ya aldılar. Dayak faslı Reo'da başladı. Askerlere emir verilmişti. 'Azgın teröristleri' Raci Komutana hazır hale getirmeleri gerekiyordu. Araç komutanı olan astsubay 'aracı sağa çekin' dedi. İki kardeşi aşağı indirdiler. Astsubay önde sigarasını yaktı. Askerler ise yolun kenarında işe giriştiler. Vahşice dövmeye başladılar. İlhan Erdost başına çok fazla darbe aldı. Bir ara yere düştü. Kafasına tekmeyle vurmaya devam ettiler.  Mamak'a geldiklerinde üstü başı kan içindeki İlhan Erdost kusmaya başladı. Kaldırıp hücreye attılar. Muzaffer Erdost kardeşine hücresinden seslenmeye çalıştı. Ama sesine karşılık alamıyordu. İlhan Erdost revire bile kaldırılmadı. Hücresinde beyin kanamasından ölmüştü.İlhan Erdost'un ölümü Mamak'ın ilk ve son icraati olmadı. 

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...