• $7,5422
  • €9,0323
  • 411.169
  • 1538.04
20 Haziran 2012 Çarşamba

Ekolojik mülteciler

Başbakan Erdoğan Meksika'daki G-20 Zirvesi'nden sonra bugün Brezilya'ya Rio 20 Zirvesi'ne geçecek. Zirvede, 'sürdürülebilir enerji', 'eğitim', 'gıda güvenliği', 'su güvenliği' ve 'okyanuslar' başlıkları altında 26 maddelik eylem planının tamamının liderler tarafından kabul edilmesi için uğraş verilecek, 'çevreyi koruyan yeşil ekonomi' için yol çizilmesi hedeflenecek.
Sözün özü, geleceğimiz için bir kez daha seçim yapılacak. Seçilen yolda herkes yürümeyecek elbette, çoğu ülke 'yürür gibi' yapacak.
Bugün aslında yaptığım sohbetler çerçevesinde bu köşede, 'Ekolojik Anayasa istiyoruz' diyecektim. Ekolojiye vurgu yapan zaten insan ve hayvan haklarına saygılıdır.
Liderler 'yeşil ekonomi'yi konuşsun, yeni tanımlar, yeni büyük, küresel sorunlar ortaya çıkıyor.
Misal 'ekolojik mülteciler.'
Onur İnal, EKO IQ'da yazmış,
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği vasıtasıyla Türkiye'deki 'mülteci/sığınmacı' adına ne derseniz deyin İran'dan, Irak'tan gelen insanlarla bir araya gelmiştim. Ülkesinden ırkı, dini, tabiiyeti, siyasi düşünceleri nedeniyle kaçmış insanların hayata dair umudunu yitirmiş olması... Savaş, baskı, zulüm ve şiddet nedeniyle kaçanlar.
Yeni kavram da kuraklık, kıtlık, çölleşme, sel baskını gibi çevresel felaketler nedeniyle yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan insanlar. Yani ekolojik mülteciler.
Geçen iki yılda sadece Asya ve Pasifik'te 42 milyon insanın çevresel felaketler nedeniyle ekolojik mülteci olduğu hesaplanıyor.
Çözüm mü?
Sadece söylemesi kolay: Doğaya saygı duymak gerekiyor.

Hayvan haklarına saygılı balıkçılar
YAŞAR Topluluğu Onursal Başkanı Selçuk Yaşar, 'kitap üretiminde' işadamları arasında öncü sayılır. Yine Selçuk Bey'den imzalı bir kitap geldi: 'Norveç, Kültür Balıkçılığına Neden Stratejik Önem Veriyor?'
Malum biz Türkiye'de artık yediğimize, içtiğimize potansiyel kanser yapıcı olarak bakar olduk. Denizlerimiz ölüyor, balık sayısı ve türü azalıyor.
Selçuk Yaşar da soruyor, 'Avcılıkla ilgili tüm imkanlarına rağmen Norveç niye kültür balıkçılığına bu kadar önem veriyor?'
Cevabını da belgelerle sunuyor. 
'Dünyanın en büyük balıkçılık filosunu bulunduran, turizm, deniz balıkçılığı ve petrol zengini Norveç'in 'sürdürülebilirlik' kavramından yola çıkarak, geleceğini kültür balıkçılığına bağlamasından hayli etkilendim.'
Türkiye'de 'kültür balıkçılığı' denizleri, sahilleri kirletiyor. Kitapta da şu vurguyu yapıyor Selçuk Yaşar: 'Kurallara uyulduğu sürece, kültür balıkçılığı çevreyi kirletmez.'
Kabinesinde 'Balıkçılık ve Kıyı İşleri Bakanlığı' bulunduran Norveç'te 'balık sağlığı ve hayvan haklarından' söz ediliyor.
Bizdeki 'insan hakları' vurgusunu çoktan geçmişler. İnsanın hakları zaten 'doğal bir hak.'
Hayvan haklarında da 'Hayvanların haklarını güvence altına almak için balık çiftliklerindeki işçilerin, resmi otoritenin onayladığı hayvan hakları sınavını geçmiş olması gerekir' deniliyor.
Sonra dönüp Türkiye ve Norveç'teki yaşam süresine bakıyorum:
Türkiye'de 72.5 yıl.
Norveç'te 80.2 yıl.
Hak ediyorlar daha uzun ve insanca yaşamayı.

Tepsisi pis olan uçak
UÇAKLA sık seyahat edenler bilir. Acıkmışsınız, yemek servisi başlıyor ve önünüzdeki koltuğun sırtına monte edilmiş tepsiyi açıyorsunuz: Berbat, pis.
Çoğu zaman, ıslak mendil ile tepsiyi temizlerim.
Uçağın bakımı ile arasındaki bağı, Amerikalı bir CEO kurmuş. Diyor ki, 'Tepsisi pis olan uçağın, motoru da bakımsızdır.'
'Ya da bendeki algısı böyle.'

<p>İnsanların, hayatı boyunca kilosunu sağlıklı bir düzeyde tutabilmesi kalbin de ilerleyen yaşlarda

Kalp hastaları dikkat! Fazla kilolar kalp sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi