• $7,4026
  • €8,9775
  • 441.86
  • 1540.32
13 Şubat 2011 Pazar

Deniz zekayı da açıyor

Bu hafta iki sıra dışı tasarımı paylaşmak istiyorum sizlerle, biri bir araç, diğeri ise konut. Doğal olarak ikisinin de teması deniz.


Deniz ürünlerinin zihni açtığı bilimsel bir gerçek, boş yere haftada en az iki kez balık yenilmesi önerilmiyor. Sadece gıda değil, denizle ilgili her şey insanın kendini aşmasına da yol açıyor. Azgın dalgalarla uğraşmak, rüzgara kafa tutmak, denizin altındaki farklı dünyayı keşfetmek, insanın kendine olan güvenini artıyor. Ancak bazıları bunu abartıyor, denizle hayal güçlerini birleştirip benzeri olmayan ürünlere de imza atıyor. Bunlardan biri 'uçan tekne' diğeri ise 'denizdelen'. Uçan tekne adından da anlaşıldığı gibi uçan tekne, diğeri ise gökdelenin aksine 'denizdelen' olarak lanse edilen yeni bir konut seçeneği.

'Uçan tekne' ilk kez geçen yıl ağustos ayında Paris'teki bir sergide gün yüzüne çıktı. Fotoğraflarını gördüğümde James Bond'a layık diye düşünmüştüm! Yelken Octuri adıyla tanınan -gerçek ismini bilmediğimiz- bugüne kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen tasarımlara imza atan Octuri, bu kez uçan tekne yapmış. Asıl mesleği uçaklar için kabinler tasarlamak. Bugüne kadar çok önemli işlere imza atmış. Kendine ait çalışmaların şirketlerle yaptığı tasarımlarla da karışmaması için Yelken Octuri adını seçmiş. Paris Hava ve Uzay Müzesi'nde sergilenen bu araç (isteyen tekne, isteyen uçak desin) parmak ısırtan bir mühendislik harikası olarak da gösteriliyor. Dört  direk kullanılarak yapılan 46.2 metre uzunluğundaki bu trimaran istenildiğinde jete dönüşüyor. Direkler bölmelerin içine gizleniyor, kanatlar ortaya çıkıyor ve uçuşa hazır hale geliniyor. Yat kocaman bir güverte, mutfak, üç yatak odası, lüks bir banyo ve salondan oluşuyor. Saate 390 kilometre hız yapıyor!
Yelken Octuri'nin bir röportajı kısa bir süre önce Naviga Dergisi'nde yayımlandı. Dahi tasarımcı 'Tasarladığım bu şeyin amacı yeni seçenekler ve yeni bakış açıları yaratmak. Mühendisliğe fazla vakit harcamak yerine geleceğe yön verecek araçlara imza atmak istiyorum. Bugün ütopik görünen yarın gerçek olacak' diyor.
Hava taşıtlarının kendisine her zaman çok şiirsel geldiğini de söyleyen Yelken Octuri, yeni aracın çalışma sistematiğini şöyle anlatıyor: Sudayken yatta 40 metrelik dört adet direk bulunuyor. Bu direkler aynı zamanda rüzgarın yönüne göre ayarlanabilen birer kanat yelken. Uçak modunda havalanmadan önce direkler yatay hale getirilerek kanatlara dönüşüyor. Yelkenler her direkte bulunan bölümlere saklanıyor. Bu özellik Maltese Falcon isimli yattan esinlenerek eklendi. Doğal olarak henüz üretim yapılmış değil ancak Yelken Octuri, 'Bir üretici yapmaya karar verirse hayata geçirmek isterim. Tabii uçağı ve tekneyi sipariş veren kişinin isteklerine göre değiştirmek mümkün' diyor.  Octuri, fütüristik olduğunu iddia eden tekne ve uçaklara bakıldığında hepsinin bir öncekine benzediğini kendisinin yeni fikirlere ilham vermek için orijinal bir şey yaptığını söylüyor. Hatta mühendisler ve uçak tasarımcıları görüş almaya başlamış.

Gökdelende değil 'denizdelen'de yaşayın
İşte denizden ilham alan başka bir tasarımcı... Malezyalı Sarly Adre Bin Sarkum, geçen yıl katıldığı bir yarışmada 'geleceğin yaşam alanlarından' biriyle ödül aldı. Bu yeni evin adı Water Scraper ya da H20 Scraper... Kimileri su sıyırıcı kimileri suyu delen olarak Türkçeye çeviriyor. Gökdelenden yola çıkarsak 'denizdelen' demek daha kolay...
Su altında yaşamaya olanak veren bu projenin en büyük özelliği çevreci enerji kullanıyor olması. Enerji, bitki ve hayvansal hasat üzerine kurulu, dalga, rüzgar ve güneş enerjisi de kullanılıyor. Bina içinde tarım yapmak da mümkün kültür balıkçılığı da... Örneğin en üst kattaki havayla temas eden bölümlerde yerleştirilecek rüzgar gülleri sayesinde kendi enerjisini üretiyor. Yine en üst bölümlerde tarıma elverişli alanlar da düzenlenmiş.
Bin Sarkum, bu sıra dışı projesiyle 'Gökdelen Mimarisi' yarışmasına katıldı, jüri üyelerinin şaşkınlığı arasında mansiyon ödülü almaya hak kazandı. Proje, teknoloji olarak gökdelen altyapısından yararlanıyor ancak suyun fiziksel koşullarına göre farklılık da gösteriyor.
'Denizdelen'i farklı kılan bir başka özelliği ise binanın etrafındaki uzantılar. Bu uzantılara biyoluminesans tentakül deniyor. Bu uzantıların çıkış noktası omurgasız hayvanların sahip olduğu uzantılar. Deniz faunasına uyum sağlamak ve açığa çıkan enerjiyi toplamak için kullanılıyor. Bir diğer fonksiyonu ise binanın dik durmasını sağlamak.

Bu da Türkiye'den 'deniz evi'
Türkiye'den yeni bir tasarım. Birkaç yıl gündemi işgal eden My Fantasy'nin aksine denize elverişli belgesi olan 'Deniz Evi'. Dünya için yeni bir tasarım değil, ABD ve Avrupa'da benzerleri var ancak Türkiye için ilk sayılabilir. Zeren Denizcilik tarafından Tuzla'da üretilen bu araç, şu anda Kadıköy açıklarında demirli. 1 katlı 30 metrekarelik kullanım alanına sahip evde, 3 oda kamara, küçük bir depo ve güvertesinde kaptan köşkü bulunuyor. Konvansiyonel pervaneyle hareket eden deniz evi, 235 beygir gücündeki motoruyla istenilen her yere gidebiliyor. Üreticileri yüksek dalgalarla bile devrilmeyecek şekilde dizayn edildiğini belirtiyor. Evin sahibi gemi mühendisi Harun Alkan,  'Deniz kültürünü yayarken çevreyi kirletmeden dünyaya örnek olacak projemizi Kadıköy'de tanıtmak istedik. Bu küçük deniz evi kanalizasyonu denize basmadan önce filtre ediyor. Güneş enerjisiyle sıcak su ve enerji ihtiyacını karşılıyor. Hatta rüzgar enerjisini bile kullanacak bir makine  geliştirdik' diyor.

<h3>Başkan Erdoğan'dan esnafa kredi müjdesi</h3><h3>6 AY ERTELENECEK</h3><p>Başkan Erdoğan, Halkbank

25 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yüksek Hızlı Tren testlerini yapan tren Sivas'a geldi

Haftanın yalanları