• $8,4733
  • €10,277
  • 508.043
  • 1454.25
19 Mayıs 2021 Çarşamba

Vicdanın da yok mu?

Bu defa eften püften konular değil mülkiye müfettişlerini meşgul eden. Bu sefer iş ciddi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, Ekrem İmamoğlu'ndan "Dezenfektan alımı sırasında devleti zarara uğrattığı" iddiası ile ilgili olarak savunma istediler.

Hatırlayanlar vardır konuyu. Pandemi sürecinin başlangıcında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yüklü bir dezenfektan alımı yaptı. Astronomik bir fiyatın ortaya çıkması üzerine de, "Nedir bu? Alınan dezenfektanın içinde altın parçacıkları mı var?" yorumları yapıldı.

Ben de sosyal medyadan, gazeteden ve televizyonlardan bir çağrıda bulundum. Ankara'da Keçiören Belediyesi'nin üniversite ile işbirliği yaparak, üstün kaliteli dezenfektan ürettiğini yazdım. "Belediye Başkanı Turgut Altınok ile konuştum, ürettikleri dezenfektanı, sizin aldığınız fiyatın dörtte birinden İstanbul'a göndermeye hazır" dedim.

Altınok da doğruladı, "tamam" dedi. Ama İmamoğlu'ndan çıt çıkmadı.

Ardından tartışmalı maske alımı geldi. Yine astronomik rakamlar ortaya çıktı. Bu defa da Turgut Altınok adına İmamoğlu'na "Ankara Keçiören Belediyesi, kendi ürettiği üstün kaliteli maskeyi size üçte bir fiyatına vermeye razı" çağrısı yaptım.

Yine çıt çıkmadı, yine dönüp bakan olmadı...

Tam tersine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına maske alımını savunan, doğru bir iş yapıldığını iddia eden bazı açıklamalar geldi. Eleştiriler, yükselen tepkiler, yapılan çağrılar, bir kulaktan girdi, diğerinden çıktı.

Oysa ortada çok ciddi iddialar vardı. Konunun araştırılması gerekiyordu. Bizim yazdığımız yazıların, yapılan eleştiri ve çağrıların, Cumhuriyet Savcılıklarını ilgilendiren tarafları da vardı. Hepsi başlı başına birer suç duyurusuydu!

Sonuçta, olması gereken oldu. Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. İçişleri Bakanlığı'ndan İmamoğlu hakkında soruşturma izni istendi.

Prosedür gereği mülkiye müfettişleri harekete geçip, inceleme başlattılar. Ekrem İmamoğlu'ndan savunma aldılar...

Ne dese beğenirsiniz?

Çeşitli kanun maddelerini peş peşe sıraladı. "Harcama ve ihale yetkilisi sıfatının olmadığını" söyledi. Dezenfektan ihalesi ile ilgili olarak, hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını savundu.

Tartışılır tabii. Ancak, durum öyle bile olsa sorarlar adama:

-Ey mübarek, yetkin yok da vicdanın da mı yok senin?

Kendi payıma yırtındım günlerce. "Böyle fiyat olmaz" dedim. Kendisine yol gösterdim. Dönüp bakmadı bile.

Bu mudur belediye başkanlığı? Önce, yapılan eleştirilere kulaklarını tıka. "Ne oluyor, neden böyle diyorlar?" diye dönüp bakma. Sonra, hakkında soruşturma açılması için izin istendiğinde de "Benim yetkim yok" de.

Kanal İstanbul dahil olmak üzere, kendini her türlü konuda sınırsız yetkili gör. Böbürlere böbürlene "Ben 16 milyonun başkanıyım" diye ortalıkta gez. Buna karşılık, sıkıştığında belediyenin yaptığı alımlarda "söz sahibi olmadığını" savun! Uyarılara rağmen, ne olup bittiğini merak edip araştırma bile yapma.

İşte Ekrem İmamoğlu belediyeciliği!

Kendisinden bir de Cumhurbaşkanı imal etmeye çalışanlar var. Düşünün öyle bir durumda başımıza nelerin geleceğini...

Kâbus gibi kâbus!

<p class='MsoNormal'>NATO Zirvesi bugün Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleşecek.  Burada akşam

Erdoğan-Biden görüşmesinden ne çıkar?

3 günlüğüne geldikleri Türkiye'den 1,5 yıldır ayrılamadılar

Kanal İstanbul'da temelin atılacağı nokta

Ağrı'da gönüllü öğretmenler arama ve kurtarma tatbikatı yaptı