• $9,2915
  • €10,8333
  • 533.426
  • 1429.16
3 Kasım 2013 Pazar

Silikon Vadisi’nde yeni teknolojileri belirleyecek

Bilgisayarların beynini üreten Intel, gelecek vizyonunu giyilebilir teknolojiler ve yeni nesil teknolojiler
olarak çizdi. Silikon Vadisi’ndeki ekibin başına da 67 ülkeyi kapsayan Türkiye, Ortadoğu, Afrika Bölge Başkanı olan Ayşegül İldeniz getirildi. İldeniz artık  Yeni Teknolojiler Bölümü Dünya Başkan Yardımcısı.

İleri teknoloji, gelecek tasarımı, robot teknolojisi denildiğinde akla ilk gelen ABD’deki Silikon Vadisi’nde bir Türk iş kadını mesaiye başladı. Bilgisayarların ‘beynini’ üreten Intel’in Türkiye, Mısır, Güney Afrika, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Nijerya dahil 67 ülkeyi kapsayan Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölge Başkanı Ayşegül İldeniz, artık Silikon Vadisi’nde ‘Yeni Teknolojiler Bölümü’ Dünya Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Giyilebilir teknolojiler ve yeni nesil teknolojiler konularında vizyon liderliği yapacak. Bu haftaki söyleşi konuğum Intel’in gelecek vizyonunu çizecek ekibin liderliğini yapacak olan Ayşegül İldeniz. 


- Internet’te, sizin için en çok ‘çok çalışkandır’ yorumu var. Bir profesyonel olarak, dünya çapında yönetici olmanın formülü sadece çok çalışmak mıdır?
Çok çalışmak yetmez
Çok çalışmak bir şart, ille de bir profesyonelin yapması gereken. Başka bir sürü de gereklilik var. Deneyim, global olup bitecekler konusunda fikir sahibi olmak, inovatif düşünüp, kimsenin yapmadığı farklı projelerde öncülük edip, onları başarıyla tamamlamak, dünyadaki trendleri görüp, onu geliştirebilmek, farklı yöntemleri deneyip bugünün gerçekleriyle birleştirebilmek, gençlere dair fikir sahibi olabilmek, onların isteklerini anlamak gibi geleceği çizen rolde olmak. 

- Inovasyonu siz nasıl tarif ediyorsunuz diye soracaktım, bir önceki yanıtınızdaki inovatif düşünmeyi de soruya ekleyeyim. 
Inovasyon var olan her hangi bir süreci veya var olan her hangi bir ürünü değiştirmek veya sıfırdan yaratmak. Bunu tamamen başka bir amaç için, başka bir işlevle ortaya koyabilmektir. Çok basit bir şey de olabilir, tamamen var olmayan bir şey de olabilir. Önemli olan ya süreci, ya sistemi, ya ürünü sorgulayıp, başka şekilde ortaya çıkarmak.
sıçrama yapamadık henüz

- Türkler inovatif düşünceye yatkın mı? 
Bazı alanlarda evet, bazı konularda da çok yolumuz var. Çok pratik olmamız, çok zor koşullardan geçmiş bir ülke olmamız, tarihimizde sık sık kriz yaşamış olmamız, ekonomimizde bazen çok iyi, bazen iyi olmamasından dolayı bence insanlarda esneklik ve her ne hayat koşulu olursa olsun onunla baş edebilme yeteneği var. Bu çok güzel bir şey ve birçok ülkede olmayan bir özellik. Ancak inovatifliği kelime anlamıyla aldığımızda hala sıralamalarda 68’inci, 70’inci çıkıyoruz. Sıralamadaki yerimiz şunu söylüyor, dünya çapında herkesin kullanabileceği ürünleri, süreçleri var etme konusunda bir sıçrama yapamadık henüz.

