• $8,4313
  • €10,2454
  • 498.541
  • 1441.33
12 Kasım 2015 Perşembe

Uzaylı kalmak

"Demek ki biz uzayda, başka bir gezegende yaşıyormuşuz. Türkiye’nin ve toplumun hiçbir şeyini bilmiyormuşuz! Demek ki insanlar durumdan, gidişten memnunmuş. Seçim günü uzay gemisinden paraşütle, hiç bilmediğimiz bir ülkeye indik. Burasının Türkiye olduğunu öğrendik. Ülkenin gerçeklerini, nasıl böyle yanıldığımızı da yakında inşallah öğrenmeye başlayacağız!”
2007 seçimi ertesinde böyle yazmıştı Emin Çölaşan...
Ben de demişti ki o zaman, keşke uzaydan gelmiş olsalardı; bir uzaylı kadar yabancı olsalardı bu ülkeye, daha çok şansları olurdu olup biteni anlamak için. Çünkü o zaman beyaz bir sayfa gibi önyargısız olurlardı. Kafalarındaki şablonlarla değil, samimi bir merak ve anlama isteğiyle bakarlardı etraflarına. Şimdi aşılması çok zor bir dezavantajları var: Bir zamanlar edindikleri bilgilerin ve fikirlerin artık batıl itikatlara, hurafelere dönüşmüş olması ve onların bunu fark edememesi...

2007’den bu yana 8 yıl daha geçti. “İnşallah yakında öğrenmeye başlayacağız” demişlerdi ama hiçbir şey öğrenemediler. Hâlâ, her seçim ertesi aynı şoku yaşıyor, her seferinde kendilerini yine uzaylı gibi hissediyorlar.
Sebebi ne bu yabancılaşmanın?
Batıl itikatların gücü diyebiliriz buna. Bir türlü kafalarındaki hurafelerden kurtulup şöyle önyargısız bir gözle bakmayı beceremiyorlar içinde yaşadıkları topluma.
“Hayır... Onların sorunu kesinlikle halktan kopukluk değil” demişim 8 yıl önceki yazımda ve “sorun”u şöyle tarif etmişim:
Sorun baktığını görememek, duyduğunu işitememek... Sadece kendi görmek istediklerini görmek, sadece işitmek istediklerini işitmek, körleşmek...
Gerçeği görmek, baktığınız şeye ne kadar yakın ya da uzak olduğunuzla, nerede konuşlandığınızla ilgili değildir yalnızca.
Gerçeği görmek cesaret işidir. Beğenmediğiniz gerçeklerle de yüzleşme cesareti ister. Hayat okulunda ustalıktan yeniden çıraklığa dönüp gerçek bir tevazuyla doğru bildiklerinizi unutup yeniden öğrenmeye başlamanız icap edebilir.
Oysa bunun bir de kolay yolu var ve bazı insanlar bunu yapıyor: Hayatlarının bir döneminde kafalarında bir şema kuruyor ve ömürlerinin geri kalan dönemini, önlerinden akıp giden bütün olayları bu şemanın içine tıkıştırma gayreti içinde geçiriyorlar. O şemaya uymayanları ya reddediyor, ya görmezden geliyor ama asla şemalarından vazgeçmiyorlar. Ve bir gün, diyelim böyle bir seçim anında, aslında tek bir şemaya indirgenemeyecek kadar zengin ve nüanslı olan hayat, bu tek boyutlu şemayı tuz buz ettiğinde büyük bir kaosa düşüp hiçbir şeyi anlayamaz hale geliyorlar.
İşte kimi “aydın”larımızın 2002’den beri başlarına gelen budur. Onlar siyaseti hep bir zamanlar kurdukları “sağ-sol” “ilerici-gerici” şeması içinde açıklamaya çalıştılar, bu şemayı ilelebet geçerli sandılar. Hayat müthiş hızıyla sağı solu birbirine katarak ilerlerken, insanları, toplumları ve partileri büyük bir hızla dönüştürürken onlar yerlerinde saydılar. Ne Özal’ı anlayabildiler, ne Erdoğan’ı... Menemen’de takılıp kalmış kafalarıyla, gördükleri her takkenin, her türbanın altında şeriat için sinsi planlar yapan bir beyin olduğunu sandılar. Değişimin açık delili olan ve gözlerinin önünde cereyan eden bütün olgulara da “takiye” deyip kandırdılar kendilerini. Özetle, ne yaptılar ettiler, gerçeği reddetmenin bir yolunu buldular ve o ilkel şemalarından vazgeçmediler.
Bu körleşme, somut bir menfaat için değilse eğer - ki çoğu için öyle değildi – “kendi zamanının geçmesi” korkusundan olabilir ancak...
Onlar, 60’lı yıllardan bu yana ülkenin fikir hayatı üzerindeki hegemonyalarını o şemalarla kazanmışlardı. “Dünyayı anlama ve açıklama” tekelini o şemalarla kurmuşlardı. Şemaları yıkıldığında o tekelin de yıkılacağından korktular. Körlükleri bir nevi kendi konumunu koruma güdüsüydü yani...
Son travma gözlerindeki perdeyi kaldırabilir mi?
Bazılarından böyle bir işaret almaya başladık, umarız sayıları artar.
Ama büyük çoğunluk, “Sonuç almak istiyorsanız askerle birlikte çalışın” diye akıl veren Uruguaylı gerilla eskisinin peşinde dolaşıyor hâlâ...

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi