• $ 5,8051
  • € 6,4399
  • 274.053
  • 108011
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Edebiyatçılardan gayri edebi satırlar

Bir televizyon programında “Alevilerin cemevinin ibadethane sayılması talebinde bulunması en doğal haklarıdır” demiştim.
Gelen maillerden bazıları “Sen bir Sünni olarak Alevilik hakkında konuşma hakkını nereden alıyorsun? Kadını ikinci plana atan anlayış, bize akıl vermesin” demişti. Ama gönderen bir erkekti!
Demek ki yumurta hakkında konuşabilmek için tavuk ya da horoz olmak lazım geliyordu!
Neyse... Buna rağmen ben bir Sünni olarak bugün Alevilikle ilgili birkaç anekdot aktaracağım. Buyurunuz:
REŞAT NURİ GÜNTEKİN: “Balıkesir Muhasebecisi-Tanrı Dağı Ziyafeti’ adlı eseri, dönemin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılıp dağıtılıyor. Devlet veya şehir tiyatrolarında da sahneleniyor. Kitabın 13. sayfasında yer alan bir diyalog:
‘’Karı amma vurdu ha. Eh bu da olur... Kızılbaşların mum söndü gecesi gibi tövbe olsun…’’
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR: “Toraman” isimli eserinden bir iki satır:
“Karşısında dolaşan ay gibi evlatlığı görünce kendini tutamadı. Mezhebi geniş adam... Kızılbaş mıdır nedir?”
HALDUN TANER: Eser, “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu”. (Sf:46)
“Bırak allasen müdür bey. Bazen kanıma dokunuyor vallaha. Sen onun oruçlu olduğuna inanıyor musun? O ne hinoğluhindir o, ne kahpe dinli Kızılbaş’tır o! Müslüman olsa acımak bilir.”
Aynı eserden bir alıntı daha... (Sf:61)
“Ve işte o anda, tövbeler olsun, abla-kardeş, Kızılbaşlar gibi sarmaş dolaş oluverdik.”
ÖMER SEYFETTİN: Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” arasında yer alan “Harem” isimli kitabındaki satırlar: (Sf: 29)
“Sermet: Evvel zamanda, insanlar daha hayvanlara pek yakın iken, ferdi izdivaç yokmuş. Sürü halinde yaşarlarmış. Kabilenin bütün erkekleri, bütün kadınların musavi (eşit) surette kocası imiş.”
“Nazan şaştı: Doğan çocukların anası babası da kabilenin, bütün halkı imiş. Bu hal ayin gibi hâlâ bazı cemaatlerde devam eder. Mesela Kızılbaşlar gibi...”
Bunun gibi, Murat Belge’nin dayısı Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Nurbaba” isimli kitabı da Alevileri alenen aşağılayan bir eser…
Bir de Musahipzade Celal’in “Mum Söndü” isimli, adı bile ne amaca hizmet ettiğini gösteren bir eseri var ki devlet ve şehir tiyatrolarında 1970’li yılların sonuna kadar temsil ediliyordu.
“Temsil” dedim... Zira tiyatro oyunlarına ve radyo skeçlerine “temsil” deniliyordu.
Ama kim kimi temsil ediyordu, işte orası meşkuktu!

<p>Olay, Şehit Halil İbrahim Caddesi´nde saat 11.20 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre

İstanbul´da İş Adamına Silahlı Saldırı!

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

İşte 2019'da Twitter'a damgası vuran isimler

MSB: Eve tuzaklanan 565 havan mühimmatı etkisiz hale getirildi