• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
17 Eylül 2013 Salı

‘Biz artık yorulduk’

BRÜKSEL

“Biz artık yorulduk” saptaması Türkiye’nin Avrupa Birliği Büyükelçisi Selim Yenel’e ait. Bir büyükelçi, bir ülkenin çağrısını ancak bu kadar yalın, açık ve net bir dille yuıkarıdaki cümleyle ifade edebilir. 
Türkiye’nin “uzun ince bir yol” hikayesine dönen AB üyelik sürecinde en keskin yol ayrımına gelindiği anlaşılıyor. 50 yıldır kapıda bekletilen Türkiye, açık çağrı yaptı; biz artık yorulduk. 
Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi’nin (CEPS) Brüksel’de düzenlediği, “Ankara Antlaşması’nın 50. yılında Türkiye” başlıklı panelde konuşan AB Büyükelçisi Selim Yenel’in ses tonuna “Türkiye’nin oyalanmak algısından duyduğu bıkkınlığı” yansıdı. 
AB’nin Türkiye’de “istenmiyoruz” algısı oluştururken, diğer aday ülkelere “kırmızı halılar serilip”, “aileden muamelesi” gösterilirken, uzun zamandır kendini ailenin bir parçası olarak gören Türkiye’ye tam aksi davranıldığını söyleyen Büyükelçi Yenel, çok açık konuştu, biri çıkıp artık bu işin nasıl olacağını açık ve net bir şekilde söylesin istiyor. 

‘Net bir şey söyleyin’

Selim Yenel şu iki paragraf ile AB-Türkiye ilişkilerinin dününü, bugününü ve yarınını özetledi: “Soğuk Savaş döneminde ne kadar Batı organizasyonu ve kurumu varsa bunların içinde olduk, safımızı gösterdik ve kendimizi bu ailenin içerisinde bildik. Ancak şimdi durumun bu olmadığını görüyoruz ve bu bizim de uyanmamızı sağlamakta. ‘Bu ilişki nereye gidiyor?’ sorusunu sormak zorundayız. Avrupa’da nasıl bir birlik istiyorsunuz? Türkiye’yi içerisinde istiyor musunuz istemiyor musunuz? Bilmek hakkımız çünkü zamanımızı harcıyorsunuz. 50 yıl kolay değil ve biz artık yorulduk. Yorgunuz ve artık bize net bir şey söylemenizi bekliyoruz. İnanın bize söyleyeceğiniz şeyi kaldırabiliriz. Tam üye olmamızı istemiyorsanız olmak zorunda değiliz, başka bir şey de olabilir ama en azından bunu bilirsek ilişkimizin başka pek çok diğer boyutunu zedelemekte olan bu üyelik sürecinden geçmek zorunda kalmayız. 
Her ne olursa olsun bir yol bulmalıyız artık. Ne AB ne Türkiye kimse bu süreç konusunda ‘istemiyoruz’ diyen taraf olmak istemiyor. Ancak bu konuda ne yapmak istediğimize karar vermemizi gerektirecek bir gün mutlaka gelecek, çünkü bu şekilde hiçbir yere gitmiyor. İşin özü şu ki; her iki tarafta da karşı tarafa büyük bir güvensizlik söz konusu. İster vize, ister üyelik, ister başka bir konu olsun karşılıklı güvensizliği görüyoruz. Bunun bir sonucu olarak da halklar arasında güvensizlik oluşuyor. Türk halkında ‘onlar bizi istemiyorsa biz de onları istemiyoruz’ tarzı bir tutum oluşması popülist söylemlerle an meselesi. Elbette siyasi liderler bu şekilde bakamazlar ve bakmıyorlar olaylara ve farklı yollar izlerler ama halkı da dinlemek zorundalar.” 

Asıl sorun Kıbrıs 

AB ile Türkiye ilişkilerinin kilitlendiği asıl konunun Kıbrıs olduğunu açık yüreklilikle söyleyen Büyükelçi Yenel, “Üyelik süreci, vize, fasıl kriterleri tüm bunlar önemli ama esas meseleyi Kıbrıs konusu oluşturuyor. Bu çözülmeden gerisi gelmeyecek ve birinin çıkıp ‘Bu iş çözülmüyorsa farklı bir yol deneyelim’ demesi gerekecek. Şahsi kanaatim bunu diyecek tarafın biz olmamız gerektiğidir. Kıbrıs sorunu çözülmeyecekse kendi gündemimizi ortaya koymalı ve eşitler olarak yepyeni bir müzakere ortamı oluşturmalıyız. Gümrük Birliği olmaz yerine Serbest Ticaret Anlaşması koyarız ama bunun karşılığında da yeni şeyler isteyebiliriz. En azından böyle bir müzakere ortamı eşit ve hakkaniyetli olur çünkü şu anda olan eşit veya hakkaniyetli olmuyor” dedi. 
Bir ülkenin bir büyükelçisi bunlardan daha açık ve net ne diyebilir ki... 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler