• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
17 Aralık 2020 Perşembe

Yine Karaoğlan

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Günlerdir ABD yaptırımlarını tartışıyoruz. Genellikle herkes meşrebine göre tepki veriyor. Kimi, bu karar üzerinden İktidara saldırıyor. Kimi NATO’dan çıkmamız gerektiğini savunuyor. Kimisi de önüne çıkan fırsatı Türkiye’yi Çin-Rusya eksenine sokmak için kullanmaya çalışıyor…

Kimi “fırsat”, kimi “felaket” diyor gelişmelere! Oysa, yaşananlara Türk-Amerikan ilişkilerinin doğal seyri adını vermek daha doğru olur. Geçmişe şöyle bir bakarsak görürüz: Türkiye, rotasını ABD’nin dümen suyuna çevirdikçe ilişkilerimiz gayet iyi gitti. Ne zaman ki bizim menfaatlerimiz Amerika ile çatıştı. Hep sıkıntı yaşandı. Haziran 1964’te ünlü Johnson Mektubu geldi, 1974’te de silah ambargosu uygulandı.

1964’te Kıbrıs’a çıkarma yapmayı planlar ve soydaşlarımıza yönelik katliamları durdurmaya çalışırken frenlendik. 1974’te de o çıkarmayı yaptığımız ve saldırıları durdurduğumuz için cezalandırılmaya çalışıldık.

Yok aslında dünden bu güne bir değişiklik. ABD’nin, Türkiye’ye ve Dünya’ya bakışı da kullandığı metotlar da aynı.

***

Biz ise bayağı bir değişim gösterdik geçen zaman içinde. Savunma Sanayimizi güçlendirdik. Milli konularda Amerikalılara ve Ruslara net mesajlar vermeyi, mesajı almıyorlarsa gereğini yapmayı öğrendik.

Ama bakıyorum, bunu bile kirletmeye çalışanlar var. Birtakım tipler televizyonlara çıkıp, İnönü ve Ecevit örneğini veriyorlar, “Şöyle uçarlardı, böyle kaçarlardı” türünden değerlendirmeler yapıyorlar.

İnönü, 1964’te ABD’nin tehdidi üzerine Kıbrıs’a çıkarma yapamadı. Gerekli müdahale 10 yıl sonra 1974’te Ecevit-Erbakan hükümeti tarafından gerçekleştirildi. Sonucu bugünkünden ağır oldu. ABD tarafından Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulandı. Gerçi Ecevit, o ambargoyu Türkiye’nin Kıbrıs’a yaptığı çıkartmaya değil, ABD’ye rağmen haşhaş ekimini serbest bırakmamıza bağladı, ama biz sebebi değil sonucu değerlendiriyoruz.

ABD, Türkiye’yi alabildiğine baskıladı. Türkiye direnmeye çalıştı, ama bir makas ya da rota değişikliğine gitmedi.

***

Bakıyorum da Ecevit örneğini verenler, O’nun Türkiye’nin haysiyetini nasıl koruduğunu, ne büyük mücadeleler verdiğini ballandıra ballandıra anlatıyorlar…

Doğru, Ecevit bir mücadele verdi; ancak o mücadele bugün yaşananlar ve elde edilen başarılar karşısında solda sıfır kalır. Yaşadık o günleri biz. Ne evde ocağı kaynatacak tüp gaz vardı, ne de tencereye koyacak yağ. Çocukluğum tüp gaz ve yağ kuyruklarında geçti. Buna rağmen millet o mücadeleye destek verdi. Solun “Morisson Süleyman” diyerek aşağılamaya çalıştığı Demirel bile milli davrandı.

O dönemde bugünkü CHP’nin yaptığını yapan olmadı. Bu milletin içinden Ünal Çeviköz gibi ABD politikalarına destek veren açıklamalar yapan çıkmadı.

Çarpıtmamak ve kirletmemek lazım gerçekleri…

Bugün iktidarın verdiği mücadele, 1970’lerde Ecevit’in yapmaya çalıştıklarının bir devamıdır aslında. O gün Türkiye’nin gücü belliydi o kadar yapılabildi. Bugün ise çok daha güçlü bir şekilde devam ettiriliyor.

Millet olarak 1960’lar ve 1970’lerin ruhunu kaybetmememiz gerekli.   

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor