• $8,1242
  • €9,7078
  • 455.389
  • 1378.37
07 Nisan 2021 Çarşamba

Yeter, kirletmeyin artık

Maalesef, konu giderek toplumu tehdit eden ahlaki bir mesele haline geldi. Çarpıtıyor, saptırıyor, kirletiyorlar. Sonra da kendi oluşturdukları illüzyonlar üzerinden gerçekmiş gibi yorumlar yapıyorlar.


Atış serbest...

Yalanın, dolanın bini bir para!

İşte Montrö, işte Kanal İstanbul tartışmaları: Milletin karşısına geçip gözbağcılık yapıyorlar. Neymiş, Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılmasından endişe duyuyorlarmış! Çünkü Montrö, Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biriymiş. İyi güzel de Montrö bize İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde tam bir egemenlik hakkı tanıyor mu? Tabii ki tanımıyor! Bize sıkıntı veren ya da vermesi muhtemel ülkelere, "Geçemezsin, bu boğazlar bizim" diyebiliyor muyuz? Diyemiyoruz elbette!

Geçmişte sayısız örneklerini yaşadık bunun. Suriye'de karşı karşıya geldiğimiz dönemde, Rus Donanması'na ait gemiler, namlularını İstanbul halkının üzerine doğrultarak Boğaz'ı geçtiler.

Durdurabildik mi?

Geçmişte belki bir kazanımdı. Ama bugünün şartlarında Montrö hak ve hukukumuzu tamamen garanti altına alan ve egemenliği bize bırakan bir metin değil. Hatta, İstanbul ve Çanakkale Boğazları için belli kurallar koyan, elimizi kolumuzu bağlayan bir antlaşma.

Kılıçdaroğlu ise kalkmış, "Montrö bir güvencedir" diyor. Neyin güvencesi? Boğazları kullanacak olan ABD, Rus, İngiliz, Alman savaş gemilerinin güvencesi mi?

Sahi neyin güvencesi? Anlatsa da biz de öğrensek!

***

Boğazlar için vaktiyle Montrö'de bir antlaşmanın altına imza atmışız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bununla bağlıyız.

Ama Kanal İstanbul öyle değil. İnşa edilip gemi geçişine açıldığı zaman tamamen bizim egemenlik alanımızda olacak. Dilediğimiz düzenlemeyi yapacağız, istediğimiz gibi işleteceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o yüzden "Egemenliğimizi güçlendirecek" diyor!

Belli çevreler ise, ilk günden itibaren çarpıtıp, karalayıp, kirletip, engellemeye çalışıyor. Bunlar, Türkiye'nin değil, adeta bu ülke üzerinde hesaplar yapan emperyalist güçlerin hak ve hukukunu savunuyorlar. Yetmiyor, bir de bunu Atatürk ve Cumhuriyet gibi soslarla süsleyip, milletin önüne koyuyorlar.

Kılıçdaroğlu milletin gözüne perde indirmeye çalışıyor. İmamoğlu işi gücü bırakmış, "Kanal İstanbul' yaptırmayacağız" diye ortalıkta geziyor. Emekli amiraller, Kanal İstanbul'u kirletmek için çırpınıp duruyorlar. Vesaire, vesaire...

Doğru değil söyledikleri. Gerçeklerle, ülke menfaatleri ile taban tabana zıt. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böyle bir projeye karşı çıkanlar, en büyük Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarıdır" dedi. Haklı ve söylediklerine sonuna kadar katılıyorum.

Susturmak lazım bunları...

Siyasetçisi, gazetecisi, tarihçisi, stratejisti ile dikilmeliyiz karşılarına. Gerçekleri haykırmalıyız yüzlerine, sormalıyız hepsine:

-Kanal İstanbul, boğazları rahatlatacak, tamamen bizim egemenliğimizde kimsenin karışamayacağı bir alan olacak. Nesine karşısınız bunun?

Cevap vermeden kaçmalarına da izin vermemeliyiz. Kaçarlarsa, bir daha, bir daha sormalıyız. Çünkü gerçekler bu kadar çarpıtılıp kirletilmez. Türkiye de sahipsiz bir ülke değil.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler