• $9,5084
  • €11,0945
  • 546.121
  • 1455.42
2 Ekim 2013 Çarşamba

Engelliye acıma hakkını ver

SABANCI Vakfı’nın ‘Toplumsal Gelişme Hibe Programı’ adı altında 2008’den bu yana kadın, genç ve engellilere yönelik verdiği hibenin tutarı 7 milyon lirayı aştı. Önceki gün Sakıp Sabancı Müzesi’ndeydik, hayatında ilk defa uçağa binenler, ilk defa İstanbul’u görenlerle birlikte Anish Kapoor sergisini gezdik. 
Bu yıl hibe almaya hak kazanan ve geçen yıllarda hibe alıp, projesini tamamlayanlarla, proje seçimini yapan Sabancı Vakfı Değerlendirme Kurulu üyelerine yönelik yarım günlük bir organizasyon.  Ben de jüri üyesi şapkamla davetliydim. 
Sergi gezisinden sonra hep beraber yemeğe gidecektik ki, Sabancı Vakfı çalışanları için restoran bulmaktansa deveye hendek atlatmak muhtemelen daha kolaydı. 
Dünyanın eşsiz, nadir başkentlerinden biri İstanbul ve İstanbul’un dünyaya en açık bölgesi Boğaz hattı. Sabancı Vakfı çalışanları kaç restorana başvurmuşlar, ya engelli girişleri yok ya da engelliye uygun tuvaleti. Engelli tuvaleti tabelası olanların da ‘ebatları’ engelliye uygun değil. 
Şunu da vurgulamadan geçmeyeyim, insanlarımız iyi niyetli. “Getirin biz yardımcı oluruz” diyenler, sırtlayıp taşımak isteyenler. 
Engelli dostu olmak için sadece devletin birtakım kuralları koyması da yetmiyor. Bilinç devrimi gerekiyor. Bilinç devriminde de mutlaka ve mutlaka ‘acıma ve yardım’ etmeyi bir kenara bırakıp, hak temelli hareket gerekiyor. 
Bu arada en sonunda Esentepe’deki Dedeman Oteli bulunmuş, müzeden sonra Dedeman’a gittik ama bu sefer de engellilerin yardım almadan rahatlıkla binip, inebileceği araç sorunu vardı. 

NASREDDİN HOCA MİSALİ

SABANCI Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan ile bu ülkede bir engellinin yardım almadan tek başına yaşamasının, sokağa çıkmasının ne kadar zor olduğunu konuşurken, Nasreddin Hoca gibi ‘o da haklı, diğeri de haklı’ demeye başladım. 
Engelliler yakın zamana kadar evden dışarı çıkmıyordu. Türkiye’de doğru düzgün engelli istatistiğimiz bile yok. 7 milyon, 10 milyon gibi afaki ‘rakam’ kullanılıyor. 
Engelliler hayatın içine karıştıkça en azından iyi niyetli vatandaş, işletme sahipleri ‘eksikliklerini’ görmeye başladı. 
Belediyelerin, Ankara’nın daha çok adım atması gerekiyor ama en azından farkındalık oluşmaya başladı. 

DOWN SENDROMLU GARSONLAR

SABANCI Vakfı’nın hibe desteğini alan projelerden biri Konya Ereğli’deki ‘Down Cafe’. Projenin koordinatörü Vefa Demirkıran ve cafe’de çalışan dört garsonla tanışıyorum. Serdar Duman hemen belirtiyor: “Ben şef garsonum.” Yanında Tunahan Bayrakçı, Salih Yiğit ve Bora Türkyılmaz. Dördü de hayatlarında ilk defa çalışıyor. Hayalleri büyük. Kimisi aşçılık kursuna gitmek istiyor, kimisi de ileride kendi dükkânını açmak. 
Üstteki bölümde Türkiye’de 7 milyon-10 milyon rakamından bahsetmiştim. İnsanoğlunu rakama indirgemek başka bir şey, o 7-10 milyonun içinden dört kişiyi hayata bağlamak ise bambaşka bir şey. 

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu