• $9,6055
  • €11,2042
  • 553.992
  • 1479.93
30 Nisan 2013 Salı

Eniştenin suçu ne?

BRÜKSEL

Türkiye, tanısa da tanımasa da kültürel kimlik ve ortak geleneklere sahip etnik grupları 'ulusal azınlıklar' olarak kabullenmelidir. Bu etnik gruplara ait bireyler, doğal olarak genelde birçok haklarının inkar edildiğini görmekte ve bunları dile getirmektedirler. Anadilde yayın yapmak, eğitilmek, kendi anadilinde gelişmeleri izlemek ve benzeri kültürel haklar, etnik kökenleri ne olursa olsun, tüm Türk vatandaşları için halen garanti altına alınmamıştır. Diğer bir deyimle bu halklar, yaşadıkları sorunlarla ilgili görüşlerini dile getirme olanağına sahip değildirler. 
(...) Komisyon, bu durumu gözönünde bulundurarak, Katılım Ortaklığı çerçevesinde öncelikli olarak Türkiye'nin, etnik köken farkı gözetmeksizin, asgari talep olan tüm etnik grupları kapsayan toplum için kültürel çeşitliliği garanti altına alması gerektiği kanaatine varmıştır. Türkiye, aynı zamanda bu haklardan yararlanmayı engelleyen yasal zorlukları, özellikle eğitim alanında yürürlükten kaldırmalıdır."
AB Komisyonu Türkiye Masası Şefi Alain Servantie, 20 Kasım 2000 tarihinde kaleme aldığı yukarıdaki satırların yer aldığı mektup sonrası Türkiye kamuoyunu önünde toplumsal linçle karşı karşıya kaldı. AB kurumlarının nezaket kuralları gereği, gelen her mektuba cevap verildiği için Alain Servantie de PKK'nın "Başkanlık Konseyi"nden AB Komisyonu'na gelen bir mektuba cevaben kaleme alınan mektup AB ile Türkiye'yi karşı karşıya getirdi. Dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem, kurmaylarıyla bir araya geldi. AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Karen Fogg İstanbul'da olduğu için Temsilci Yardımcısı Luigi Narbone Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Müsteşar Vekili Uğur Ziyal, Narbone'ye, "Bu konuda Türk kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapmak zorundasınız" diyerek ciddi bir telafi bekledikleri mesajını verdi. Kulislerde, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Vekili Ziyal'ın bu ifadeyle, "Servantie'nin kellesini istediği" konuşuldu. Ve Alain Servantie, AB Komisyonu içerisinde 'geri göreve' çekildi. 

***
Geçen hafta, AB kurumlarıyla organik bağı olmayan ve Türkiye'nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Türkiye ile ilgili "siyasi denetim sonrası diyalog" raporunu tartıştı. AKPM Genel Kurulu'nda görüşülen Türkiye siyasi denetim raporunda yapılan değişiklikle "PKK terörizmi" yerine "çatışma" ve "PKK'lılar" için "aktivist" ifadelerinin kullanılması Türkiye'de yeni bir tartışma başlattı. Rapor 142 evet, 35 hayır ve 6 çekimser oyla AKPM'de kabul edildi. Rapora "kabul" oyu verenlerden biri de Deniz Baykal oldu.

***
Linç girişiminden birkaç yıl sonra Alain Servantie bir gezi kitabını Türkçe'ye kazandırdı. Türk edebiyatının ilk gezi kitaplarından olan Ahmet İhsan imzalı "Avrupa'da Ne Gördüm" ile "Tuna'da Bir Hafta"yı Dr. Fahriye Gündoğdu ile birlikte Türkçe'ye kazandıran Alain Servantie'yi ilk kez Brüksel'deki evinde ziyaret ettim. Kitaplardan konuştuk. Ev çok zevkli döşenmiş bir İstanbul evi ve Türk eşi, Alain Servantie de tam bir "İstanbul beyefendisi". AB-Türkiye ilişkilerini konuşurken bile 'enişte Alain' ile linç girişimine hiç girmedik. 
Aradan bunca yıl geçti. Birçok parametre değişti. İnsan kendi kendine sormadan edemiyor: Eniştenin suçu ne? 
Gittikçe ulusalcı çizgiye kayan CHP ve eski genel başkanlarından Deniz Baykal'ın, PKK'lıları "aktivist" olarak tanımlayan AKPM raporuna kabul oyu verir noktaya geldikten sonra, eniştenin suçu neydi?

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi