• $13,5407
  • €15,3448
  • 789.087
  • 1979.83
29 Aralık 2020 Salı

TBMM'de utanç

Bu kadar aleni ve milletin gözünün içine baka baka dillendirileceğini düşünemezdim. Ama oldu, yapıldı…

Adam çıktı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AİHM’nin Selahattin Demirtaş ile ilgili olarak aldığı karar üzerine sarf ettiği “bizi bağlamaz” sözlerini yerden yere vurdu. Hem de TBMM’de, iki defa “Gazi” unvanını almış Meclis’te!

Neymiş, bunlar “Milletin şovenist yanından faydalanmak için” söylenen sözlermiş. AİHMkararı Türkiye’yi bağlarmış, hem de bal gibi bağlarmış!

“Hadi uygulama da göreyim” diyor:

-Bak başına neler geliyor? Parasızlıktan ölüyorsunuz. Size bir kuruş para vermezler.

Kelimenin tam anlamı ile utanç verici sözler bunlar. CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Milli Mücadele’yi veren bir milletin Meclisi’nde konuştuğunun farkında değil herhalde! Sözleri buram buram teslimiyet kokuyor. Üstelik doğru da değil. Beyefendi, belli ki AB’nin Türkiye’yi paraya boğduğunu, bizim de onlar sayesinde ayakta durduğumuzu sanıyor!

Unutmadan ekleyelim, bu millet Kurtuluş Savaşı verirken, Gazi Mustafa Kemal’e karşı çıkan manda ve himaye yanlıları da bunları söylüyordu.

CHP, TBMM ve Türkiye adına utanç verici sözler bunlar.

Şimdi gelelim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı Selahattin Demirtaş kararına…

Haksız, hukuksuz, kendi içinde çelişkilerle dolu, aynı zamanda AİHM’nin daha önce verdiği hükümlerle taban tabana zıt bir karar bu. Hukuki değil, tamamen siyasi. Erdoğan’ın dediği gibi Türkiye’yi bağlamaz ve bağlamamalı da.

Bizim için yok hükmünde ve çöp değerinde!

Zaten AİHM kararları, ulusal yargı mercilerinin verdiği kararları ortadan kaldırmaz. AİHM, tepemize oturmuş bir temyiz mahkemesi değil.

İşin ilginci, AİHM, konuya hukuken baktığında, Türkiye’yi tam 11 konuda haklı görüyor. Aynı kararda siyaset gözlüğünü taktığında ise iki konuda “hak ihlali” kararı veriyor. İşin en komik tarafı, AİHM, Selahattin Demirtaş hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2 Eylül 2019 tarihinde verdiği tahliye kararını görmezden gelip, “tutukluluğunun makul süreyi aştığı” kararını alıyor.

Oysa Demirtaş başka bir davadan da tutuklu. Hakkında açılmış 21 tane dava var. Hepsi de terörle ilişkili. Adeta bir suç makinesi gibi!

Yetmedi, bitmedi, hakkında verilmiş bir adet de mahkûmiyet kararı bulunuyor. O yüzden cezaevinde kalıp o cezayı çekmek zorunda.

AİHM, bütün bunlara rağmen, böyle bir karar verebiliyor. Ayrıca, Kobani Olayları sırasında onlarca kişinin ölümüne sebep olan sokağa inme çağrılarını “siyasi söylem” olarak değerlendirebiliyor! Demirtaş’ın terör örgütü ile ilişkisine ait kucak dolusu belgeyi de delil olarak kabul etmiyor. Oluk oluk akan kan görülmüyor ve tutuklamanın “siyasi amaçla sürdürüldüğü” iddiası ortaya atılıyor.

Apaçık ortada: Türkiye’ye ayar ve istikamet vermeye çalışan, hukuku ayaklar altına alan, maddi gerçeklilikle taban tabana zıt, terör destekçilerinin önünü açmayı amaçlayan, çelişkilerle dolu ve haksız bir karar bu.

Ama bakıyoruz, içimizde teslim olmamızı isteyenler var. Peki, Milli Mücadeleyi niye yaptık biz? Anahtarı o zaman niye vermedik? 

<p>Ezgi Aşık <span style='font-size: 1.6rem;'>soruyor, Sağlık İletişimi Derneği Başkanı Dr. </span><

Omikron ile Kovid-19'un şiddeti azalıyor mu?

Topladığı tahtalardan öyle bir şey yaptı ki...

Son hali hayran bıraktı! Hurdalıktan 2000 dolara satın aldı

Tesla'nın koltuğunu kestiler! Bakın içerisinden neler çıktı