• $8,4132
  • €10,0005
  • 489.613
  • 1408.81
2 Ağustos 2013 Cuma

İstanbul’un değerini artıracak projeler

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Central Park gibi parkımız olacağının müjdesini verdi. Başbakan Erdoğan benzetmeye kızsa da park, İstanbul’un büyük ihtiyacı. 
Turizmcilere soruyorum: Turist İstanbul’a niye geliyor? 
Diyorlar ki, “İstanbul, Avrupa’nın medeniyetini sunarken, Ortadoğu’nun da egzotikliğini sunuyor.” 
Avrupalı, Amerikalı, Uzakdoğulu, Ortadoğulu istisnasız her kültürden turisti cezbeden özelliklerini sıralıyorlar: 
“Kapalıçarşı, Sultanahmet, Boğaz, yiyeceğimiz, içeceğimiz, gece hayatı.” 
Sıralananlar arasında AVM yok, dev gökdelenler yok. 
İnsanlar Paris’e niye gidiyor? Lafayette’te alışveriş için değil. 
Venedik’te alışveriş merkezi bile yok. 
Gökdelenler olmayacak mı? 
Elbette olacak. İstanbul’un nüfusu 13 milyon, 15 milyon, 17 milyon her ne ise insanların barındırılması için inşaat şart. Geçenlerde açıklandı, İstanbul’un yarısı Milli Emlak’ın. Gayrimenkul sektörü de yeterli arazi bulamadığından dikine bina yapmak zorunda. 
İstanbullu için modern konutlar yaparken, tarihi de en iyi şekilde muhafaza etmek gerekiyor. 
Çünkü İstanbul’un değerini artıracak projeler gökdelenler değil, Paris ve Venedik’teki gibi tarihi miras.  

KENTSEL DÖNÜŞÜM NE KADAR SÜRER? 

Depremden depreme hatırladığımız can ve mal güvenliğimizin teminatı konutlar için gayrimenkul sektörünün ileri gelenleri diyor ki, İstanbul’un yüzde 70’i riskli konutlar. 4 milyon konuttan söz ediliyor. Bu rakama göre 2.8 milyonu riskli demektir. 
Kamu, kentsel dönüşüm ile tabut evleri yıkıp, sağlamını yapmaya çalışıyor. Bir anda dönüşümü beklemek mümkün mü? Riskli konutların tamamının dönüşmesi 10-15 seneyi bulur herhalde. Ama mutlaka ve mutlaka yapılması gerekiyor. 
Deprem fay hattında bir ülke olarak demek ki bir 10-15 sene daha “Allah, depremden korusun” demeye devam edeceğiz. 

BİZ SUÇLULARIN SUÇU NE? 

Emniyet, geçen yılın başından itibaren kesilen trafik cezalarını kağıt yerine dijital ortamda Maliye’ye gönderdiği için herhangi bir gecikme yaşanmıyor, ‘suçlu’ tez zamanda suçunu öğreniyor. Ocak 2012’den önce kesilen cezalar ise çuvallarda bekliyormuş. Milyonlarca ceza, yıl sonuna kadar sürücülere bildirilmiş olacakmış. 
Başıma geldi. e-devlet’e güvenen bir vatandaş olarak sık sık Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesine borç sorgulaması yaparım. Geçenlerde sürpriz karşıma çıktı: 2011’in Haziran’ında ‘suç işlemişim’, muhtemelen hız suçu, cezası 140 TL. Gecikme zammı 168 TL. 
Geciktiren ben değilim ama cezadan çok faiz ödemek zorunda kaldım. 
Maliye, trafik ceza makbuzlarının sürücülere gönderilmesi sürecinde yaşanan aksaklığa neden olarak Emniyet’i gösteriyormuş, Emniyet ise postadan kaynaklı sorun olabileceğini söylüyormuş. Kamu kurumlarının işini geciktirmesi yüzünden biz vatandaşlar niye mağdur oluyoruz? 

 

<p>Türkiye'nin gurur kaynağıydı. Pek çok başarılı işe imza attı. Ama nasıl olduysa 'Türk Hava Kurumu

Türk Hava Kurumu nasıl batırıldı?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor