• $ 5,6932
  • € 6,2901
  • 275.341
  • 100471
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Trump’ın operasyon sancısı

Suriye krizine siyasi çözüm bulma çabaları çerçevesinde Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanları, BM Özel Temsilcisi Staffan de Mistura Başkanlığında Cenevre’de bir araya geldiler. Biz de Cenevre’deydik ve havayı kokladık…

Türk Dışişleri’ndeki hakim kanı şu:

Eğer Suriye meselesi, sadece ABD Başkanı Donald Trump’a kalsaydı… Eğer, Trump dilediği adımları dilediği şekilde atabilseydi… Eğer muktedir bir Başkan olabilseydi… Bizim ciddi anlamda bir YPG-PKK sıkıntımız kalmazdı. Çoktan bitmişti bu iş.

Ama, Suriye meselesinde karar verme noktasındaki tek yetkili Trump değil. Pentagon farklı düşünüyor. İsrail, ABD askerinin mutlaka bölgede varlık göstermesini istiyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi aktörler de İsrail ile aynı cephede yer alıyor. Trump, arada kalmış durumda. Bir taraftan Türkiye, diğer yandan da bu cephe tarafından sıkıştırılıyor.

Aslında Trump uzun süredir, “Bizim Suriye’de ne işimiz var?” sorusunu soruyor. Meselelere genellikle dolar gözlüğüyle bakan bir kişilik olduğu için, “Bu kadar çok parayı niçin oraya gömüyoruz?” diye sorguluyor.

Türkiye ile yaptığı görüşmelerde de bu tavrı sergiliyor. Ancak, ardından atılması gereken adımları bir türlü atamıyor.

Çünkü, çevresi engellerle dolu.

O yüzden de Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri Bakanı, Suriye Özel Temsilcisi ya da diğer ABD’li yetkililer, “Sizin açınızdan sorun ne?” sorusunu sorduklarında, hep aynı cevabı alıyorlar:

-Sorun şu: Sizin Başkanınız bir şey söylüyor ve sözler veriyor. Siz geliyorsunuz “tamam” diyorsunuz. Ancak, söylediklerinizin hiçbiri gerçekleşmiyor. Üstelik tam tersi oluyor. Bu ciddi bir sorun değil mi?

Bu sözler karşısında ABD’liler genellikle suskun kalıyor.

***

Amerika’nın bir başka yanlışı da Türkiye’nin Münbiç’e takılıp kaldığını düşünmek oldu. Münbiç mutabakatı konusunda söz verdiği adımları atmadı, ama konu halledildiğinde Türkiye’nin tepkisinin duracağını düşündü. Oysa, Münbiç ile ilgili olarak yapılan mutabakatın altında “diğer bölgeler” ifadesi de vardı. Türkiye ise hiç beklemediği bir anda Fırat’ın doğusunu gündeme getirdi. ABD’den verdiği sözleri tutmasını istedi.

Amerika da bu talep karşısında hem şaşırdı, hem de sıkıştı.

Türkiye’nin en üst seviyede “Artık bıçak kemiğe dayandı” mesajını verip, Fırat’ın doğusuna operasyon başlatacağını ilan etmesiyle birlikte Trump telefona sarıldı ve Erdoğan’ı aradı…

“Trump ve Erdoğan arasında neler görüşüldü” derseniz bilemem. Ancak, tahmin etmek zor değil. Trump yine bilinen görüşlerini tekrarladı. Belli ki daha güçlü ifadelerle Türkiye’nin kaygılarının giderilmesi için gerekenin yapılacağını söyledi. Kendisine biraz daha zaman tanınmasını istedi.

Erdoğan’ın, Trump’ın Türkiye’nin isteklerine olumlu baktığını söylemesi ve ardından da “takipçisiyiz” ifadesini kullanması da bunu gösteriyor.

Türkiye’de bıçağın kemiğe dayandığını ABD Başkanı da görmüş durumda. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarına baktığında, Türkiye’nin blöf yapmadığını görüyor.

O yüzden önümüzdeki günlerde güçlü ve etkili adımlar atmak zorunda olduğunu biliyor. Trump Türkiye’nin sabrının zorlandığı takdirde neler yaşandığını daha önce gördü.

Gelişmelere bakınca, içinde bulunduğumuz şu günlerde ABD Başkanı Trump’ın ciddi sıkıntılar içinde kıvandığı söylenebilir. Arada kalmış durumda.

***

Peki Türkiye ne yapıyor?...

Başkan Erdoğan, Türkiye’nin kararlılığını en üst düzeyde vurguladı. Sabrın sonuna gelindiğini de dünya kamuoyu önünde çok net bir dille ifade etti.

Peki, Silahlı Kuvvetler neden Suriye’yi girmedi? Türkiye neyi bekliyor?

Türkiye, diplomasinin bütün araçlarını sonuna kadar kullanıyor. Askeri bir operasyona başvurmadan sorunu halledebilmek için bütün kapıları zorluyor.

Sonuçta operasyon demek, şehitler demek! O operasyonda leblebi-çekirdek kullanılmayacak. Milyarlarca liralık mühimmat yakılacak.

O yüzden Trump’a bir şans daha verildi.

Olursa olacak; Trump sonuç alabilirse alacak. Türkiye’nin beklentilerine cevap bulunamazsa da gereken yapılacak. Türkiye bu konuda gerçekten kararlı.

<p>Turizm amaçlı Rize’ye gelen bir grubu gezdiren Osman Albardak, arkadaşı Musatafa Şeramet ve Tulum

Türkü Söylerken Kendilerini Bir Anda Şelalede Buldular

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Hayat kurtaran 10 pratik yemek tarifi!

İzmir'de buzdolabı patlayan ev harabeye döndü