Global düşünmeli
Biz kendi ülkemizde kendi problemlerimize çok güzel çözümler bulabiliyoruz. Önemli olan bugünün küresel dünyasında herkesi ilgilendiren yani 7 milyar insanın problemini çözebilecek keşiflere, buluşlara, yeniliklere imza atmak. Bunun için de global düşünmek lazım. Dünyayı bütünüyle görebilmek lazım, sadece kendi bakış açımızla değil. Her yerdeki insanları değerlendirebilmek lazım. Burada alacak yolumuz var. 

Motosiklete  atlayıp Ortadoğu’yu geziyor
Macera seyahati tutkum var. 4x4 de yapıyorum, sırt çantamla dağları da tırmanıyorum, en son Etopya’da bir dağa çıktım. Hangi araç gerekirse onu yapıyorum, yelken kullanıyorum, denize açılacağım zaman. Adrenalin tutkum var. Bir de tarih tutkum var. Arkeoloji ile ilgileniyorum. 

2025’te 30 milyar adet akıllı nesne olacak
- Yeni görevinizin tanımında ‘Giyilebilir teknoloji’ var. Giyilebilir teknoloji nedir? 

Nesnelerin interneti denilen bir olgu var 2025 yılında dünyada 30 milyar adet birbiriyle konuşan akıllı nesne olacak. Bu 30 milyara insanlar da dahil. Klimadan, akıllı televizyona, sizin taktığınız gözlük veya saatin onlarla iletişimde olduğu, konuştuğu bir dünyaya koşa koşa gidiyoruz. Yeni teknolojiden kastımız bu. Akıllı sadece cihaz değil, akıllı kumaşlar, akıllı bilezikler, akıllı küpelerden bahsediyorum. Özellikle insan ile bu akıllı cihazlar arasındaki iletişimden baş
lıyoruz yola, ona da giyilebilir teknolojiler diyoruz. Aslında insanın bilgisayarla veya insanın cep telefonuyla olan ilişkisi yakın zamanda belirlenmeye başladı ama doğal değil. Yani bir şekilde konut veriyorsunuz ve onun karşılığı birebir, mota mot bir sisteme dayalı. İleride yaşanacak olan şu an ikimizin sohbeti gibi, Ayşegül ile Funda konuşur gibi, bulunduğumuz genel konteksti de algılayıp bir şekilde ona göre davrandığı sistem olacak. Bir nevi yapay zeka. Biz de bunun temel teknolojilerini ve kurallarını planlıyoruz. 

Aslında gazeteci olacaktım
- İşletme eğitiminizden sonra nasıl oldu da ABD’de elektronik iletişimi üzerine yüksek lisans yapmaya karar verdiniz? 

Aslında gazeteci olacaktım. Hayatımın çoğunluğunda ben gazeteci, medyacı olacağım diyordum. ABD’ye 1993’te, medya-iletişim okumaya gittim. Hatta CNN’de staj yaptım. O sıra internet devrimi olmaya başladı. Çok büyük dönüşüm ve patlama oldu. Dünya çapında internet üzerinden insanların iletişimi ortaya çıktı. Hatta tezim de internet üzerinden insanların iletişimiyle, teknoloji daha yatay bir toplum yaratabilir mi üzerineydi. Okyanusa bir girdim, bir daha çıkamadım. 

Ben hariç herkes mühendis

Yeni teknolojiler bizim geleceğimiz. CEO’muz nesneler interneti ve giyilebilir teknolojiler olarak geleceğimizi çizdi. Onu gerçekleştirecek ekibi kurduk. İş geliştirme ve iş geliştirme stratejisinden sorumluyum. Ekibimde benim haricimdeki herkes mühendis. Onlar altyapı, ürün geliştirme yazılımı ve donanımıyla ilgililer. Bir de tasarımcımız var. Oakley güneş gözlüklerinin dizaynırı aramıza katıldı. Nike fuel band’in elektronik kısmını kurmuş olan aramıza katıldı. Iphone’u gerçekleştirmiş ekipten üç kişi bize dahil oldu. Hepsi yeni transfer. Çok ciddi bir beyin takımı oluşturduk, onlarla koşacağım. 

Nijerya’da UZI’li koruma ile pazarda gezdim

- 10yıldır sorumlusu olduğunuz Ortadoğu ve Afrika ülkeleri arasında iç savaş yaşayan var, güvenlik sorunu yaşayan ülkeler var. İş görüşmelerinize giderken can sağlığınızdan hiç endişe ettiğiniz oldu mu? 
10 yıl boyunca başımdan birçok şey geçti. Mesela Nijerya’da başkentte UZI’li iki koruma, biri önümde, biri arkamda yürüdüğüm de oldu, bilgisayar pazarında. 

- Bilgisayar pazarında dediniz. Fuar mıydı? 
Hayır, fuar değil. Bizdeki patates, domates satılan pazar gibi, pazar yeri var. Kullanılmış, yeni her türlü bilişim cihazı bir sokakta satılıyor. Kadın olarak, hele bir de zenci olmayan bir kadın olarak yürüyebilmek çok zor. Ürdün, Suudi Arabistan’da da keza. O ülkenin güvenlik ekibiyle beraber, şartlar, gelenekler neyi gerektiriyorsa, iş yapış biçimimi ona göre ayarladım. 10 yıl geçince yabancı, Türk, Intel’in elemanı olarak bakmıyorlar. 2-3 ayda bir ziyarete gittiğim için birlikte iş yaptıkları arkadaşları olarak görüyorlar.

Evdeki bilgisayar sırası anneye bir türlü gelmiyor

- Bir dolu sosyal sorumluluk projesi yürüttünüz. Türkiye’de ve bölgede neler yaptınız? 
Kadın ve bilişim konusu benim çok ciddiye aldığım bir konu. Kadınlarımızı, genç kızlarımızı, öğrencilerimizi eğitiyoruz. Kadın, teknolojiye dokunmamam gerekiyor, ellersem bozarım diye bakıyor. Yaptığımız araştırmalarda da hep aynı sonuç çıkıyor evde bir bilgisayar varsa ailede onu kullanan en son kişi evin annesi. Bu şablonu kırmamız lazım. Teknolojinin kadını 10 adım öne sıçratacağını düşünüyorum. Bilgi eksikliği varsa teknoloji sayesinde çok hızlı kapatabileceklerini, iş arıyorlarsa kendilerine bir ağ oluşturup daha kolay iş bulabileceklerini, evden dışarı çıkamıyorlarsa, dünyaya açılmak için önemli bir olanak olduğunu düşünüyorum.

 

Eşofmanınızın Bisikletinizle konuşmasına ne dersiniz

- Geçenlerde bir işadamının asistanı benden faks numarasını istedi. Kalakaldım, acaba en son ne zaman faksı kullanmıştım diye. 10-15 yılda teknolojide ne büyük değişim yaşadık. 2025’te yapay zekadan söz ediyorsunuz. Yapay zekanın hayatımıza girmesi için 10 yıl çok kısa bir süre değil mi? 
İnsanların ne yapmak istediği ile ilgili. İnsanlar öncelikle yüzde 100 birbirlerinin ne yaptığını bilmek isteyecekler mi? Bu cihazlarla konuşmak isteyecekler mi? Bu cihazlar ile insanların hayatlarını zengin hale getirecek yararları bulabilecek miyiz? Bunları tanımlayamazsak kullanmak da istemeyebilirler.

Kırmızı sensörlü Eşofman
Hayatlarını daha keyifli hale getirecek sistemi koyabilirsek herkes kullanabilir. Örnek vereyim: Bisiklet kullanırken,  frene her bastığınızda üstünüzdeki eşofmandaki sensörler kırmızı yanıyor. Gece yolculukta arabaların dikkatini çekmek için. Eşofman, bisikletle konuşan akıllı bir cihaza dönüşebiliyor. Bu basit ve yararlı bir şey.

 

<p>Türkiye'nin attığı önemli adımlar  dünya medyası tarafından yakından izleniyor. Birçok ünlü düşün

“Türkiye yükselen ağır sıklet”

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Ekim 2021)

''Her an her yerde yeni bir salgın patlak verebilir'' Korkutan uyarı

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor