• $8,1992
  • €9,764
  • 458.159
  • 1393.24
07 Şubat 2014 Cuma

Siz sövün, ben alkışlıyorum

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

İnternet tartışmaları devam ediyor. Muhalefet, İktidara yüklendikçe yükleniyor. Son derece ağır ithamlar havada uçuşuyor. "Türkiye, interneti yasaklayan 4. ülke olacak" türünden suçlamalar yapılıyor…
Acaba öyle mi?
Tabii ki değil. Tersine, bu düzenleme beni, sizi, hepimizi koruyor. İnterneti, haysiyet cellatlığı yapılan, özel hayatın gizliliğini paspas gibi çiğneyen bir yapı olmaktan kurtarıyor.
Söven sözsün, eleştiren eleştirmeye devam etsin. Ama ben alkışlıyorum.
***
Şimdi yazacaklarımı dikkatli okuyun lütfen. Çünkü yılar önce sıkıntıyı bizzat yaşadım…
Bir internet sitesi tarafından son derece çirkin bir saldırıya uğradım. Yazılanlar, dehşet verici ve gerçeklerle taban tabana zıttı.
Amaç, şahsımı toplum önünde küçük düşürmekti.
Önce "acaba ne yapabilirim" diye araştırdım. Yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Tek çare hukuki yollara başvurmaktı.
Ben de gösterilen yoldan ilerlemeye başladım…
Önce, ilgili siteye ihtarname çektik. O çirkin ifadeleri yayından kaldırmasını istedik. Hiç oralı olmadılar, kıllarını bile kıpırdatmadılar. Bir 10-15 gün böyle geçti.
Yasal süreleri bekledikten sonra, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne "tespit için" başvurduk. O "tespit" dedikleri de öyle zor işmiş ki göbeğimiz çatladı. Mahkeme bir "bilirkişi" tayin etti. Dosya o bilirkişiye gönderildi. Biz de beklemeye başladık.
Baktım ki hiçbir haber yok. Bilirkişinin telefonunu bulup kendisini aradım. Ama aramaz olaydım! "Sen kimsin, beni nasıl ararsın?" türünden garip bir tepkiyle karşılaştım.
Aradan yine bir 10-15 gün geçti. Bilirkişi raporunu hazırladı. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi'ne verdi.
Ama bitmedi…
Bu defa içeriğin yayından kaldırılması ve tekzip yayımlanması için Sulh Ceza Mahkemesi'ne gitmemiz gerektiği bildirildi. Bir dilekçe yazdık; ekine "bilirkişi" tarafından yapılan "tespiti" ekleyip, Sulh Ceza Mahkemesi'ne verdik. Hakim Bey'in dosyayı incelemesi yine günlerce sürdü.
En sonunda "haklısın" denildi. Mahkeme kararının ilgili tarafa tebliği de belli bir süre aldı. Aradan aylar geçti. Bu sürede iftira, hakaret ve husumet dolu o ifadeler yayında kaldı.
Ne oldu, kim kazandı? Tabii ki, interneti çirkin amaçları için alabildiğine kullananlar! Mahkeme kararı, atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra çıktı!
***
Yeni düzenlemeyle bu sistem değişiyor. Özel hayatının gizliliğini ihlal edenler ile haysiyet cellatlığı yapanlar, artık anında engellenecek. TİB Başkanı, gereken durumlarda hemen harekete geçerek, içeriği yayından kaldırabilecek.
Ne var bunda rahatsız olacak? Bunun interneti yasaklamakla ya da iletişim hürriyetini engellemekle ne ilgisi var?
Üstelik nihai kararı yine mahkeme verecek. Varsa kendine güvenen babayiğit yargıya girecek. "Bu yayında suç yoktur" diyecek. TİB Başkanlığı'nın aldığı karara itiraz edecek. Mahkeme de aynı kanaate varırsa, içeriğe ilişkin engelleme ortadan kalkacak.
Sonuçta herkesin özel hayatı korunacak…
Kötü niyetli kişi ve organizasyonların özgürlüklerin arkasına sığınıp interneti çirkin bir silah olarak kullanmalarının önüne geçilecek.
Yanlış bunun neresinde?
***
Muhalefet buna rağmen "sansür" diye bağırıp çağırmaya devam ediyor…
Oysa mevcut durumdan onlar da hayli zarar gördüler. Daha düne kadar onlar da isyan ediyorlardı.
Şimdi hatırlatmak lazım:
Deniz Baykal'ın internete düşen o kasetleri doğru muydu? O görüntüler de mi internet özgürlüğü kapsamına giriyordu?
Tam seçim öncesi MHP yöneticileriyle ilgili piyasaya dökülen görüntüler şık mıydı? Yoksa onlar da mı özgürlükler kapsamında değerlendirilmeliydi?
Eğer bu sorulara cevabınız "evet" ise, o dönemde niye ortalığı ayağa kaldırdınız? Yok eğer "hayır" diyorsanız, bugün içine girdiğiniz tavrı nasıl izah ediyorsunuz?
Siz vereceğiniz cevabı düşünedurun!.. Ben de yapılan bu düzenlemeyi alkışlamaya devam edeyim…

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü