• $8,3373
  • €10,1782
  • 500.031
  • 1461.35
29 Ocak 2014 Çarşamba

AB'ye hasret kalmıştık

Başbakan Erdoğan diyor ki, "2014 AB yılı olacak." Siyasetteki toz duman arasında, çoktan başlayan seçim maratonuna rağmen Ankara'nın yeniden Brüksel'e uzanmasının keyfini çıkarmalıyız.
Elbette ayrı düşüldüyse bunun sorumlusu sadece Türkiye değil, Avrupa Birliği'nin 'ahde vefa'yı sık sık çiğnemesi.
Ancak 'Türkiye'de AB, Avrupa'da Türkiye zamanı'nın bu yıl kat edilecek gelişmelerini şu birkaç günde yaşanılanların satır arasında okumak mümkün.
Yıllar su gibi akıp geçti, üyelik müzakeresi 3.5 yıl donduruldu. Başbakan beş yıl aradan sonra Brüksel'e gitti. Başbakan Erdoğan, Brüksel'de günlük siyasi sorunlara yönelik verdiği bir dolu mesajın yanında Türkiye'nin vizyonunun altını çiziyordu:
Türkiye'nin AB hedefindeki samimiyet ve kararlılığının ilk günkü gibi sürdüğünü, halihazırda Türkiye'nin AB müktesebatının gereklerini yerini getirmede 28 AB üyesi ülkenin bir kısmından daha ileri olduğunu söylüyordu.
AB yolunda yürümemizde bir olumlu gelişme de sessiz diplomasi uzmanı Mevlut Çavuşoğlu'nun AB Bakanlığı ve başmüzakerecilik görevini üstlenmesi.
Ve Fransa Cumhurbaşkanı seviyesinde ziyaretin 22 yıl aradan sonra yapılması.
AB'nin siyasette en etkili ülkesinden biri Fransa, diğeri Almanya.
Almanya demişken, unutmayalım Başbakan Erdoğan Almanya'ya da bu hafta gidiyor. Türkiye-AB ilişkilerini konuşmaya.
Ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, "Fransa olarak Türkiye'nin AB üyeliğine engel çıkarmak gibi bir düşüncemiz yok. Daha önceki cumhurbaşkanlığı döneminde bloke edilmiş başlıklar vardı" diyor,'Türkiye'nin katılım müzakerelerine devam etmesinden yana olduğunu, korkuların gereksiz yere ajite edilmemesi gerektiğini' söylüyor. Daha ne desin! Selefi Sarkozy'nin de kulakları çınlasın.
AB'ye hasret kalmıştık. Uzun bir aradan sonra güzel günler yeni başlıyor.

Babalar çocuklarını dinlemeden karar veriyor
İşletmelerin en önemli sorunlarından biri, kuruculardan sonra gelen ikinci kuşağın başarı oranının düşük olmasıdır. Üçüncü kuşağın sürdürdüğü işletmeler ise zaten 'istisna.'
Elektrikli ev aletleri pazarının lideri Arzum'un ikinci kuşak yöneticisi, Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile sohbet ederken, konularımızdan biri de birinci kuşaktan ikinci kuşağa devamlılığın sağlanamamasıydı. Murat Kolbaşı, ikinci kuşağın hayattan beklentileriyle ilgili farklı yorumlar yaptı. Özellikle 'baba patronların' ilgisini çekecektir:
"Üst kuşakların gelecek kuşakları da dinleyerek, danışmanla birlikte herkesin ne istediğini üst kuşak baskı yapmadan duymaları şart. Ondan sonra da duyduklarının sonucunda, danışmanın nereye doğru gidilmesi gerektiğini yazması lazım. Bazen üst kuşak, kurucu kuşak sadece 'ben buraya kadar getirdim, alsın götürsün'ün karşılığını duymak istiyor. İyi de oğlanın, kızın belki de alıp götürmeye hiç niyeti yok. Zaten babam bir bina yapmış, kira hayatıma bol bol yetiyor, elimde imkan olsa da Bodrum'a Çeşme'ye tatile gitsem, kışın kayak yapsam diye bakıyor. Babaların bunları dinleyip isteklerine göre yol çizmesi gerekiyor. Çocuktan sadece kendi istediğini duymak istediği için dinlemeden karar veriyor. Özellikle birinci kuşağın vefatından sonra çocuk vasiyet gereği işi üstleniyor ama kalbi başka şey istiyor. Film ile bilim karışıyor dolayısıyla başarısızlık geliyor. Çocuğun da niyeti yoksa kurucu empoze etmemeli."

<p class='MsoNormal'>Süper Lig'i şampiyon tamamlayan Beşiktaş, salgında  tüm rakiplerine büyük fark

Şampiyon Beşiktaş! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hataları neydi?

Filistin'de işgalci İsrail'e ait patlamamış bir füze bulundu

Belediye ekipleri Marmara Deniz'indeki deniz salyasını temizlemeye başladı

ASELSAN'ın mikro insansız hava aracı ''Saka'' kanatlandı