• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
9 Eylül 2015 Çarşamba

Silkinin ve kendinize gelin

Lafı evirip çevirmeden baştan söyleyeyim. Saldırıların arttığı bu dönemde terör ve terörist üzerinden devleti yönetenlere yaylım ateşi açmak, terör adına psikolojik harekât yürütmektir. Terör destekçiliğidir. Terörün ekmeğine yağ sürmektir. Bunu yapanla, askere kurşun sıkan bölücü terörist arasında hiçbir fark yoktur.

Çünkü…
Terör baronlarının amacı zaten bu: Devlet otoritesini zaafa uğratmak, devlet yönetimini itibarsızlaştırmak ve ülkeyi bir kaos içine sürüklemek.
O yüzden herkesin bin düşünüp bir adım atması, ağzından çıkacak her kelimeyi iyice tartması gerekir!
* * *
Yeniden altını çizip hatırlatmakta yarar var…
PKK denilen kanlı örgüt bugün ortaya çıkmadı. 1980 öncesi “Apocular” olarak faaliyet gösteriyordu. Masum insanları hedef alıyordu. Doğu ve Güneydoğu’da köy basıp kan döküyordu.
1980 Darbesi’nin ardından başta Suriye ve Baba Esad olmak üzere verilen dış desteklerle palazlandı. PKK adı ile Türkiye aleyhine faaliyetlerine devam etti. İlk olarak da 1984 Yılı’ndaki Eruh ve Şemdinli baskınları sırasında kendini gösterdi.
Amacı belli:
Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde ayrı bir yapı oluşturmak. Zaman zaman tersine açıklamalar yapsa da bu hedeften hiç vazgeçmedi. Zaten bugün yapılan “özerklik” açıklamalarıyla da bunu tescil etti.
Son dönemde yaptığı saldırılar sonucu 130’a yakın şehit verdik. Ancak, örgüt 30 yılı aşkın bir süredir saldırıyor. Binlerce insanımızı kanlı pusularda katletti, şehit etti. Bu ülkeye yüz milyar dolarlarla ifade edilecek kadar büyük ekonomik zararlar verdi.
Düşmanı belli:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti.
Bununla bağlantılı olarak devleti temsil eden ne varsa onunla savaş halinde. Polise, askere saldırıyor; devlete ait ne varsa yakıp yıkıyor.
Yeni değil, yıllardır yaşıyoruz biz bu tabloyu.
* * *
Örgüt, hem yaptığı silahlı saldırılarda, hem de uyguladığı “psikolojik harekâtta” sürekli olarak taktik değiştiriyor…
Siyasi uzantıları, önceleri bazı demokratik hak taleplerini dile getiriyorlardı. Çatıyı da sürekli olarak yükseltiyorlardı. Nihayet kullanabilecekleri argüman kalmayınca, asıl amacı dillendirmeye başladılar:
“Demokratik Özerklik.”
Bu, Türkiye’nin farklı bir yapıya bürünmesi, nihayet bölünmesi demek!
Bugün de farklı bir taktik uyguluyor. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Makamı’nı ve Tayyip Erdoğan’ı hedef alıyor. Kendisine destek verecek halkayı genişletip hedefe daha çabuk ulaşmayı planlıyor.
Nispeten başarılı da oluyor…
Özerklik ilan ettiği, hendekler kazdığı bazı mahallelerde maskeli teröristler pankartlar açıyorlar:
“Saray’a karşı savaşımız sürüyor.”
Örgütün siyasi uzantıları hedefe Erdoğan’ı yerleştiriyor.
İlginçtir, bu yapılarla hiç ilgisi olmaması gereken bazı çevreler de aynı söylemleri dillendiriyor. Hisler, duygular, düşmanlıklar ve çeşitli hesaplar aklın önüne geçiyor. Sonuçta, terör örgütünün oluşturmak istediği fotoğrafa yakın bir tablo ortaya çıkıyor.
Terör saldırılarından daha vahim olan da bu!
* * *
HDP için söyleyeceğim tek bir kelime bile yok. O, eylem ve söylemleriyle yerini belirledi. PKK ile aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Paralel Yapı zaten malum! Milli değil ve sürekli olarak Türkiye’yi tökezletmenin hesapları içinde.
Peki CHP ile MHP’ye ne oluyor?
Biri Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün, diğeri ise Türk Milliyetçiliğinin sembol ismi Alparslan Türkeş’in partisi. Ama onlar da zaman zaman HDP ve Paralel Yapı ile aynı fotoğraf karesinin içine giriyor. Eleştiride kantarın topuzunu kaçırıyor.
Tekrar hatırlatmak lazım:
Recep Tayyip Erdoğan ya da Cumhurbaşkanlığı Sarayı sadece bir sembol. Asıl mücadele Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile!

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler