• $9,6016
  • €11,1852
  • 557.594
  • 1471.75
9 Haziran 2016 Perşembe

Şirret batı maymunları

İfade bana ait değil. “Batı maymunları”, Refik Erduran’ın değerlendirmesi. Bu benzetmeyi, yeni Kültür Bakanı Nabi Avcı’ya yazdığı mektupta kullanmış. “Sanatçı” adı verilen bazı tiplerle ilgili uyarılarda bulunmuş…
Kimi için “şov şampiyonu” demiş, kiminden “aktif nifakçı” diye söz etmiş, genel olarak da “Halktan iğrenen yapışkan ve asalak bir kesimden” bahsetmiş.
En önemlisi ise, bunların “şirretliklerini etkisiz kılarak, kutuplaşmayı geriletmek gereğinin” altını çizmiş.

Aynen öyle!..
İyi izlediğimi ve tanıdığımı söyleyebilirim bunları. Tepeden aşağılara doğru bol miktarda var. Bir süre önce yine bu köşede yazmıştım. Devletten para alıp, ülkeyi yönetenlere sövmeyi alışkanlık haline getiren Kültür Bakanlığı’ndaki bir güruhtan söz etmiştim. Halktan ve halkın değerlerinden ne kadar uzak olduklarının altını çizmiştim.
“Tembeller” demiştim. Çalışmayı sevmediklerinden söz etmiştim. Çıkardıkları pürüz ve problemlerden örnekler vermiştim. Hak etmeden para almak istediklerinden bahsetmiştim.
Çıldırdılar!..
Önce, yazdıklarımla ilgili suç duyurusunda bulunmak için aralarında imza toplamayı denediler. Tabii ki olmadı, çünkü ortada bir suç yoktu.
“Tazminat davası açalım” dediler, komik olacakları ve kendilerini sıkıntıya sokacakları için bunu da yapamadılar.
Sonra, “Emin Pazarcı’ya bu bilgileri kim verdi?” diye sağa sola saldırmaya, kendi kurumlarındaki insanları tehdit etmeye başladılar. Bazı kişilerin ekmekleri ile oynamak istediler.
Her türlü şirretliği sergilediler.
Hızını alamayıp, sokakta yolumu çevirenler bile çıktı. Çocuklarımın yanında ileri-geri konuşarak, taciz etmeye ve beni sindirmeye çalışanlarla dahi karşılaştım. Tabi ki ben de gereğini yaptım.
Dedim ya, tanıyorum bunları. O yüzden de Refik Erduran’ı çok iyi anlıyorum. Bakan Avcı’ya bir uyarı da ben yapayım:
-Aman dikkat!

***

Erduran’ın bana göre çok önemli bir tespiti var. Devletin elindeki sanat kurumlarından bahsediyor ve bunların “pozcu, şovcu, çıkarcı ve edepsizler” tarafından, yıllarca devlete karşı kullanıldığı gerçeğinin altını çiziyor.
Ardından ekliyor:
-Sebep devletin korkaklığı! Hayretle seyrediyorum. Kurumların amirleri yılan görmüş tavşan gibi felç oluyorlar.
Yaptığı değerlendirme abartı değil, gerçek!
Şirretliklerinden çekiniliyor, “bulaşmayalım” deniliyor, bu sahte “aydın” ve “sanatçıların” sergiledikleri çirkinlikler genellikle sineye çekiliyor. Onlar da sırtımızda kambur olmaya devam ediyor.
Sanatçıymış!..
Ne sanatçısı? Daha önce yazdığım ve bunların hop oturup, hop kalkmasına yol açan “Devlet Destekli Hainler” yazımın son bölümünü tekrarlıyorum: Artık maskelerini indirmek lazım bunların!

Kaş yapayım derken…

Şaka gibiydi, ama yaptılar. Dünyanın en büyük soykırımının mimarı Hitler’in torunları bize bulaştılar. Tarihi boyunca mazlumlara kucak açan bir millete “soykırım” çamuru atanların kervanına Almanlar da dahil oldu.
Biz de hemen misilleme yapmaya kalktık. Almanların, 1900’lü yılların başında Namibya’da yaptığı katliamların “soykırım” olarak tanınması için TBMM’ye yasa teklifi veren vekillerimiz çıktı.
Kimse kusura bakmasın, ama “kaş yapayım derken göz çıkarmak” buna denir!
Biz, yıllardır çeşitli ülkelerin parlamentolarında kabul edilen “soykırım” tasarılarının anlamsız olduğunu savunmuyor muyuz? “Tarihi olaylara parlamentolar değil, tarihçiler karar verir” demiyor muyuz? Bu tür tavırların ve atılan adımların ciddiyetten uzak olduğunu söylemiyor muyuz? Üstelik, bu doğru bir politika!
Şimdi, yıllarca tepki gösterdiğimizi ve kınadığımızı biz yaparsak eğer… Soykırım tartışmalarını TBMM’ye taşırsak…
Kendi kalemize gol atmış olmaz mıyız?

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi

Kuraklık nedeniyle Van Gölü'nde yeni adacıklar ortaya çıktı

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler