• $7,3597
  • €8,9525
  • 436.771
  • 1536.11
08 Ağustos 2011 Pazartesi

Kadın dayanışması

Fatma Şahin'i 'Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı' olduğu gün tebrik için aradığımda temennilerden biriydi:
'Umarım Ayşe Keşir bakan yardımcısı olur.'
Türk siyasetinden 'bakan yardımcılığı' görevi yeni bir kavram. Siyasetçi bakan ile bakanlık bürokratları arasında 'kum torbası' görevini üstlenip, bakan yerine 'çabuk yıpranan kişi' mi olacak? Yoksa bakanın vizyon geliştirmesinde yardımcı, olmazsa olmaz beyin mi olacak? Şu soru da vardı akıllarda: Bazı bakanlar yasak savma niyetiyle düşük profilli aday gösterir mi?
AKŞAM duyurmuştu, Fatma Şahin gerçekten bakan yardımcısı olarak Ayşe Keşir'i önerdiyse takdiri de fazlasıyla hak ediyor. Kadın sorunlarının çözümünde doğru icraat için Ayşe Keşir bakan yardımcılığında en doğru isim.
Aksini iddia edecek yoktur herhalde, sonuçta siyasette de her meslek grubunda olduğu gibi insanlar arasında rekabet büyüktür.
Fatma Şahin ile Ayşe Keşir uzun yıllardır birlikte çalışıyor. Genel merkez Kadın Kolları Başkanlığı'nda 2005'te Fatma Şahin siyasi-hukuki işlerden sorumlu başkan yardımcısıyken, Ayşe Keşir de sosyal işlerden sorumlu başkan yardımcısıydı. Fatma Şahin, Kadın Kolları Genel Başkanı olunca da, Ayşe Keşir sağkolu olarak tanıtım ve medya başkanlığına geldi. Ayşe Keşir, Fatma Şahin'in halen siyasi danışmanı.
İşin bir boyutu daha var: Her seçim öncesi, siyasette ter dökmeyip, 'pozitif ayrımcılık' isteyen kadınlara hiç de sıcak bakmıyorum.
Fatma Şahin gibi Ayşe Keşir de 'çalışmalarıyla' siyasette ter döken isimler.
Ayşe Keşir AKP İstanbul teşkilat kurucusu. Üniversite öğrenciliğinden beri de sivil toplum, kadın, eğitim, yoksulluk konularında çalışmalar yapan çekirdekten siyasetçi, eylem insanı.

Hayrola genel müdür gözaltına mı alındı?
Cuma günü gazetemizin manşetinde Aylin Löle'nin imzasıyla 'Yüksek Topuk Harekatı'  haberi vardı. Alt başlıkta da şu cümleler yer alıyordu:
'Kadın yöneticilerinin performansıyla büyüyen Türkiye Roche örnek oldu. Şirket, 150 ülkedeki merkezlerine çağrı yaptı: Türkiye'yi örnek alın, kadın yönetici sayısını artırın.'
Sabahları erken saatte ben de çoğu insan gibi haber kanallarında gazetelerin birinci sayfalarının aktarılmasını izliyorum.
Birkaç saat sonra Roche Türkiye Medya İlişkileri Koordinatörü Güler Akdağ ile buluştuğumda, sürekli çalan cep telefonunda 'durumu anlatmaktan' bitap düştüğüne tanık oldum.
Sorulan sorular şunlar: 'Hayrola genel müdüre bir şey mi oldu? Genel müdürünüz gözaltına mı alındı?'
Niye mi?
Bizim gazetenin manşetindeki haberde, Roche Türkiye Genel Müdürü Süha Taşpolatoğlu'nun da fotoğrafı vardı. Manşet haberin yan tarafında da 'Yaş kemale erdi' başlıklı komutanların fotoğrafı. Televizyon ekranında komutanlarla-Roche Türkiye genel müdürünün fotoğraflarını yan yana gören, 'Bir şey olmuş' diye Güler'i arıyor.
İşte böyle bir Türkiye'de yaşıyoruz artık.

Basın kartlı kaçakçılar
Haber şu: 'Tarihi eser kaçakçısı çete yakalanmış. 500 yıllık Kuran başta olmak üzere Roma dönemi kalıntılarının da bulunduğu tarihi eserleri satmaya çalışıyorlarmış.'
Alışkın olduğumuz sahtekarlık haberi. Burada istisna alan şu: Çete dikkat çekmemek için araçlarına sahte basın kartı koymuş.
İşte buna çok güldüm. Çoğu gazeteci, ulaştırma servisindeki çoğu şoför çalışanlar, basın plakalarını özellikle kullanmıyor ki 'sıkıntı' yaşamasınlar.

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor